Dünyada güzel kız

Arzulardan arın. Esrarengizi gör. Arzulara bürün. Arzu uyandıranı gör.

2020.09.13 21:39 karanotlar Arzulardan arın. Esrarengizi gör. Arzulara bürün. Arzu uyandıranı gör.

_Kalpteki incelik ise sevgi yaratır. Sözlerdeki incelik güven yaratır. Düşüncedeki incelik derinlik yaratır. Bunlara sahip olan insan ise her zaman kendini aratır. _Bir ülkede saraylar ne kadar çoksa, halk o ölçüde fakirleşmiştir. Saraydaki lüks ve pahalı şeyler ne kadar fazlaysa, tahıl ambarları o kadar boşalmıştır. Başkalarının yoksullaşması üzerine kurulmuş olan bu gösteriş, Haydutların yağmadan sonraki böbürlenmelerinden başka bi şey değil. Buna hırsızların cakası denir. Yol, bu değildir. Budur işte sahte YOL. _Halk açsa Bu üsttekilerin fazla vergi yemelerindendir. Halkı yönetmek güçse bu üsttekilerin her işe karışmasındandır. _Tasalanma sebebim bir bedenimin olmasıdır, Bedenim olmasaydı tasalanacak neyim kalırdı?" _İnsan ne kadar çok bilirse hükmedilmesi o kadar zor olur. Bu nedenledir ki eğiterek hükmetmek isyan getirir, cahil bırakarak hükmetmek mutluluk. _Sadece kendiniz olmak ile mutlu olduğunuzda ve kendinizi kimseyle kıyaslayıp, yarışmadığınızda, herkes size saygı duyacaktır _Kutlu kişinin kendi kalbi yoktur. Yetmiş iki milletin kalbidir onun kalbi. O kendi çocukları gibi bakar hepsine. İyilere iyiyim Kötülere de iyiyim. Çünkü iyiliktir ERDEM. Dost olana dostum Dost olmayana da dostum. Çünkü dostluktur ERDEM. Kutlu kişi sükûnet içinde yaşar. Geniş kalbi dünyaya açık. _Kutlu kişi isteksizliği ister. Değerliye değer vermez. _Mutsuzsanız geçmişte. Endişeliyseniz gelecekte. Huzurluysanız şu an da yaşıyorsunuz. _Brahman rahibi: “Komşunun tanrısını kendi tanrından çok sev!” _Görmek istemeyenden daha kör kimse yoktur. _Zorlanan bir şey, eninde sonunda eski durumuna geri dönecektir. _Başkalarını anlamak olgunluk, kendi kendini anlamak ise daha üstün bir olgunluktur. _Kayıp bazen kazançtan daha fazla yarar sağlayabilir. _Su gibi olmalısın. Kırılmamak için bükül. Düz olmak için eğril. Dolmak için boşal. Parçalan ki yenilen. _Bir insan, doğduğunda yumuşak ve güçsüzdür; öldüğünde, sert ve bükülmez. Bitkiler canlıyken yumuşak ve esnektir; öldüklerinde sert ve kuru. Bu yüzden sertlik ve bükülmezlik, ölümün yoldaşlarıdır, yumuşaklık ve narinlik hayatın yoldaşları. Yumuşaklık sertliğe, dirençsizlik kuvvete karşı zafer kazanır. Biçim alabilen şeyler sert olan şeylerden üstündür. _Zekice olmayan bir davranışa dahi zekice karşılık ver. _Konuşmadan önce düşün; Gereği var mı? Şefkat barındırıyor mu? Kimseyi incitebilir mi? Sessizliği bozacak kadar değerli mi? _Küçük kafalar kişileri, büyük kafalar fikirleri konuşur. _Bilge kişi kendi kişiliğini en sona koyar ama yine de en öndedir _En büyük iyilik su gibidir: sudaki iyi herkese yarar. Su bu iyiliği umursamadan yapar. _Kazanmak yada kaybetmek, hangisi daha iyidir? En iyi lider insanların ancak varlığından haberdar olduğu liderdir. _Tao Karıncayla imparator arasında fark gözetmez. Rahmetini iyiden de kötüden de esirgemez. _Dünya olduğu gibi olağanüstü güzel. _İyilik bilmez gökyüzü. En büyük iyiliği de budur işte. _Doğal olan güzeldir. İnsan içinden öyle geldiği için iyilik yapmalıdır, ödül beklediği için ya da cezadan korktuğu için değil. İçten gelmeden yapılan şeyler de uyum getirmez.
_Tao soyuttur. Ne yükselirken parlaktır ne de batarken karanlık. Tarif edilemez ve anlayışımızın ötesindedir. Başlangıcı ve sonu yoktur._Onu adlandırdık mı, onun sonsuzluğunu yitiririz. Çünkü her söylenen söz, her verilen ad şeyleri “Kendisi olamayandan” ayırır. _Su, TAO’nun simgesidir. O, yumuşak ve uysal, ama taşı yenecek kadar güçlüdür. En ince aralıklara bile sızar. Karşılık beklemeden çevresine hizmet eder. Her zaman en altta, insanların hor gördüğü yerlerde kalır. Bu yüzden de toplayıcı, birleştirici olur. Her yerde çevresiyle uyum sağlar. İçinde bulunduğu kaba uyar. Yine de hiç bir zaman kendi doğasını yitirmez... _Tao, her şeyin kaynağı olan “HİÇLİK”tir. HİÇ iken Bir oluruz. Bir’ken İki oluruz. İki iken Üç oluruz. Üç’ten bin bir tür oluruz. Hiçlik, karşıtlıklar dünyasının kaynağıdır. Birinin içinde ötekinden, erkekte kadından, kadında erkekten, ışıkta gölgeden, toprakta güneşten bir şey vardır her zaman. Her şey karşıtıyla vardır. (Ying Yang.) Tao içerdiği yol olma niteliğinin yanı sıra rehber olmasıyla, aslında aynı anda yapan ve yapılmakta olan gibi iki kavramı içinde barındırır: Hem yönetmen hem aktör, hem besteci hem melodi, hem seyrüsefer cihazı hem seyrin ta kendisi. Üstün insana Yol'dan söz etsen, gayretle işe sarılır. Nasipsize söylesen vay haline, kahkahaya güler. Gülmeseydi, yol, yol olmazdı. İnsanlar yeryüzünü izler, yeryüzü gökleri, gökler Yol'u izler. Yol ise olanı. _ Çılgınlar tanrısal vahiy ararlar Göğün-yerin işaretlerinde. Ben bilgelik ararım Zaman ve dünyanın işaretlerinde. _ Kimileri mucizeleri kutsal sayar. Ben mucize olmayanı kutsal sayarım… _Uyanmış insan işlenmemiş cevheri görür. _Bilge, gece içinde bir okyanus gibi, durgun ve sessizdir ama bir kış rüzgarı kadar yakıcıdır. Bilge kişi bulutlar gibi sürüklenir, belli bir yeri olmadan. yeni doğmuş bir bebek gibi kendini ifade etmeye çalışmaz. Bilge kişi bilir ki kişi yenilerek yenebilir ve yenerek yenilebilir. Bilge kişi kendine önem vermez, ama başkalarının ihtiyaçlarını duyumsar o alçakgönüllü ve utangaçtır, böylelikle diğerlerinin kafasını karıştırır.çocuk gibi görünür ve dinlenir. Bilge kişi kafasında yenmeyi kurmaz ki yenilsin, bir şeye sarılmaz ki yitirsin. bilgenin yolu kurnazlığa kaçmadan çalışmaktır. _Büyük iyilik su gibidir. Doğal olarak akar. Reddeden insana bile faydası olur. Tao gibidir. Bilge kişi de su gibi yaşar, arzusuz ve alçakgönüllü, entelektüel düşünceli, sevecen, adildir. Bilge kişi sessizce çalışır. Ne övgü ne de şöhret aramaz. Uyuyan bir bebek gibi nefes alır ve uyumu gözetir. _Tao yaratır ama saygınlık istemez ve yol gösterir ama karışmaz. Tao seyahat etmeden de bilinip gözlenebilir; ondandır bilge kişinin bakmadan her şeyi görmesi. Her nesne tao nazarında birer küçük evrendir; dünya kainatın küçük evreni, ulus dünyanın küçük evreni, köy ulusun küçük evreni; aile köyün küçük evreni, ve bedeni kişinin ailesinin küçük evrenidir; tek bir hücresinden galaksiye kadar…
Karar aklın durması halidir; karar verdiniz mi, akıl düşünmeyi durdurur. Buna rağmen akıl insanı daima karara zorlar; çünkü gelişme halinde olmak tehlikelidir ve insanı huzursuz yapar. Oysa gezi asla sona ermez. Bir yol biterken yenisi başlar. Bir kapı kapanırken başkası açılır. Bir hedefe ulaşırsınız ve daha yüksek bir hedefin hemen oracıkta olduğunu görürsünüz. _Kalite bir erdemdir! O kendini; mekandaki yaşantıda, düşüncedeki derinlikte, sevgideki cömertlikte, İfadelerdeki gerçeklikte İdaredeki düzende eylemdeki etkide doğru zamandaki doğru harekette gösterir. _Kendini bilen bilge. Başkasını bilen bilgilidir. Kendini yenen kudretli. Başkasını yenen kuvvetli Halinden memnun olan zengindir. Nefsini yenen iradeli. Yerini korumayı bilen kalıcıdır, Ölüp de yok olmayan ölümsüz. _Edimsizliğin her şeyden el etek çekmek, eylemsizlik demek değil, tutkulu, hırslı eylemlerden, doğadaki dengeye ters eylemlerden uzak durmak demek. İçine kapalılık demek değil, ukalalık, gevezelik etmemek, çevresine yaşamı ve tutumu ile örnek olarak yol göstermek demek. _Kutlu kişinin bu sınırsız iyiliği karşısında herkesin ağzı açık kalır. _Hep hiçlikte kalanlar görür onun özünü. hep varlıkta kalanlar görür onun yüzünü...” _Edimsizlik, yaşamın akışına aykırı olan eylemlere girişmemektir. _Ezecekler mi birini. Büyütürler onu alabildiğine. Zayıf mı düşürecekler birini. Güçlendirirler onu alabildiğine. Yok edeceklerse birini. Geliştirirler onu alabildiğine. Alacaklar mı elindekini onun. Ona verirler önce bol bol. Budur görmek görünmezi. Yumuşak yener serti. Zayıf yener güçlüyü. Çıkarma balığı derinden. Sırdır düzen. Ele verme sırrını. _Eskinin yetkin ustaları Özlü ve gizemliydiler. Derindiler erişilip bilinmez. Kışın bir ırmağı geçer gibi Çekingen, Komşuların gözü altında gibi Dikkatli, Konuklar gibi sakıngan, Eriyen buz gibi geçici, İşlenmemiş balçık gibi şekilsiz, Vadi gibi geniş. Sis gibi bulanık… _YOL'u yitirmeyen doygunluğu aramaz. Doygunluğu aramayan kalır dolmadan. Hep açık yeni yetkinliğe. _Fazla söz boşa zahmet. İyisi mi içindekini tut içinde. _Su gibidir yüce iyilik. İyidir ki su Binbir türe yarar verir dayatmasız. İnsanların hor gördüğü yerlerde. _En yüce hakanların varlığını Bilmezdi halk. Ne sakıngandı değerli sözleri. İşlerini görürlerdi onlar ve yoluna girerdi. Sonrakiler sayıldı ve sevildi Sonrakilerden korkuldu _Ahlak yok olduğunda doğru davranış biter ve çıkarcılık ortaya çıkar. Çıkarcılık; düzensizliğin başlangıcıdır. _Beş renk gözü kör eder, beş sesse, kulağı sağır. Beş çeşni, tat alma duyusunu köreltir. Fazla düşünmek zihni zayıf düşürür, arzular ise kalbi öldürür. Denge ve ihtiyaç önemlidir. _Bir şeyi daraltmak istiyorsan, Önce onu genişletmelisin. Bir şeyi zayıflatmak istiyorsan, Önce onu güçlendirmelisin. Bir şeyden ayrılmak istiyorsan, Önce onunla birleşmelisin. Bir şeyi almak istiyorsan, Önce onu vermelisin. Buna “ ince kavrayış” denir. _Lao Tse ise toplumdaki çürümenin ahlak dersi verme ve politik önlemler almayla giderilemeyecek kadar derin olduğunu düşünüyordu. Tersine, tüm töreler, kurallar, ahlak, politik girişimler kötülüklerin asıl kaynaklarıydı, insanların doğallıklarına dönmeleri, her türlü tutku ve bencillikten kurtulmaları, toplumsal norm ve değerlerden vazgeçmeleri gerekiyordu. _Derler ki, tüccarın iyisi malını öyle saklarmış ki, onu gören yoksul sanırmış. Arif ve ERDEM’li kişi de odur ki, gören budala sanır, iyisi mi, Siz vazgeçin şu gururlu, hırslı, kibirli halinizden, bırakın şu yakışıksız çabalarınızı “Emirlerle yönetip cezalarla düzenlersen halk yılgın ve utanmaz olur. ERDEM’le yönetir ahlakla düzenlersen halk utanmayı öğrenir ve iyiye yönelir.” Ama gerek “ahlak”, gerekse “yönetme” ve “düzenleme” çabalarının kendisi huzursuzluğun asıl kaynağı Lao Tse’ya göre! _ Asıl tehlikenin büyüğü, asıl sakınılması gereken şey “hortlaklardan” da önce, insanlığa hizmet etme aşkıyla hortlaklara savaş açan kutlu kişiden gelebilecek zarar. _Günümüz yönetimlerinin “tüketim olanakları verip halkı pasifleştirmek” ve “basit halkı bilgisiz bırakmak; aydınların ise gözünü yıldırıp eyleme girişme cesaretini kırmak” türü yöntemlerini kaçınılmazlıkla anımsatıyor bunlar! _Doğru yaşamayı bilen Geçsin ülkeyi bir uçtan bir uca. Rastlamaz tek gergedana kaplana. Geçsin bir ordunun içinden. Ne zırh yarar ne kılıç. Gergedan bulamaz boynuz saplayacak yer. Kaplan bulamaz tırnak geçirecek yer. Kılıç bulamaz keskinliğini gömecek yer. Neden? Çünkü ölümlü yanı yoktur onun. _Yücelerden bilge YOL’u duyunca. İzler onu uyumla. Alçakçalardan bilge YOL’u duyunca Güler ağız dolusu Ve gülmezse bil ki Doğru YOL değildir o. _Bütün keskinlikleri körelt, Bütün düğümleri çöz, Her şeyi birbirine kat. Sır olan Ayniyet, işte buradadır. Sen, ona yaklaşamazsın, Onsuz da yapamazsın. Ona bir hayrın olmaz, Zararın da olmaz. Ona şeref veremezsin, Onu aşağılayamazsın da. Dünyada hiçbir şey onun kadar asil olamaz. _Nesnelere ve kavramlara verdiğimiz anlamlar arzuları ve amaçları doğururlar. İyi ve kötü, alçak ve yüksek, aydınlık ve karanlık gibi. Bu anlamlardan kopmamız arzu ve amaçlarımızdan ayrılmamız sonucu eylemsizliğe varırız. Eylemsizlik bir kere kavrandığında uyumlu yaşama geçiş kapısı açılır. Geçmişin pişmanlıkları ve gelecek kaygısı ve planları gibi gerçek yaşamdan koparan etkiler aynı zamanda insan yaşamında bir tür dengesizlik hali yaratır. Uyumlu yaşam ve doğal akış insanın içinde bulunduğu an ile bütünleşerek yaşamasını sağlar. Bu uyuma yolu izlemek denir. Yol anlamına gelen tao kelimesiyle kastedilen budur. _Kimileri mucizeleri kutsal sayar ben mucize olmayanları kutsal sayarım. Çılgınlar tanrısal vahiy ararlar. Ben bilgelik ararım. _Olgunlaşır varlıklar. Sonra dönerler kaynaklarına. Kaynağa dönmek huzur demek. Huzur amaca varmak demek. Amaca varmak sonsuzluk demek. Sonsuzluğu kavramak aydınlık demek. Sonsuzluk kavranmadı mı Uyumsuzluk gelir. Sonsuzluğu kavrayan hoşgörülüdür. Hoşgörülü demek adil. Adil demek egemen. Egemen demek kutsal. Kutsal demek YOL'da YOL'da demek kalıcı… _Kutlu kişi örnek olur dünyaya. Çevresine ışık saçmaz ve aydınlanır. Kendisine değer vermez ve yüceltilir. Kendini övmez ve yarar verir. Kendini öne koymaz ve kalıcılaşır. Çünkü savaşmayanla Kim savaşabilir dünyada _Biliyorsam biraz doğru YOL’da yaşamı. Tek korkum yolu yitirenlerdendir. Sapanlardan dar sokaklara doğru. YOL dururken _Sağlam kök salan sökülmez. Sıkı tuttuğun çalınmaz. _ERDEM’le dolu kişi Benzer yeni doğmuş bebeğe. Yılan çıyan sokmaz Vahşi hayvan saldırmaz Alıcı kuş paralamaz İncedir kemikleri kasları yumuşaktır ama Yine de sımsıkı yapışır tuttuğuna Erkek dişi nedir bilmez ama Yine de kalkar pipisi Çünkü dopdoludur hayat tohumuyla _Keskinliğini körelt. Karmaşalarını çöz. Parlaklığını sönükleştir. Tozuna karış dünyanın. Budur gizli Bir’e varmak. Buna erişeni Ne sevgi yaralar ne soğukluk Ne kazanç yaralar ne kayıp Ne saygınlık yaralar ne utanç Ki en saygın olur göğün altında _Baştaki sakin ve edimsizse Halk dürüst ve temiz olur Baştaki zeki ve kurnazsa Halk hilekâr ve güvenilmez olur _Büyük ülkeyi yönetmek Küçük bir balık kızartmaya benzer. _Tatlı söz yılanı deliğinden çıkarır. _Ayaksız yürümek. Kolsuz dövüşmek. Saldırısız yenmek. Silahsız durdurmak. En büyük talihsizliktir küçümsemek düşmanı. Küçümseyen korkarım yitirir hazinesini. _Bilmediğini bilmek büyüklüktür. Bildiğini bilmemek eksiklik. _Emretmeden yönetebiliyorsanız lidersiniz. Lider ol, ancak efendi olma. _Düşlerini neyle suladığına dikkat et. _Kendi aczinden onur duymaya kuvvet denir. _Henüz gülümsemeyi öğrenmiş bir bebek gibi. durgun ve ifadesizim, _Eğer ki halkın korktuğu biriysen, Sen de halktan kork _Çok bilenler konuşmaz, çok konuşanlar bilmez _Üç hazinem var: Sadelik, sabır ve merhamet. _Bahar gelir ve çimenler kendiliğinden yeşerir. _Diğer insanların hakkınızda ne düşündüğünü kafanıza takarsanız,daima onların kölesi olursunuz. _Dostlarını kendine yakın tut, düşmanlarını daha da yakın. _Düşüncelerinizi değiştirin, hayatınız değişsin. _Tanrı size istediğiniz insanları değil, ihtiyacınız olan insanları verir. _Gerçek bilge aydınlanmanın amaç değil, anlam olduğunu anlar. _Eğer pes edebilirsen güçlüsündür. Kötülüğe iyilikle karşılık ver. _Bir aile iç ahengini yitirdiği zaman “hayırlı oğullar”dan söz ederiz. Bir devlet kargaşaya sürüklendiği zaman sadık devlet adamları”ndan _Dünyadaki herkes güzeli güzel olarak bilir Ve çirkinlik de bu yüzden vardır. İşte böylece, Varlık ve yokluk birbirini doğurur, Zor ve kolay birbirini tamamlar, Uzun ve kısa birbirini şekillendirir, Yukarı ve aşağı birbirini doldurur, Sesler ve tonlar birbiriyle uyuşur, Önce ve sonra birbirini izler. _İnsanların onay vermesini önemserseniz, onların mahkûmu olursunuz. _Düşlerini neyle suladığına dikkat et. Düşlerini endişe ve korkuyla sularsan, yaşamını boğan yabani otlar biçersin. Düşlerini iyimserlikle, çözümlerle sularsan, başarı biçersin. _Kalbinizde yeşil bir ağaç bulundurun, belki şakıyan kuşlar gelir. _ Erdeme haiz olanlar kusur aramaz. Kusur arayanlar erdeme haiz değildir _ Orada oturup sessizce tefekküre dalarak Zihnini temizleyebileceğini mi sanıyorsun? Bu, zihnini yalnızca daraltır, temizlemez. Tam uyanıklık akışkandır ve uyumludur; Her zaman ve mekanda vardır. Gerçek tefekkür işte budur. Dünyadan uzak durarak kim saflığa ve basitliğe erişebilir. Tao temiz ve basittir Ve dünyadan uzak durmaz. Neden basit şekilde ana-babanızı onurlandırmıyor, çocuklarınızı sevmiyor, kardeşlerinize yardım etmiyor ve en yüce doğruyu anlamak yerine, elinizde sıradan yöntemler bulunduruyorsunuz? Bu, gerçek saflık, gerçek basitlik ve gerçek ustalık olacaktır. _Bilmek ama yine de bilmediğini düşünmek en büyük hünerdir. Bilmemek ama bildiğini düşünmek ise hastalıktır _Zeka, bilgelik demek değildir. _Bir ağacın güzelliği hiçbir zaman kelimelerle ifade edilemez; bunu anlayabilmek için onu kendi gözlerinle görmelisin. Dil, bir şarkının melodisini yakalayamaz; onu anlayabilmek için kendi kulağınla işitmelisin. _Ermiş kişi yönetirken: Kalplerin boşalmasını ama karınların doymasını sağlar. İstekleri zayıflatır, ama kemikleri kuvvetlendirir. İnsanları daima alimlikten ve arzudan yoksun bırakır ve alimler bir eyleme geçmeye cüret edemez. Yaptıkları bundan ibarettir ve işte böylelikle düzensiz bir şey kalmaz. _Büyük işler başarıp şeref kazandıktan sonra bir yana çekilmesini bilmeli. _Büyük bir milleti yönetmek küçük bir balık pişirmek gibidir; fazla kurcalarsanız mahvedersiniz. _Sonsuz Tao, ne anlatılabilir olan, ne de ad verilebilir olandır. Her şeyin durmaksızın dönüştüğü ileri sürülerek, ona ad vermekle.. _Taoist cinsel uygulamalar - Özlerin Birleşmesi. Uzun yaşama ve ölümsüzlüğe ulaşmasının yöntemlerinden biri genç yaştaki bakirelerle cinsel ilişki kurmaktır. Tavsiye edilen 14 - 16 yaş aras..Chang Taoist cinselliğin yaşlı erkek - genç kız ilişkilerinde hayata geçirilebileceğini belirtirken, genç erkeklerin ise gençler yerine yaşlı kadınlarla ilişki kurmasının daha avantajlı olduğunu ileri sürmektedir _Konfüçyüs bir gün suyun içinde çırpınan adamı kurtardıktan sonra. coşkun suların içinde sağ kalmayı nasıl başardığını sormuş. 'Çok kolay!' demiş adam. 'Akıntı beni aşağı çektiği zaman daldım, yukarı ittiği zaman da su yüzüne çıktım.'" sertliğe karşı yumuşaklığın, tutkuya karşı tutkusuzluğunu, hoşgörüsüzlüğe karşı hoşgörünün, erkeğe karşı kadının yanını tutan bir öğreti bu. _ Hiçliğe dönendir Biçimlenmemiş biçim Aslı olmayan resim Karanlıktır kaostur _Ah daha ne kadar sürer yalnızlık. Herkes sevinç saçıyor. Bayrama gider gibi. Bir ben çekingen. Gülmeyi öğrenmemiş bebek gibiyim. Huzursuz savrulurum. Yersiz yurtsuz gibiyim. Herkes bolluk içinde. Ben unutulmuş gibiyim. Mağara gibi yüreğim. Uyumsuz ve karanlık Dünya insanları ışıl ışıl ah Bir ben bulanık su gibiyim. Dünya insanları kurnaz mı kurnaz. Bir ben kapalı kutu gibiyim. Huzursuzum ah deniz gibi. Dur durak bilmeyen girdap gibiyim. Herkesin hedefi var Bir ben aylak dilenci gibiyim Bir ben başkayım herkesten Ama değerlidir anadan alınan besin. __YOL’da bir oldun mu onlarla YOL’da olanlar da Hoşnut olur bundan. Yoklukta bir oldun mu onlarla. Yoklukta olanlar da Hoşnut olur bundan. Güven bulamaz güven göstermeyen. _Ayak parmakları üstüne kalkan sağlam durmaz. Dizlerini kırmadan yürüyen ilerlemez. Çevresine ışık saçan aydınlanmaz Kendine değer veren yüceltilmez Kendini öven yarar vermez. Böyle kişi yemek artığı yara irini gibidir YOL’a _Yüceliğini bilip alçaklığını yitirmeyen Olur göğün altında vadisi yerin _YOL doğurur. ERDEM besler, Büyütür, bakar, Geliştirir, tutar, Örter ve korur. _Yeryüzünün kaynağı var ki anası yeryüzünün. Her kim anaya bakarsa Yaşamı boyunca korkmasın bir şeyden Sonsuzluğu kucaklamaktır bunun adı _Ülkenin günahını kim alırsa üstüne. Başta gider tohum kurban töreninde. Ülkenin acılarını kim alırsa. üstüne Hakanı olur yeryüzünün _ERDEM’li kişi ERDEM’i bilmez Ondan ERDEM’lidir o. ERDEM’siz kişi Çabalar ERDEM’i Yitirmemeğe. Ondan ERDEM’sizdir o. ERDEM’de olan amaçsız. ERDEM’siz olan amaçlı.YOL’u yitirince ERDEM. ERDEM’i yitirince aşk. Aşkı yitirince adalet. Adaleti yitirince ahlak. Sadakat ve güven kıtlığıdır ahlak. Ve başıdır huzursuzluğun _Her şey Ya çoğalır azaldıkça Ya azalır çoğaldıkça _En büyük yetkinlik eksik görünür Ve sonsuz olur etkisi En büyük doğruluk eğri görünür En büyük yetenek aciz görünür En büyük belagat dilsiz görünür Soğuğu hareket yener sıcağı sükûnet Saflık ve sükûnet Bu ikisi ölçütüdür dünyanın _Ölümden korkmaz olursa insanlar Nasıl korkutursun ölüm korkusuyla? Ölümün sahibinin yerine öldürmek Marangoz yerine keseri ele almak demek. _Yaptığını kendi yaşamı için yapmayan Daha bilgedir yaşama değer verenden _TAO’nun özünü kavramanın yolu, hep hiçlikte kalmak, tutku ve isteklerden arınmaktır, TAO’nun özüne varacağım diye tutkularından kurtulmak için çabalayıp duran kişinin bu halinin de tutku dolu olduğunu hatırlatıyor _“Fincanı iki elinle tutarken, aynı anda dolduramazsın. _Hiç ile kaynak aynıdırlar. Yalnızca biz farklı adlar vermişiz. Maddesel ve tinsel her şeyin kaynağı olan TAO… _Toplum kuralları gerçekte toplumsal hastalıkların asıl kaynağı olduğunu gösteriyor. Devlet yönetiminin filozofların işi olduğu inancındadır. Basit halk, yüreğini huzursuz kılmaktan başka bir işe yaramayacak, ona ancak mutsuzluk getirecek olan tüm bilgiden uzak tutulmalıdır. Tutkularını aşmış, bilge kişi içinse durum başkadır: _Karın, Karanlık, gizli, sırlı hakikatin simgesidir._ __ İyilik bilmez gökyüzü. En büyük iyiliği de budur işte .“Sevgi, iyilik, insaniyet, bağlılık”…Taoculuk bu tür sevgiyi reddeder: Böylesi sevgi, kimilerini başkalarına karşı kayırmak demektir. Oysa TAO’nun, doğanın, dünyanın iyiliği, tarafsızlığında, kimseyi sevmeyip, kimseyi kayırmamasındadır. . _Taoculuk’ta ne geçmiş ne gelecek, yalnızca şimdiki yaşam vardır. _Zhuang Zi, Ölümün eşsiz bir “mutluluk” olduğunu savunur. _Yaradılış, doğa ananın koynunda sürekli olarak yeniden gerçekleşir…. _Vadi hiçliği simgeliyor. Her iki yönden de “vadi ruhu” TAO’yu çağrıştırıyor: ana rahmi” anlamına geliyor. “Karanlık dişinin kapısı” da, hem bin bir türün doğuşunun tablosunu çiziyor, hem de “sırlar sırrı” olan “tüm mucizenin kapısı”nı çağrıştırıyor. _Ying aydınlık, Yang gizemli karanlık ve ikisini birleştirem yaşam soluğu uyum… _Kong Zi yani Konfüçyüs “Başkalarının bana yapmasını istemediğimi ben de onlara yapmamalıyım” der… “ _Taoculuk’ta daha çok vurgulanan, bütünün parçalardan fazla bir şey olduğu olgusudur... Kitab-ı Mukaddes’te Tanrı, Peygamber Yeşaya’ya “Bilgelerin bilgeliğine son vereceğim, yok edeceğim usluların usunu!” diye seslenir. Yeni Ahit’te de Aziz Pavlus “Nerede zeki insanlar, nerede okumuş kişiler? Tanrı bu dünyanın bilgeliğini deliliğe çevirmedi mi?” diye alaya alır yetenekleri ve bilgeliğiyle övünenleri…Tao ise insanı kendi doğasıyla yüz yüze bırakıyor. _Halkın günahlarını, ülkenin acılarını üstüne alan dünyaya hükümdar olur _Kong Zi, Lao Tse’yı ziyaret ederek onun bilgisine başvurur. Lao Tse onun gururlu ve girişimci tutumunu eleştirir. Kong Zi sarsılmış ve Ustaya derin şekilde hayran kalmış bir halde öğrencilerinin yanına döner. Kong Zi öğrencilerine dedi ki: Kuşları bilirim, uçarlar. Balıkları bilirim, yüzerler. Hayvanları bilirim, koşarlar. Koşanı tuzağın ağı yakalar. Yüzeni oltanın iğnesi tutar. Uçana avcının oku erişir. Ama ya ejderhalar? Ya onlar nasıl yükselir rüzgârların bulutların üstüne de göğe ulaşırlar, bunu bilemem. Lao Tse’yi gördüm bu gün. Düşündüm: Acaba o da ejderha gibi mi?Lao Tse’nin bir “ejderha” gibi olduğunu anlatır. _Toplumsal değerleri ve yöneticilerin otoritesini insanlığın tüm acılarının kaynağı saydığı. _ Kong Zi eski gelenekleri öğrenmek için Lao Tse’ye geldi. Lao Tse ona dedi ki: Sizin sorduklarınız ancak kemikleri bile çoktan çürümüş insanların sorunları. Onlardan bugüne kalan yalnızca sözcüklerdir. Arif kişi zamanını bilir, arabası gelince biner, gelmezse de çıkınını toplayıp gider.
_Karşılaştırmalar yargılamalardır, _Övgü beklemeyen bilge kişidir. _Gereğinden fazla zorlarsan, en müthiş bıçak bile körleşecek. Çaresizlik ona hiçbir işe yaramayan, akordsuz yalanlar söyletecek. Bilgelik de akılla birleşip sağduyulu zekayı ışıldatacak. sabır en dolaşık ipleri bile düğümlerden kurtaracak, _Tabiat kasıtlı hareket etmez. Hiçbir varlığa iyi veya kötü niyeti yoktur. Tao da aynen tabiat gibidir. Tabiat tao'nun takipçisidir. Bilge kişi de böyledir. Tutkularından arınmış _Çömleği yapan kil değil boşluktur. _Kaos ortaya çıktığında, üstün insanın içsel dünyası düzenli ve sakindir. Topluma geri dönüşünde yardımcı olur. Kaos sona erdiğinde toplum tarafından görülebilir. _Çok daha iyidir basitliğini görmek ham ipeğin güzelliğinin ve işlenmemiş taşın; kişinin kendisiyle bir olmasından daha iyidir tao ile bir olması, bensizliğin geliştirmesi. _Butunlugu korumak icin boyun egmek kendini savunmayarak ayricalik kazanir. Eğilmek dik olmaktir; bos olmaksa dolu. Böbürlenen kişi aydınlanmamıştır, saygı görmez değerli insanlardan; böylece, hiç bir şey kazanmaz ve itibarı lekelenir. kibir aşırılıktır ve bilge kişi onlara ihtiyaç duymaz _Yaratıcı prensip birleştirir sonsuzluğa uzanır. Sonsuzluğa seyahat ederken değişmez özünü korur. En lüks yerlerde basitliğini korur. _Onurlu davranın ama alçakgönüllülüğü koruyun. _En büyük balık gölün dibinde yaşar ve bir ülkenin en iyi silahları kuytuda kilitli tutulmalıdır. Uysal ve nazik olan, sert ve güçlünün üstesinden gelebilir. _Gerçekten iyi insan haptığı iyiliklerden bihaberdir. _Liderin görevi nüfusun refahını sağlamaktır kendi refahını değil. _Bazen her şey ters görünür. Aydınlık karanlık. Doğru yanlış gibi, kolay zor gibi, pak olan kirli, ilerleme gerileme olarak görünür. En kötü anlarda dahi umudunu kesmez doğa-tao. Sen de öyle ol. doğru görünen bir dahakinde eğri görünebilir; zeka aptallık görünebilir, güzel söz söyleyiş patavatsızlık görünebilir; hareket soğuğu alt edebilir, durağanlık da sıcağı, ama hareketteki durağanlık tao'nun yoludur. _Sertin üstesinden ancak ona boyun eğen yumuşak gelir. _Aydınlanmış kişi arkadaş edinmekle ilgilenmez, ne de düşman kazanmakla; iyi ya da kötü ile, övgü ya da suçlama ile. bu tür bir tarafsızlık* insanın en üst halidir… _Keskindir ama kesici değil. Pivridirler ama hiç bir zaman delici değil. Parlaktırlar ama kör etmezler. Budur bilge kişinin eylemi. _Tasarlamadan hareket et; doğal bir şekilde çalış ve tatsızın tadını al; karmaşıktaki basiti ara… _Sorunlar ortaya çıkmadan önce yüzleşilirse kargaşanın önüne geçilir… _Uçsuz bucaksız yolculuklar ilk adımı atmakla başlar. Koca ağaç küçük bir fidandan oluşur _Irmağın ve akıntının hakimi denizdir, çünkü hepsinden alçaktadır. öğretmenin öğrencilerine yol göstermesinin en iyi yolu önde gitmelerine izin vermektir. _Tartışmalar kavgacılık yapmak yerine beklemeyi bilerek, üstüne gitmek yerine geri çekilerek kazanılabilir. büyük savaşlar kıpırdadığını belli etmeden ve gizlediği gücünü koruyarak hareket etmek, saldırmadan ele geçirmek silahtan başka şeyler kuşanmak sayesinde kazanılabilir. _Ülkedeki insanların karnı aç canları kıymetsiz olursa onlar da yönetimi alaşağı etmek için artık kendi canlarından geçerler… _Eğilmek bilmeyen savaşçı kendini ölüme mahkum eder ve eğilmeyi reddeden ağaç kolayca kırılır. onun için sert ve yoğun olanın yenilmesi yumuşak ve esnek olanınsa yenmesi mukadderdir… _İhtiyacından çoğuna sahip olandan alıp ihtiyaç sahiplerine dağıtmak tao'nun yoludur yüksektekini alçaltır, alçaktakini yükseltir… _Tezatmış gibi görünse de insanların aşağılamalarını kaldırabilen kişi yönetmeye uygundur. Önderlik etmeye uygun olan da ülkesinin felaketleriyle bizzat yüzleşendir. _Ne kadar azsa çoğalır, ne kadar çoksa azalır. Gerçek her zaman güzel güzel sözler de her zaman gerçek değildir. _Erdemli kişi kendi için tartışmaya gerek görmez çünkü bilir ki tartışmak yararsızdır. _Övgü beklemeden, ışığı saklamak,, aşırılıklar olmadan, kara aynayı temizlemek, arzuların bastırılması ,sakin ve hareketsiz, köke geri dönmek, ahlakin çürümesi, butunlugu korumak icin boyun egmek, değiştirilemeyeni kabullenmek, erdemli pasiflik arkadan önderlik etmek tek başına durmak
Tao Te Ching, Lao Tzu
submitted by karanotlar to u/karanotlar [link] [comments]


2020.09.12 11:29 clickerpro999 alay etmek hakaret etmek tahrik taciz ve suçtur kanunda bilişim suçlarında suç olarak geçer bunların cezai müeyyideleri vardır kardeşim, kimsen her kimsen adını soyadını yaz çık karşıma hesaplaşalım, 62 yaşında adamım ben senin dalga geçeceğin eğleneceğin bir ikon değilim, bir eşya değilim, git sikt

alay etmek hakaret etmek tahrik taciz ve suçtur kanunda bilişim suçlarında suç olarak geçer bunların cezai müeyyideleri vardır kardeşim, kimsen her kimsen adını soyadını yaz çık karşıma hesaplaşalım, 62 yaşında adamım ben senin dalga geçeceğin eğleneceğin bir ikon değilim, bir eşya değilim, git siktir git başka şeylerle eğlen, ibnelik yapma adam olun insan olun tabii ki küfür edeceğim hakaretlerinize teşekkür mü edeceğim şerefsizler, peki madem son kararın bu, ben de tahkikatı başlatıyorum, benden günah gitti. fotoğraflarımı benden izinsiz çalmak bir, ikincisi fotoğraflarımı benden izinsiz çalmak suretiyle hakaret alay etmek, üç en azından yapılmış olan bir takım suçları tekrarlamak ve yine tahrik, taciz ve hakaret sayfası açmak, bunların türk ceza kanununda hepsinin bir cezası var benden günah gitti. niye açmıyorsun sana görüntü gönderiyorum neden koruyorsun neyinden korkuyorsun? madem korkaksın niye bu işlere girişiyorsun bak götünden kan alırım senin ibne çok da güzel biliyosun bu işleri gayet güzel sayfalar açmışsın gyet güzel bir takım kopyalar yapmışsın videolarımı filan ne orospu çocuğusunuz ulan siz işiniz gücünüz yok şimdi ben bunları konuşurken gülüyorsun büyük ihtimal orospu çocuğu diyabet ve hiper tansiyonum var hastayım lan amcık, anasını siktiğimin ibnesi tabii ki küfür edeceğim size, ananı sikiyim senin orospu çocuğu bu kancıklıkları kalleşlikleri yaptığınız için, terörist misin nesin lan sen ibne teröristler yapmaz ulan sizin yaptığınızı ibneler gidin başka şeylerle eğlenin orospu çocukları, ananı kız kardeşini sikiyim senin al bak küfür yedin işte ne güzel değil mi? be orospu çocuğu ben tanınmış sanatçıyım sen kimsin? bana hakaret ettiğin anda suç, türk kültürüne türk müziğine bir sürü hizmeti olmuş devlet sanatçısı bir adamım ben sen kimsin? anasını siktimin ibneleri şu ceza çıkmadı ki bir türlü ananız sikilsin sizin orda, yazdığınız anda bulunasınız, yazdığınız andan itibaren ceza geldiği zaman korku bokuna bir bok yapamazsınız piçler sizi, kancık ibneler. ananı sikiyim senin orospu çocuğu bağtarı götüne sokayım senin kancık ibne şerefsiz işiz imansız ibne seni, bu dünyada hiçbir işe yaramadan siktirip gidecek günahlar içinde kıvranacak bir puştsun sen, orospu çocuğunun birisin ibne diğerlerinden hiçbir farkın yok benim nezdimde. sen ve senin gibilere en ağır küfürleri etme hakkı veriyor hukuk bana biliyor musun bunu? ben dünkü adam değilim ibnenin evladı, senin anını kız kardeşini sevgilini üst üste koyup sikicem taksim meydanında bu memlekette müzik için anası sikilmiş bir adamla uğraşıyorsunuz size rağmen başardım lan ben bu ülkede sizin gibi ibnelere rağmen sizin gibi ibnelerin sayısı az değil ki meslektaşlarımın arasında da var hiçbir bok yapmamış müziği sadece para kazanmak için kullanmış ne bir öğrenci yetiştirmiş ne bir gence enstrüman almış ne bir anadolu yollarında bedava konserler vermiş sizin gibi ibneler yüzünden bu ülkede yobazlara kaldı bu ülke müzik sanat kültür düşmanlarına kaldı orospu çocukları, sizin gibi piçler yüzünden sizin gibi namussuz şerefsizler yüzünden, siktirin gidin şimdi. bunların hepsi önyargı lan ibne önyargı, adam gibi konuşsan benle diğerleri gibi delikanlı gibi karşıma çıksan gayette hak ettiğim yerdeyim ne demek intikamım mintikamım kinim falan yok onlar senin gibi eziklerin düşünceleri hastalıklı düşüceler onlar, gayet de hak etmiş iyi bir evliği olan çoluğu çocuğu olan emekli maaşı olan mesam ve müyorbir’de telif hakları gelirleri olan öğrenciler yetiştiren bir sanatçıyım ben bir hocayım, nasıl bu hastalıklı fikirlere sahip oluyorsunuz siz halk tarafından nasıl görülmeyen bir adam olurum ben lan? 50. sanat yılı altın plağımı aldım orospu çocuğu neredeyse 62 yılın 2 yaşında beri müziğin içindeyim 8 yaşında vermişim ilk konserimi, evladım ibneler orospu çocukları öldürecek misiniz ulan beni?
submitted by clickerpro999 to kopyamakarna [link] [comments]


2020.09.07 22:19 alwaysiesta sevgi yanılgısı

sevgi ne ak47 bu kadar beta olmayın sevgi diye bir şey yok atın kafanızdan onu, o kavram 15 yaşında lise 1 de iken gözlerinin yeşilini özledim dinleyip, müslüm ile kendimizi jiletleyip kırmızı tuborg içtiğimiz zamanlarda undertaker tarafından gömüldü. SİKENİ SEVERLER, SEVENİ SİKERLER anonlar hala gördüğüm kadarıyla sevgi denen simülasyonun yanılgısında olan kişiler görüyorum. sevgi denen şey sadece chadlere özel bir kavramdır. beta, tipsiz, manlet, sıska erkeği süründürür acilen bu triplerden çıkıp eskort olsa bile deneyim kazanmak lazım ki ilerleyen yaşlarda zor bela kazanılan bir ilişkide olay zor bela seks yapmaya gelirse tökezleyip o 300 bin km kadını da kaybetmeyin. zamanında o salaklığa bende çok düştüm bana artık mal mısın diyorlardı. -ama anon sefiyorum_faec, o anlayacak eninde sonunda bu sevgimi. diye gezerdim ama o kız onu aldatan eski sevgilisini her gün düşünür sonra gidip onu affedip altında inlerdi o yüzden bu yıkıklık felsefesini acilen bırakmanız lazım olmuyorsa olmasın hiç taviz vermeyin. bu dünyada bir şeyi ne kadar yanlış yaparsan o kadar seviliyorsun. ilgimi göstermiyorsun o zaman severler. düzgün efendi değil misin o zaman severler. karşında ki insanı yeri geldiğinde eziyor musun o zaman severler. bir kız için ölüp bitersin, hep onu düşünürsün, her fırsatta dile getirirsin, hediye alırsın vsvsvs bir sürü detay ama o birini sevse onun için ölse bile sikseler gidip söylemez sevginin saf halini sadece erkekler yaşar kadınlara özgü bir şey değil hele ki bir tanınmışlık seviyesine geliyorlar ise resmen robota bağlıyorlar. açın instabok'u konum yerine yazın istanbul'un bir yeri mesela sarıyer yemin ediyorum ki 100 tane etiket varsa 90 tanesi kadın ve hepsi boğazın önünde fotoğraf çekilmiş kıyafetlerine kadar aynıdır. beşiktaş'a alın konumu 1000 fotoğraf varsa 900 tanesi led ışık önünde aynı pozu vermiş kadın fotoğrafı vardır. artık seviye şu noktada en güzel fotoğrafı intabok'a kim yükleyecek hatta artık cinsellik bile geçirmiyorlar kafalarından unuttular o işi.
submitted by alwaysiesta to turkincel [link] [comments]


2020.08.24 21:42 Bisakin Kişisel bir kaç şey

Merhaba diye başlayayım.En sevdiğim şeydir aslında kendimi ya da başka bir şeyi uzun uzun anlatmak bu yüzden genelde insanlar bana "kısa kes artık"der.
Kısaca kendimden bahsedecek olursam ben Öykü Su."Su"ismime ayrı bir aşığım ama insanlar bana Su demeyi pek sevmez.5 yaşındayım(insan hissettiği yaştadır).Resim çiziyorum yaklaşık 4 yıldır+6 aydır gitar çalıyorum.TAM BİR PORÇAYİSTİM.
Yalnız kalmayı sevdiğimi anlama hikayem:İnsanlar beni değil de beni kullanmayı seviyordu.Ben de beni sevsinler diye olmadığım biri gibi davranmaya başladım.Rol yapmanın meyvelerini de aldım bu arada.Bu sahte şeylerden dolayı kendi içime kapandım ve yalnız kalmanın dünyada ki en büyük hediye olduğunu keşfettim.
Girdiğim ortamlarda gereksiz dikkat çekiyorum.Mutlaka konum döner. Asla kız-erkek ayrımı yapmam bu yüzden adını bile bilmediğim insanlar yanımdan geçerken "sen de hep erkekler ile takılıyorsun"gibi gereksiz şeyler söylerler.
Okul konusunda ımmm hiç uyumsuz kötü bir öğrenci olmadım,hep takdir ile geçtim(hala lisedeyim)severim okulu falan. Ben en sosyal asosyal olabilirim.Çevrem kalabalık asla çekingen de değilim ama yalnız kalmaya aşığım. Her zaman ağlarım;üzülsem,sevinsem,ikilemde kalsam,biri hakkımda post yapsa,birinin bana değer verdiğini hissetsem.Ağlamak bize bahşedilmiş güzel bir eylem.
İnsanlara bağlanmayı severim.Sanal-real fark etmez. Reddit'de ki değerli insanlar: Etiketlemediğim mod ablere ve olmayan agalara selam olsun 👋
u/Batubutsavage ❤💜
u/Tancianillevent bot
u/Wreden_is_here yaşayan(interneti çekerse)en hızlı mod
u/B4aft3r pisalak💜
u/Humanisde hala dönmesini bekliyorum.
u/rareemre bi ab
u/memecix ab günaydın
u/mortoxcvr Olum az güzel çiz şunları
u/Turnatun emektar ab
u/Ahmetnuman4444 spamcı
u/HeyHeyToYou 23.08.2020💍
u/kikikawai "şii kız"
u/feoooooo tatlı biri
u/wrongcastlebud değerli bi ab
Ve diğer tüm Burdurland halkına selam olsun hepiniz böyle çok güzelsiniz,hep böyle kalın.
submitted by Bisakin to u/Bisakin [link] [comments]


2020.08.19 15:53 vajina_katili Anladım ki sadece yüz önemli değilmiş

Evet bir araba düşünün bu arabanın tekerlikleri olmazsa bir boka yaramaz dimi ?
Chad olmamız içinde bütün herşeyimizle mükemmel olmalıyız.
Bunlar nedir ?
Öncelikle saç kesimi , kafa tipinize göre en çok yakışan modeli yapmak.
(En önemlilerinden bir tanesi ) Fizik eğer ki obez veya çok cılızsanız karşı cins etkilenmiyor bu %100 kanıtlanmış bişey artık
Yani demek istediğim fit bir vücuttan bahsediyorum yani boyunuz ile kilonuz normal bir görünümde olmalı ne çok kilo ne çok zayıf tam ortası olucak bunun içinde uğraşacaksınız. Boyun 1.70 de olsa eğer ki fit gözüküyorsan her türlü bir am sikersin. Yeter ki fit bir vücudun olsun fit dediğim de öyle kas falan değil yani düzgün hafif kalın vücud . İnce kollu erkekleri hiç sevmez kızlar.
3.olarak Yürüşün ve duruşun . Yolda yürürken asil yürüyeceksin tabi öyle kolunu falan sallayarak değil , boynun eğik değil , dik durucaksın karşına çıkanı yutacak gibi cesurmuş gibi yürüyeceksin
4.olarakta yüzünü 2-3 günde bir sabun ile yıkacaksın cildi güzelleştirir.
5.olarak eğer bu dediklerimin hepsini yapıp bir şey elde edemiyorsanız ( tabiki öyle bişey imkansız elbet bulursunuz) Diyelim ki o kadar da şanssızsınız . Başka ülkeye şansını taşıyacaksın mesela bir rus kızına türk erkeği çok güzel gelirken bir çinli erkek ona güzel gelmez diyelim ( örnek verdim anlayın diye) Yani elbet dünyada 3.5 milyara yakın kız varken elbet sizi beğenecek biri çıkacaktır.Başka ülkelere taşınacaksın orda da şansın yaver gitmezse aga o kadar da olmaz yani o kadar da imkansız değildir.
submitted by vajina_katili to turkincel [link] [comments]


2020.07.28 03:33 karanotlar Sosyalizme Çağrı (Marksizm Hakkında) – Gustav Landauer – 10

Sosyalizme Çağrı (Marksizm Hakkında) – Gustav Landauer – 10
https://preview.redd.it/o4ulfrp63id51.jpg?width=750&format=pjpg&auto=webp&s=cd5a993c71e87be745898fbbf5093e26c1f0101c

Marksizm 5.2

Yeri gelmişken, güçlü üretici ve tüketici hareketlerinin muazzam bileşimi ile bastırılmaları halinde devlet ve kapitalizmin ne yapacağı ve ne yapmak zorunda kalacağına dair öngörü, “Şimdi ne yapabiliriz? Devlet bunu yasaklayacaktır!” şeklindeki bildik kalıp ile işçilere bir uyarı olarak anlaşılmamalıdır. Bu tür bir uyarı bizim yolumuz ve bizim görevimiz değildir. Yine de diğerlerinin kendi rollerine göre hareket edeceğini varsayıyoruz; bu beklenir bir şeydir ve bize sıkıntı vermemelidir. Bu bakımdan her kim kapitalistlerin işçilerden çok daha az kazandığını ve işçilere çok daha fazla ödeme yaptığını görmeyi kendine görev addetmişse bizden şunu öğrenmiştir: başarılı bir sendika mücadelesiyle birleşmiş güçlü bir tüketici-örgütü uygun olan silahtır. Zira neredeyse hiç kimse bunun alternatifine, hükümet tarafından ücretin ve fiyatın sabitlenmesine, çok fazla umut bağlamayacaktır. Tıpkı gelir vergisi yoluyla kapitalistin fazla gelirine, bu fazlalığı örneğin işçi birlikleri aracılığıyla proletaryaya yönlendirmek için ilgili el koyma girişimine çok az umut bağlayacakları gibi. Bu da zar zor devrimci bir yöntemdir, kifayetsiz ve amatörcedir ve buna sadece geçiş aşamasında geçici olarak başvurulabilir. Benzer vasıtalar, Fransız devrimci hükümeti idaresi altında başarısız bir şekilde zaman zaman denenmiştir ve 1848’den hemen sonra Fransa’da Girardin tarafından da tavsiye edilmiştir. Lasalle’ın siyasal eylemi ve programı da bu yönde ilerlemiştir.
Bu bakımdan devrim ve sosyalizm, mücadele ve inşa bileşimi ile toplumu durma noktasına getirme amaçlı bu özel girişime karşı uyarıda bulunmuyoruz. Sadece bu noktadan şu anda çok uzak olduğumuzu ve tüketici kooperatiflerinin, bugün var oldukları gibi – gerçi bunların sosyalizmin sadece acınası başlangıcı olup olmadığını bilmeden – ciddi bir biçimde kapitalizmin fiyatlarını çökertmek ya da müşterilerini ellerinden almak için en az uygun olan vasıtanın bunlar olmadığını söylemeliyiz. Dolayısıyla sosyalizme çağrı yapanların ana görevi budur. Sosyalizm, eğer gelecekse, yalnızca tüketimle başlamalıdır ve başlayabilir.
Bu aşağıda açıklanacaktır. Buradaki görev, kapitalist üretim alanındaki tüm faaliyetlerin ve tüm tek taraflı mücadelelerin ve dolayısıyla üreticilerin tüm faaliyetlerinin kapitalizm tarihinin bir parçası olduğunu, başka da bir şey olmadığını göstermekti.
Kapitalizmin idaresi altında işçi, ihtiyacı dışında gelirini belirleyecek başka her hangi bir ilkeye sahip olmayı kaldıramaz. Lakin kendisinin ve ailesinin var olması için sadece yeteri kadar kazanmak hayati bir zorunluluk değildir; sağlığını, uykusunu ve dinlencesini uzun çalışma saatleri ile harap etmemek de böyledir.
Fakat üreticilerin sendika faaliyetini, işçilerin ekonomik olarak kendi kendilerine-yardımlarını ve yasal düzenlemeler için devlete uyguladıkları baskıyı tarif edip eleştirdiğimiz için bu örgütlerin ve mücadelelerinin iki önemli görevi daha kısaca ele alınmalıdır. Sendikaların ana görevleri halen daha çalışma saatlerinin kısaltılmasını ve ücret yapısındaki değişimi kapsamaktadır. Ki bunlar, yani götürü işin ikamesi ve günlük ödemeli sözleşmeli iş, birbiri ile yakından ilişkilidir. Götürü iş ve sözleşmeli iş elde edilen ürünün niteliğine ve niceliğine göre iş için yapılan ödemedir. Adil bir takas sisteminin emek için her zaman bu tür bir ödemeye geri döneceği söylenmelidir fakat insana karşı adil olmayan, insanın asli ihtiyaçlarını ihmal eden bir toplumda eşya odaklı adalet ile insanlara karşı adaletsizliğin şiddetlenmesinden daha kötü neredeyse hiçbir şey olamaz. Kapitalizmin idaresi altında işçi, ihtiyacı dışında gelirini belirleyecek başka her hangi bir ilkeye sahip olmayı kaldıramaz. Lakin kendisinin ve ailesinin var olması için sadece yeteri kadar kazanmak hayati bir zorunluluk değildir; sağlığını, uykusunu ve dinlencesini uzun çalışma saatleri ile harap etmemek de böyledir. Çalışma saatlerini kısaltma mücadelesi götürü işe ve sözleşmeli işe karşı çıkmak için işçiye yeni bir sebep de verir. Kısaltılmış saatler gelirini düşürmemeli ve kendisini çalışma yoğunluğunda ölçüsüz bir artışa zorlamamalıdır. Buna göre bazı mesleklerde örneğin inşaat sektöründe günlük değil saatlik ücret ödenmesi belirsiz bir değer taşır. Bu da işçileri daha az çalışma saati için verdikleri her savaşta aynı zamanda daha yüksek saat ücreti için de çarpışmaya zorlar ve genellikle böyle bir çekişme sonunda bir taviz ortaya çıkar: işçiler bir hedeflerini kazanırken diğerinden vazgeçmek zorunda kalırlar. Böylelikle mesela iş sürelerini kısaltırlar fakat aynı zamanda kendi gerçek gelirlerini azaltırlar. Buna göre kapitalist sistem altındaki her yerde işçiler sadece götürü işe ve sözleşmeli işe karşı değil saatlik ücrete de karşı çıkmak zorundadır. Günlük ücret kapitalist işçinin talebi olmalıdır. Bu durum kültür ve ahlak bozulmasının sesini duyan herkese şunu açıklar: yaşam pazarına giren ve mal takas eden işçi özgür bir adam olmayıp, iaşesi efendisi tarafından bahşedilmesi ve toplum tarafından garanti edilmesi gereken bir köledir. Günlük ücretler sistemi altında iş ile ürünlerinin niteliği ve niceliği arasında açık bir ilişki yoktur; quid pro quo (verilen şey karşılığında alınan şey) takası yoktur. Sadece geçimi arzulayan ihtiyaç vardır. Bu bakımdan biz yine fark ediyoruz ki kapitalist dünyada işçi kendi varlığını korumak için bir kapitalisti, kültür karşıtı kurumu savunmak zorundadır. İhtiyaç ve üretici olarak rolü işçiyi kapitalizmin bir hizmetçisi ve tebaası yapar. Kendi günlük ücret sistemi için verdiği örgütlü emek mücadelesinin, diğer bir deyişle gizli oy için siyaseten militan olan işçinin mücadelesinin devlet yaşamında muadili bulunur. Geçimini ürüne karşı ürün takas etmek yerine, yani ürün için fiyatı ya da ücreti almak yerine günlük iaşe ücreti biçiminde elde etmek ne kadar haysiyetsiz ise kişinin topluma karşı görevini ve hakkını oy kabininde korkudan saklanarak icra etmesi de aynı derecede acınasıdır. Egidy’nin halkın oyunu kullanmasını savunmasının sebebi buydu: özgür ve namuslu adamlar açısından oylamanın hiçbir kötü sonucu olamayacağını iddia etmişti. Fakat bu donkişotvari asil bir adam düşüncesiydi. Zamanımızda işçi günlük-ücret-kazanan olmayı ve vatandaş da ürkek kul olmayı istemelidir. Bireysel ölçekte, kapitalist ekonominin ve kapitalist devletin girift semptomlarının izhar olduğu yerde tedaviyi başlatmayı istemek imkânsızdır. İşçi yaşamını korumalıdır ve kapalı bir kabinde oy vermeye gitmediği takdirde yaşamı tehdit edilecektir. Bu arada günlük ücretini almadığı takdirde de geçimi tehdit edilecektir. Tüm bunlar ve burada konuştuğumuz her şey, kapitalizmi terk etmediğimiz müddetçe yaşamın zaruriyetleridir, fakat elbette bunlar sosyalizmin yolları ve araçları olmaktan çok uzaktır.
İş saatlerini kısaltmanın iki yönü bulunmaktadır. Bu yönlerden ilki sık sık anılmasına karşın ikincisi ile bildiğim kadarıyla çok ilgilenilmemiştir. İlk olarak, çalışma süresini kısaltmak işçi için, gücünü muhafaza edebilsin diye, gereklidir. Burada kapitalizm altında mücadele ve düzenleme için gerekli bir kurum olan sendikalara saldırmak bizim görevimiz değildir, zira bu kesinlikle aptalca ve neredeyse suç olurdu çünkü yaşayan insanın refahı hürmetine kapitalizmin her bir yönüne karşı çıkılmayacaktır. Serinkanlı ve objektif bir eleştiri önermekle birlikte bizlere burada bir an durup önemli çalışmaları için sendikalara hak ettikleri teşekkürü belirtmeliyiz. Sendikalar, tüm ülkelerde işçilerin yapageldikleri zahmetli işlerin, faaliyetlerini ruhsuz ve ölümcül sıkıcı kılan, aşırı yoğun tekniklerle kendilerini yorgun ve bunalımlı yapan fabrikalarda, çoğunlukla da kendilerini ilgilendirmeyen işlerin sürelerini kısaltmıştır. Onlara teşekkür etmeli ve onları övmeli: kaç kişiye iş saatlerinden sonra dinlenme, güzel bir aile yaşamı, ucuza elde edilebilen yaşam sevinci, güzel kitaplar ve yazılar ve kamu yaşamına katılım fırsatını sunmuşlardır. Kaç kişi – ve ne kadar az! Sadece son yıllarda bir başlangıç yapılmış ve çoğunlukla yetersiz, genellikle saçma bir biçimde kötü ve parti-politika vasıtaları ile elde edilen dinlenme saatlerinin doğru kullanımı için de bir şeyler yapılmıştır. Sendikalar uzun çalışma saatlerine karşı mücadelenin yanı sıra alkolizmin zararlarıyla savaşmak için ortaya çıkmıştır. Sadece üretken işçi ile değil işten sonra dinlenme zamanlarındaki işçi ile ilgilenmeyi de kendi görevleri addetmelidirler. Bu alanda daha yapılacak çok iş var ve halkımız arasında sanatçılar, şairler ve düşünürlerle işbirliği için çok fırsat var. Sadece sosyalizme çağırmamalıyız. Sadece düşüncenin sesini takip etmemeli ve geleceği inşa etmemeliyiz. Bizler için beden ve biçime dönüşmek isteyen ruhun hürmetine, dikkatimizi, halkımızın yaşayan insanlarına, yetişkinlerine ve çocuklarına çevirmeliyiz ve bedenleri ve ruhları güçlü ve iyi, sıkı ve esnek olsun diye elimizden gelenin en iyisini yapmalıyız. Sonra bu yaşayan insanlarla sosyalizme ilerlemeliyiz! Fakat bu ifadeden bunlara belli bir sözde sosyalist sanat veya bilim ya da eğitim sağlamamız gerektiği anlamı çıkarılmasın. Heyhat, parti broşürleri ve taraflı yazılar ile bu konuda ne kadar çok kötülük yapılageldi ve Sosyal Demokrat olana göre, sözde burjuva bilimi örneğin, ne kadar da çok değerli, doğal ve özgürdür! Bu tür tüm girişimler resmi, doktrinci bürokrasiye yol açar. İşçi sınıfı çevrelerinde sessiz ve sonsuz olan her şeyin küçümsendiği veya bunların bilinmediği, öte yandan ajitasyonun ve günün suni sloganlarının abartıldığı ve incelikten yoksun bir şekilde geliştiği [anlayışı] tüm Marksist ekollerin, Sosyal Demokratların ve de anarşistlerin paylaştığı büyük bir hatadır. Geçenlerde Sosyal Demokrat bir dernek tarafından desteklenen ve işçi sendikası üyelerinin katılım sergilediği Alman edebiyatı ile ilgili on konferans verdiğim büyük bir Alman şehrinde, bir konferans sonrasında, anarşist işçilerin daha önceden bana sormaktan kaçındıkları soruyu sormak için (lütfen bir ara kendilerine konferans vermemi istemek için) gelmelerini ben kendim de tecrübe ettim! O zaman kendilerine şu cevabı vermeye karar verdim: Goethe, Hölderlin ve Novalis, Stifter ve Hebbel, Dehmel ve Liliencron ve HeinrichvanReder ve Christian Wagner ve pek çok başka isim üzerine konuştuğum bir konferans verdim fakat siz bunları duymak istemediniz çünkü bize gelen insani güzelliğin sesini bilmiyordunuz, yaşamın güçlü ve sakin ritmi ve armonisi, dinlenmiş meltemlerin yumuşak hareketlerinde ve hareketsizliğin kutsal dinginliğinde olduğundan daha fazla fırtınanın sesinden bulunamaz. “Esen meltemin, damlayan suyun, büyüyen ekinin, dalgalanan denizin, yeşeren yeryüzünün, parlayan gökyüzünün, parıltılı yıldızların muhteşem olduğunu düşünüyorum: görkemli bir şekilde yaklaşan boranın, evleri paramparça eden şimşeğin, dalga getiren fırtınanın, ateş püskürten volkanın, tüm ülkeleri sallayan depremlerin önceki olaylardan daha fazla muhteşem olduğunu düşünmüyorum, aslında bunları salt daha yüksek yasaların etkileri oldukları için daha küçük düşünüyorum… İnsan ırkına kılavuzluk eden yumuşak ve nazik yasayı bir an için görmek istiyoruz… Adalet yasası, ahlak yasası, her insanın, diğerleri ile birlikte, saygın, onurlu ve güvenli yaşamasını isteyen yasa ki böylelikle insan yüksek insani yolu takip edebilsin, yoldaşlarının sevgisini ve takdirini kazansın. Böylelikle bir mücevher gibi korunsun, zira her insan diğer tüm insanlar için bir mücevherdir, bu yasa insanların diğer insanlarla birlikte yaşadığı her yerde bulunur ve insanın diğer insanlara karşı davranışlarında gösterilir. Bu yasa eşlerin birbirine duyduğu sevgide, ebeveynlerin çocuklarına olan sevgisinde, çocukların ebeveynlerine olan sevgisinde, erkek ve kız kardeşlerin sevgisinde, arkadaşların birbirine olan sevgisinde, iki cins arasındaki tatlı meyilde, geçinip gittiğimiz çalışkanlığımızda, küçük çevremiz, çok uzak yerler ve tüm dünya için eylemlerimizde bulunur…” (Albert Stifter) Bu yüzden burada yüksek sesle çağırdığımız, sessizce konuştuğumuz sosyalizm, aynı zamanda insanın birlikte yaşamının daimi güzelliğinin nazik gerçekliğidir. Sosyalizm, çirkin çağdaşlığın vahşi, çirkin geçişsel yıkımı değildir. Öyle bir yıkım ki belki de bir yan ürün olmak zorunda kalacaktır. Fakat yaşamın güzelliğinin nazik çalışması daha önceden ruhlarımızda ve ruhlarımız kanalıyla gerçek hayatta yapılmamış olsa [sosyalizmi]çağırmak yıkıcı, sağlık-sız ve yararsız olacaktır. Taşıdıkları tüm ateşli hevese rağmen tüm yeniliklerde viran, çirkin ve imansızca bir şeyler vardır. Tüm eski şeyler, ordu ve ulus devlet gibi en kötü nama sahip ya da arkaik kurumlar bile, eski ve bir geleneğe sahip olduklarından, tüm köhneliklerine, gereksizliklerine ve eskimişliklerine rağmen, güzelliğin deyim yerindeyse ışıltısına sahiptir. Bu yüzden, geçmişte, kadim ve kutsal yaşamda demirli, bitmiş, denenmiş ve test edilmiş bir şey olarak hâlihazırda yaşamlar yaratmak isteyen, ileriye yönelik tahayyüle sahip türde yenilikçilerden olalım. Bu yüzden daha çok kendi inşa ettiğimiz nazik, sonsuz ve bağlayıcı gerçeklik vasıtasıyla yıkalım. Cemiyetimiz [Bundt] bizleri gerçeklik dünyasına bağlayan ebedi güçlerle birlikte mücadele eden bir yaşam cemiyetidir. Bizleri güdüleyen düşüncenin gerçekten de bir düşünce, diğer bir deyişle ruhun sakin toplumu ile birlikte fani, parça parça ve yüzeysel geçici fenomenin ötesinde bizleri birleştiren bir bağ olmasına izin verin. Bu bizim sosyalizmimizdir, sanki ezelden beri var olmuş gibi geleceğin yaratılmasıdır. Anın coşkusundan, öfkeli, şiddetli tepkilerinden gelmesine müsaade etmeyin, ruhun varlığından, beşeriyetimizin geleneğinden ve mirasından gelmesini sağlayın.
Teknolojinin elinde neredeyse her zaman artan işi salt makinelerin hizmetçileri olan insanların faaliyetlerinden çıkarma ihtiyacını karşılayacak düşünceleri ve modelleri bulunur.
Sendikalara çalışan insanların dinlenme vakti ve boş zaman edinmeleri için verdikleri mücadeleleri nedeniyle minnettarlığımızı ifade etmek amacıyla konudan saptık. Burada söylenen her şeyi teşekkürümüz olarak kabul edin. Salt arkaik ve eskimiş olana ait korkunç çürüyen urların ürünleri, sonuçları ve aksi tesiri olmaktan ziyade bir zamanlar ortak olan ve şimdilerde bir başına bırakılan batmış ruhu yeni biçimlere ve yaşama ve güzelliğe geri yönlendiren üretken insanlar olmayı istediğimiz için, minnettarlığımız da üretken olmalı ve işçilerin dinlenme vaktini ve serbest zamanını oluşturması gereken şeye yönlenmelidir. Ancak o zaman sağlıklı, güçlü ve ruhani insanlar, bizden kadim bir şeymiş gibi çıkması gereken yeni gerçekliği hazırlayabilecektir, eğer herhangi bir faydası ve kalıcılığı varsa.
Çalışma saatlerinin azaltılması işçiler için daha fazla boş vakit yaratır. Ancak kişi bu gerçeğe sevinse bile, bu tür kazanımların genellikle nasıl sonuçlara sahip olduğunu gözardı etmemelidir: işçilerin gücünün daha fazla sömürülmesi, işin yoğunluğunun artması. Çoğunlukla yüksek düzeyde kapitalistleştirilmiş müteşebbis, örneğin büyük bir anonim şirket, işçilerin zaferinden sevinç duymakta haklıdır. Diyelim ki belli bir sektörün tüm müteşebbisleri, çalışma saatlerini kısaltmaya zorlanmış olsun. Büyük teşebbüsler işçiyi seri makinelerin hizmetine daha da sürekli olarak zincirleyen yeni makineleri getirmek suretiyle bundan kaynaklanan kayıplarını genellikle tazmin edebilmektedir. Böylelikle orta ve küçük ölçekli rakipleri üzerinde büyük bir avantaj kazanırlar. Elbette bazen tersi gerçekleşir ve devasa teşebbüsün muazzam mekanizmasını yeniden şekillendirmesi engellenir. Öte yandan orta ve küçük ölçekli müteşebbis, aktif satışı varsa ve kredisi iyiyse, yeni koşullara daha kolay adapte olabilir.
Teknolojinin elinde neredeyse her zaman artan işi salt makinelerin hizmetçileri olan insanların faaliyetlerinden çıkarma ihtiyacını karşılayacak düşünceleri ve modelleri bulunur.
Bu, çalışmaksızın daha uzun bir gecenin diğer acı tarafıdır: daha yorucu iş günü. Yaşayan insan, aslında sadece yaşamak için çalışmaz, işte iken yaşamını hissetmek ve iş sırasında işinden sevinmek ister. Akşamları sadece boş zaman, dinlenme ve neşe değil, hepsinden öte faaliyetinin kendisinden, bedeninin fonksiyonlarında ruhunun güçlü varlığından haz almaya ihtiyaç duyar. Çağımız sporu, kaslar ve sinirlerin verimsiz, oyunbaz faaliyetini, bir tür işe veya uğraşa çevirmiştir. Gerçek kültürde işin kendisi bir kere daha tüm enerjilerimizin oyunbaz sağılışına dönüşür.
Ayrıca sanayici, çalışma süresinin kısaltılmasının kendisinden götürdüklerini yeniden kazanmak için, teşebbüsünün mekanik aygıtını değiştirmek zorunda bile kalmaz. Fabrikada demir ve çelikten inşa edilmemiş ilave bir mekanizma vardır: çalışma sistemi. Birkaç yeni düzenleme, birkaç yeni denetleyici ve ustabaşı pozisyonu genellikle bir teşebbüsü yeni makinelerden daha çok hızlandırır. Ancak bu tür bir sistem nadiren uzun ömürlü olur. Her zaman işçinin tembelliği veya doğal yavaşlığı ile gözetmenlerin sevk edici enerjisi arasında sessiz bir mücadele vardır. Zamanla iş insana karşı insan meselesi haline geldiğinde, her zaman bir tür eylemsizlik yasası kazanır. Yavaş çalışma için verilen bu mücadele her zaman, sınıf mücadelesinde bilinçli bir silaha ve sözde sabotaj biçimine dönüşmeden çok önce, var olmuştur. Belli bir amaç için, yavaş, ucuz, kötü hatta zararlı iş teslim etmek üzere işçilere çağrıda bulunan bu tür bir sabotaj, özel durumlarda, mesela postane, demiryolu veya liman işçileri grevlerinde mükemmel hizmet gerektirebilir. Bununla beraber sorgulanabilir bir yanı da vardır. Üretici rolünde işçilerin aşırı mücadele araçları [kullanılırken] sınıf bilincine sahip militanın nerede sona erdiğini ve ruhen boş, harap ve yoz, her tür faydalı işin tiksindirici geldiği sorumsuz insanın nerede başladığını ayırt etmek her zaman mümkün olmaz.
Hızlandırılmış çalışma sisteminin sadece geçici etkisi olur fakat makine amansızdır. Kendisine ait belirli bir atım sayısı, verili çıktısı vardır ve işçi artık az çok insan kişisine değil insan enerjisini sömürmek üzere insanlar tarafından yaratılan metal şeytana dayanır. İnsanın işindeki neşesinin psikolojik düşüncesi burada tali bir rol oynar; her işçi bilhassa acı bir biçimde bilir ve hisseder ki makineler, aletler ve hayvanlar çalışan insandan daha iyi muamele görür. Bu, yukarıda söylenen herhangi bir şey kadar provokatif, demagojik abartı olmaktan uzaktır. Bu, soğuk, sade hakikattir. İşçilere genellikle azami kızgınlık tonuyla köleler denmektedir. Ancak kişinin, birinin ne dediğini bilmesi gerekir ve “köle” gibi kelimeyi dahi ciddi, edebi anlamı ile kullanmalıdır. Köle, ölümü maliyete sebep olduğundan – yeni bir köle alınmak zorundadır – psikolojik olarak yönlendirilmesi gereken, himaye edilmiş (protege) [kişidir]. Modern işçinin efendisiyle ilişkisinin korkunç tarafı şudur ki modern işçi kesinlikle bu tür bir köle değildir; çoğu durumda müteşebbis işçinin yaşamasına ya da ölmesine tümüyle kayıtsız kalabilir. Modern işçi kapitalist için yaşar fakat kendisi için ölür. İkame edilebilirdir. Makineler ve atlar satın alınmak zorundadır ki her ikisi de satın alım ve işletim maliyetlerini kapsar. O yüzden köle önce satın alınmalı ve çocuk olarak dahi eğitilmeli ve sonra onun iaşesi sağlanmalı idi. Modern müteşebbis modern işçiyi ücretsiz edinmektedir; birine ya da diğerine geçimlik ücret temin etmek kendisi açısından farksızdır.
Teknolojinin sınırları, kapitalizme dâhil olduğu için, insanlığın sınırlarının ötesine geçmiştir. İşçilerin yaşamı ya da sağlığı ile ilgili çok fazla bir kaygı yoktur (burada kişi sadece makineleri düşünmemelidir; atölyelerin ve fabrikaların kirli havasında bulunan tehlikeli metal atıklarını, tüm şehirler üzerindeki havanın zehirlenmesini de hatırlamalıdır) ve kesinlikle işçilerin yaşam sevinci ya da iş sırasında rahat etmesi ile ilgili kaygı da yoktur.
Yine burada müteşebbis ile işçi arasındaki ilişkinin duyarsızlaşması ve insanlıktan uzaklaşması sırasında kapitalist sistem, modern teknoloji ve devlet kapitalizmi ele ele yürür. Kapitalist sistemin kendisi işçiyi sayıya indirger. Teknoloji, kapitalizm ile ittifak içinde işçiyi çarkın bir dişlisi yapar. Son olarak devlet, kapitalistin işçisinin ölümüne yas tutmaması için hiçbir gerekçesi olmamasından hatta ölüm ya da kaza durumlarında işçi ile şahsen ilgilenme ihtiyacı duymamasından emin olur. Devletin sigorta kurumları kesinlikle pek çok açıdan ele alınabilir fakat bu yönü de gözden kaçırılmamalıdır. Onlar da yaşayan insanlığı kör işleyen bir mekanizma ile değiştirir.
Teknolojinin sınırları, kapitalizme dâhil olduğu için, insanlığın sınırlarının ötesine geçmiştir. İşçilerin yaşamı ya da sağlığı ile ilgili çok fazla bir kaygı yoktur (burada kişi sadece makineleri düşünmemelidir; atölyelerin ve fabrikaların kirli havasında bulunan tehlikeli metal atıklarını, tüm şehirler üzerindeki havanın zehirlenmesini de hatırlamalıdır) ve kesinlikle işçilerin yaşam sevinci ya da iş sırasında rahat etmesi ile ilgili kaygı da yoktur.
Bunlardan etkilenen Marksistler ve işçi kitleleri, sosyalistlerin teknolojisinin bu çerçevede kapitalist teknolojiden temelde ne kadar farklı olduğu (gerçeğinden) tümüyle bihaberdir. Teknoloji, kültürlü halk arasında kendisini kullanmak isteyen özgür insanların psikolojisine göre yönlendirilmelidir. İşçilerin kendileri hangi koşullar altında çalışma istediklerine karar verdikleri zaman üretim dışında harcamak istedikleri zaman ile üretim içinde kabul etmeye istekli oldukları işin yoğunluğu arasında uzlaşma sağlayacaktır. Kayda değer şahsi farklılıklar olacaktır: bazıları dinlenme ve boş vakitlerine daha uzun zaman harcayabilmeleri için çok hızlı ve enerjik çalışacak, diğerleri ise günün hiçbir saatini salt araçlara indirgemeyi tercih etmeyecek ve işlerinin kendisinin zevkli olmasını ve rahat bir tempoda ilerlemesini isteyecektir.
Bugün bunların hepsi göz önünde tutulmamaktadır. Teknoloji tümüyle kapitalizmin etkisi altında bulunmaktadır. Makine, alet, insanın ölü hizmetçisi, insanın efendisine dönüşmüştür. Büyük ölçüde kapitalist bile kendi getirdiği mekanizmaya bel bağlar ve bu an, kısaltılmış çalışma süresinin ikinci yönünü inceleyebileceğimiz andır. İlki teknolojinin işçinin gücünü muhafaza etmesine hizmet etmesiydi; artan iş yoğunluğunun ne ölçüde bu eğilimi karşıladığını şimdi gördük. Fakat çalışma saatlerinin kısaltılması işçi sınıfının yaşayan üyeleri açısından işsizlerin sayısını azaltan ilave pozitif etkiye de sahiptir.
Anlayacağınız sanayici makinesini kapasitesine göre kullanır. Makineler, karlı olabilmeleri için belli bir süre çalışmalıdır. Eğer teşebbüsü kar edecekse sanayici yurt içinde ve dışında rekabetine uyum sağlamalıdır: sanayici elektrik santrali masrafını çıkarmak için pek çok sektörde makinelerini gece gündüz çalıştırmaya zorlanmaktadır. Bu yüzden çalışma saatleri kısaltıldığında sanayici daha fazla işçi alacaktır. 24 saatlik çalışma periyodunu, yani nöbetleşe vardiya sistemini getirmek için işçiler ile mücadele fırsatını sık sık kullanacaktır. Kâr ihtiyacı, sistemin talepleri, işçilerin talepleri, bunların hepsi genellikle müştereken, daha fazla işçinin istihdamına ve dolayısıyla sözde yedek sanayi ordusunun sayısının düşmesine yol açar. Sınır hep teşebbüsün kârlılığı ile belirlenir ve bu vesile ile sistemin gerektirdikleri ile piyasanın hazmetme kapasitesi arasında bir tür anlaşma sağlanır.
Genellikle müteşebbis, elektrik santralini makinesi ile bu makineleri çalıştıran işçilerin sayısı tarafından belli bir hacimde işletmeye devam ettirmek için zorlanmaktadır ve piyasa çıktıyı tüketemez hale gelirse o zaman sanayici fiyatları düşürmelidir: zira yeterince ucuz olduğu müddetçe kapitalist piyasa tüm malları emebilir. Bir kapitalistin gece gündüz çalışan binlerce işçisinin olmasının sebebi budur ve yine de her saat başı para kaybeder. Kapitalist bunu fiyatların yine artacağı daha iyi zamanların umuduyla kabul eder. Bu umut gerçekleşmezse belli günlerde tesisinin bir kısmını ya da tamamını kapatmak zorunda kalacaktır.
Teknolojinin kapitalizmin etkisi altında bulunduğuna dair ifademiz kapitalizmin de buna mukabil kendi yarattığı teknolojinin kölesi olduğu sonucu ile tamamlanmalıdır. Bu açmaz sihirbazın çırağının açmazı gibidir: “Çağırdığım ruhlardan bir daha kurtulamıyorum!”. Refah, zamanlarında, lehte piyasa koşullarında teşebbüsünü belli bir ölçekte ayarlayan her kim olursa olsun artık ne kadar üretmesi gerektiği ile ilgili bir seçeneğe sahip değildir. Müteşebbisin kendisi de kendi makine çarklarına bağlanır ve genellikle işçileri ile birlikte ezilir.
Burada, kapitalist üretimin spekülasyonla en yakın bağlantılı olduğu noktalardan birine temas ettik. Kapitalizm ölçeğinde çok az insan ancak teşebbüsünün ve piyasasının koşulları yüzünden spekülasyona zorlanmayacaktır. Herkes, birbirinden tümüyle bağımsız şu iki faktöre dayandığı ölçüde spekülatördür: birincisi, müteşebbisin insanlardan ve makinelerden müteşekkil aygıtının gerektirdikleri ve ikincisi dünya piyasasının fiyat dalgalanmalarıdır. Bu durumdaki insanlar – ki genellikle yıllarca her hafta yüzlerce ya da binlerce işçiye sabit bir ücret ödeyip her hafta kayıp yaşarlar – “İşçilerim benden iyi durumda!” sızlanması ile sık sık feryat etmelidir. Sayısız endişe ile eziyet çeken zavallı zengin adam genellikle servetinin bir kısmı ile borsada başarılı spekülasyonlar yaparak kendisini kurtarabilir. Bu şekildeki ticaret, spekülasyon alanındaki kötü şansını dengeler. Öte yandan işi gelişen kişi sık sık tümüyle farklı bir sahadaki spekülasyonlar yüzünden kendisini mahvedebilir. Kapitalist pazara bağımlı olan herkes spekülason yapmalı, en değişken sahalarda spekülasyon yapmaya kendini alıştırmalıdır.
Marksizm sosyalizmin bizzat burjuva toplumunun kurumlarında ve yıkıcı sürecinde hazırlanmakta olduğunu, sürekli büyüyen, her zamankinden kararlı ve her zamankinden daha devrimci proleter kitlelerin sosyalizmi getirmek için bir gereklilik, tarihsel olarak kaderi belirlenmiş bir eylem olduğunu iddia etmişti. Fakat gerçekte kapitalist pazar için üretici rolündeki işçilerin söz konusu mücadelesi sadece kapitalizm içerisindeki kısır döngüdür.
Kapitalizm altında acı çeken işçi bu belirleyici gerçek ile ilgili çok az şey bilir. İstisnasız herkes kapitalist koşullar altında ölçüsüz acı çeker ve çok az neşeye sahiptir, gerçek neşesi yoktur. İşçinin, kapitalistin yüzleştiği korkunç, alçaltıcı ve baskıcı kaygılara, katlanmak zorunda olduğu tümüyle gereksiz ve tümüyle verimsiz eziyet ve gerginliğe dair de çok az bilgisi vardır. Ve işçiler kendileriyle kapitalistler arasındaki bu benzerliğin yeterince farkında değildir. Sadece kapitalistler değil, iş gücündeki yüzbinlerce insan da tümüyle faydasız, verimsiz, yersiz işten karlarını veya ücretlerini kazanır. Kesinlikle bugün gittikçe daha fazla lüks mallar yaratan üretime yönelik korkunç bir eğilim vardır. Buna proletarya için beş para etmez mallar da dâhildir. Gerçek ihtiyaçları karşılamak içinse çok az makul ve gerekli ürün üretilir. Gerekli ürünler gittikçe daha pahalı, lüks anlamında değersiz ve ucuz hale gelmektedir – temayül budur.
Sendika faaliyetlerine ayrılan konu dışı sapmamızdan dönelim ve son bir özet verelim.
Kapitalizmden çıkarı olan müteşebbislerin, imalatçıların ve tüccarların ve de kendi geçimlerini kazanmakla ilgili olan işçilerin ve son olarak devletin kapitalist ekonomi sisteminin korunması için nasıl çalışmak zorunda olduğunu ve hepsinin bu çalışmayı nasıl devam ettirdiğini gördük. Tüm insanların bu karşılıklı sömürüye nasıl bulaştığını, nasıl hepsinin ittifakla kendi özel çıkarlarını nasıl koruması gerektiğini ve amme menfaatine zarar vermek zorunda olduğunu ve hangi kapitalizm seviyesinde bulunurlarsa bulunsunlar hepsinin nasıl güvencesizlikle tehdit edildiğini de ilave olarak not ettik.
Bunu gördüğümüzde Marksizm’in başarısızlığını da gördük çünkü Marksizm sosyalizmin bizzat burjuva toplumunun kurumlarında ve yıkıcı sürecinde hazırlanmakta olduğunu, sürekli büyüyen, her zamankinden kararlı ve her zamankinden daha devrimci proleter kitlelerin sosyalizmi getirmek için bir gereklilik, tarihsel olarak kaderi belirlenmiş bir eylem olduğunu iddia etmişti. Fakat gerçekte kapitalist pazar için üretici rolündeki işçilerin söz konusu mücadelesi sadece kapitalizm içerisindeki kısır döngüdür. Bu mücadelenin işçi sınıfının durumunda genel bir iyileşmeye sebep olacağı dahi söylenemez; sadece bu mücadelenin ve mücadelenin etkilerinin işçi sınıfını kendi durumlarına ve toplumun genel koşullarına alıştırdığı görülebilir.
Marksizm, kapitalist şartları koruyan, kapitalizmi güçlendirip kapitalizmin halkın ruhuna etkilerini daha da viran eden, önemsiz de olmayan faktörlerden biridir. Halklar, burjuva ve aynı ölçüde işçi sınıfı sırf para kazanma amacı için duyarsız, spekülatif ve kültürsüz üretim koşullarına her zamankinden daha fazla müdahil olmuştur. Bu koşullar altında en çok acı çeken ve genellikle zorluk, yoksunluk ve yokluk içinde yaşayan sınıflarda net bilgi, isyan ve iyileşme arzusu gittikçe azalmaktadır.
Kapitalizm bir ilerleme dönemi değil, gerileme dönemidir.
Sosyalizm, kapitalizmin daha fazla gelişmesi ile gelmez ve üreticilerin kapitalizm içerisindeki mücadelesi olamaz.
Bunlar, vardığımız sonuçlardır.
İçinde bulunduğumuz yüzyılın da parçası olduğu yüzyıllar bir olumsuzlama zamanıdır. Birlikler ve şirketler, bizim geldiğimiz daha evvelki kültürlü zamanın tüm ortak yaşamı, tüm güzel dünyevi faaliyeti ve motivasyonu, cennet yanılsamasına sarılmıştı. Üç şey birbirinden ayrılmaz şeklide birleşmişti: birincisi, yaşamdaki birlik ruhu, ikincisi, tarifi imkânsız birlik, evrenin ruhsallığı ve önemi için sembolik dil – zira ferdin ruhunda doğru olarak kavranmıştır – ve üçüncüsü, hurafedir.
Zamanımızda, motomot anlaşılan Hristiyan dogmatik düşüncelerin hurafeleri ciddi saldırıya uğramıştır ve halk arasında giderek daha çok yerinden olmaktadır. Yıldızlar evreni keşfedilirken yeryüzü ve onun üzerindeki insan aynı anda daha küçük ve daha büyük hale gelmiştir. Dünyevi faaliyet genişlemiştir.
Zamanımızda, motomot anlaşılan Hristiyan dogmatik düşüncelerin hurafeleri ciddi saldırıya uğramıştır ve halk arasında giderek daha çok yerinden olmaktadır. Yıldızlar evreni keşfedilirken yeryüzü ve onun üzerindeki insan aynı anda daha küçük ve daha büyük hale gelmiştir. Dünyevi faaliyet genişlemiştir. Şeytan, göksel güçler, yer altı cinleri ve iblis korkusu yok olmaya başlamıştır. İnsan dünyaların sonsuz uzayında, kendi etrafını dönen küçük yıldız üzerinde, Tanrı’nın grotesk dünyasına göre, daha güvende hissetmiştir. Etkileri kesin bir şekilde ölçülebilen reddedilemez doğal güçler bilinir hale gelmiştir. Korku olmaksızın bunlar kullanılabilir ve bunlara itimat edilebilir. Yeni iş ve doğal ürün işleme yöntemleri bulunmuştur. Yeryüzü keşfedilmiş ve tüm yüzeyi yeniden iskân edilmiştir; tüm dünyada seyahat ve iletişim henüz alışamadığımız ve bize hala inanılmaz gelen bir hızla gelişiyor ve tüm bunlarla bağlantılı olarak aynı anda yaşayan insan sayısı önemli oranda artmıştır. İhtiyaçlar ve de bu ihtiyaçları karşılama vasıtaları olağanüstü artmıştır.
Hurafe içinde olduğumuz bu olumsuzlama çağında kesinlikle sarsılmıştır. Olumlu bazı şeyler de hurafenin yerini almıştır: objektif doğa terkibi bilgisi doğadaki şeytani düşmanlara ve dostlara olan inancı ilga etmiştir. Ruh dünyasının ani kaprislerinden ve ihanetinden duyulan korkuyu doğa üzerinde kurulan iktidar takip etmiş ve sayısız ruh ve perinin bu ölümü insanların çocuklarının doğum oranında olağanüstü artışta gerçek ifadesini bulmuştur.
Fakat tüm derin hisler, tüm coşkunluk ve insan birliği ve bağı ruh-cennet ile derin bir biçimde iç içe geçmiştir. Keşfettiğimiz yıldız dünyalar, etkilerine aşina hale geldiğimiz doğal güçler sadece dışsaldır; faydalıdır ve dış yaşama hizmet eder. Bunların birliğini iç yaşantımızla her şekilde, bazen derin bazen sığ felsefelerle, doğa teorileriyle ve şiirsel ilhamlarla ifade etsek de, bizim bir parçamız değildir, hayat kazanmamıştır. Bilakis, hakikatinde dünyanın, özümüzde taşıdığımız şekliyle, faydacı duyularımızın bize söylediklerinden tümüyle farklı, daha önce canlı olan ne varsa, imge ya da inanç ya da tarif edilemez bilgi ve de bu dünya görüşüne bağlı küçük gönüllü gruplardaki hakiki insan toplumu hepsi birlikte hurafe ile gerilemiştir. Bilim ve teknolojideki tüm gelişmeler bunun en düşük yedeğini sağlamayı başaramamıştır.
İşte bu nedenle bu zamanlara gerileme dönemi diyoruz çünkü kültürün ana özelliği, insanları bir arada tutan ruh, gerilemiştir.
Eski hurafeye ya da anlamını yitirmiş sembolik dile geri dönüş girişimleri, eski şablonlara bağımlı, hissi akıldan daha güçlü olan halkın zayıflığı ve köksüzlüğü ile bağlantılı sürekli yenilenen bu tepki çabaları tehlikeli engellerdir ve de nihayetinde sadece sonucun belirtileridirler. Kendisi örgütlü ruhsuzluk olan devletin baskıcı yönetimi ile bağlantılı oldukları zaman, ki kolaylıkla böyle olur, daha rahatsız edici olurlar.
O halde gerilemeden bahsedince, bu bahsimizin ruhbanın dünyamızın günahkârlığı ile ilgili şikâyeti ya da dönüşüm çağrısı ile hiçbir ortak yönü yoktur. Bu çöküş geçici bir devir olup bünyesinde yeni bir başlangıç, taze bir iyileşme, birleşik bir kültürün tohumlarını barındırır.
her kuruntunun, her dogmanın, her felsefenin ya da dinin dış dünyada değil kendi iç dünyamızda köklere sahip olduğunu hatırlayalım. İnsanların doğayı ve kendisini uyumlu kıldığı tüm bu semboller bu bakımdan halkların komünal yaşamına güzellik ve adalet getirmeye uygundur çünkü bunlar içimizdeki sosyal dürtünün yansımalarıdır ve çünkü kendisi ruha dönüşen bizim kendi biçimimizdir.
Sosyalizmi, ruhsal bir hareket olarak insanlar arasında yeni şartlar için mücadeleyi düşünmek, diğer bir deyişle yeni insan ilişkilerine varmak için tek yolun insanların kendileri için yaratan ruhtan etkilenmeleri gerektiğini anlamak bizim için çok acil olmakla birlikte geriye, geri getirilemeyen bir geçmişe doğru bakmamamız ve güçlü olmamız da aynı şekilde önemlidir. Kısacası, kendimize yalan söylememeliyiz. Cennet sanrısı, hakikat, felsefe, din, dünya görüşü veya kişi, dünya ile ilgili hissiyatı kelimeler ve biçimler şeklinde billurlaştırma çabalarına her ne ad vermek istiyorsa o, şimdilerde bizim açımızdan sadece bireyler olarak var olmaktadır. Toplulukları, mezhepleri, kiliseleri, bu türden ruhsal muadillerine dayanan her türde birlik kurma girişimi sahteliğe ya da tepkiye yol açmıyorsa en azından sırf zayıf bir lafügüzafa sebep olur. Duyular dünyasının ve doğanın ötesine giden her şeyde derin bir biçimde yalnızız ve sessiz bir yalıtılmışlığa tabiyiz. Bu da tüm dünya görüşlerimizin hiç bir yıkıcı ihtiyaç, etik inandırıcılık içermediği, ekonomi ve toplum üzerinde bağlayıcı olmadığı anlamına gelir. Bunu, böyle olduğu için, kabul etmeliyiz ve bireysellik çağında yaşadığımız için bunu pek çok şekilde, memnuniyetle ya da vazgeçerek, umutsuzca ya da arzu ile, kayıtsızca ya da hatta isyankarca kavrayabiliriz.
Ancak her kuruntunun, her dogmanın, her felsefenin ya da dinin dış dünyada değil kendi iç dünyamızda köklere sahip olduğunu hatırlayalım. İnsanların doğayı ve kendisini uyumlu kıldığı tüm bu semboller bu bakımdan halkların komünal yaşamına güzellik ve adalet getirmeye uygundur çünkü bunlar içimizdeki sosyal dürtünün yansımalarıdır ve çünkü kendisi ruha dönüşen bizim kendi biçimimizdir. Her ruh komünal ruhtur ve ister uyanık ister uykuda bütüne, diğerleri ile birleşmeye, topluma, adalete yönelik dürtünün dindiği hiç bir birey yoktur. Topluluk amaçları için gönüllü birliğe yönelik doğal dürtü kökleşmiştir fakat bu dürtü uzun yıllar kendisinden kaynaklanan dünya kuruntuları ile bağlantılı olduğu ve şimdilerde kaybolduğu ya da çürüme sürecinde olduğu için sert bir darbe ile uğraşmış ve uyuşmuştur.
O halde insanlar için öncelikle bir dünya görüşü yaratmak zorunda değiliz; bu tümüyle suni, geçici ve yetersiz, hatta romantik ve ikiyüzlü olurdu ve aslında bugün modaya tabii olurdu. İçimizde yaşayan, bireysel komünal ruh realitesine sahibiz ve sadece bu ruhun yaratıcı bir şekilde çıkmasına izin vermeliyiz. Küçük gruplar ve adalet toplulukları yaratma arzusu – bir halk oluşturmak için göksel bir sanrı ya da sembolik bir biçim değil, dünyevi toplumsal neşe ve hazır oluş- sosyalizmi ve gerçek bir toplumun başlangıcını getirecektir.
Ruh doğrudan harekete geçecek ve yaşayan insanlıktan kendi görünür biçimlerini yaratacaktır: sonsuzluk sembolleri topluluklara, ruhun tecessümleri dünyevi adalet şirketlerine, kiliselerimizdeki aziz imgeleri rasyonel ekonominin kurumlarına dönüşecektir.
Rasyonel ekonomi: bu kelime kasıtlı olarak kullanıldı çünkü burada bir şey daha eklenmelidir.
Bu çağa gerileme devri dedik çünkü esas – ortak ruh, gönüllülük, halk yaşamının ve biçimlerinin güzelliği – zayıflatılmış ve yıkılmıştır. Bilimde, teknolojide ilerlemeye, nesneleştirilmiş doğanın tarafsız fethine ve zaptına başka bir isim – aydınlanma – verilmiştir. Akıl daha kıvrak ve net hale gelmiştir; – en geniş anlamıyla – doğadan fiziği kazandığımız için, fiziğin fiili uygulamaları değerini kanıtladığı için ve doğanın güçlerini sömürerek matematiği kullanmayı öğrendiğimiz için, şimdi de, tüm dünyada olağanüstü geniş bir sahada insan ilişkilerinin teknolojisini uyguladıkça matematiğin sıkça uygulanması, iş bölümü ve bilimsel yöntemler ile en doğru ve makul olanı yapmayı öğreneceğiz. Önceleri her ikisi de oldukça gelişmiş olan sanayi teknolojisi ve ekonomik ilişkiler adaletsiz bir sisteme ve anlamsız bir güce koşulmuştu. Fakat hem psiko-endüstriyel hem ekonomik-sosyal teknoloji artık yeni kültüre, geleceğin insanlarına yardım edecektir, tıpkı daha önce ayrıcalıklı olanlara, güçlü olanlara ve borsa spekülatörlerine hizmet ettikleri gibi.
Bu bakımdan içinde olduğumuz gerileme devrinden bahsetmek yerine – eğer istersek – doğa gözlemi ve hâkimiyetinin, teknoloji ve rasyonel ekonominin hiç olmadığı kadar üstünlük kazandığı ilerlemeden de bahsedebiliriz. Ta ki birkaç yüzyıldır gömülü olan ortak ruh, gönüllülük ve sosyal dürtü yeniden zuhur edene kadar, insanları zapt edip bir araya getirene kadar ve yeni güçlerin kontrolünü eline alana kadar.
Bir kez, bireylerdeki aynı ruh eğilimi doğal dürtüsü ile bu yeni kapasiteleri ele geçirip bunları mücessem gruplara katınca bireyi dönüştüren, fenomeni uyumlu birliklere ayıran düşünce, holistik perspektif, bir kez daha bireysel insan ruhundan çıkacak ve bir insanlar cemiyetine, tüzel kişiye ve birleştirici bir biçime dönüştürecektir. Bir kez bu dünyevi-cismani ruh biçimi var olunca yeniden insanların yüzyıllar boyunca ruhsal coşkunluğa uyumlu dünya görüşüne ve kuruntusuna sahip olması kolaylıkla mümkün olabilir. Bu duygulara bu kadar yenik düşmeyi istemiyoruz, buna karşı kendimizi koruyoruz ve bağlılık düşkünü değiliz. Ayrıca herhangi bir ihtimal dâhilinde bu döngünün bir kez daha kapanması gerektiği, düşünce ve birliğin kozmik-dini, suni hurafe biçimine bağlanmak zorunda kalacağı ve ortak ruhun cesaretinin bir kere daha kırılacağı ve yalıtılmışlığın yeniden eski haline döneceği vb. ile ilgili bir şeyler söyleyebilmek için insan tarihinin gidişatına ilişkin çok az şey biliyoruz. Bu tür inşaları yapmaya hakkımız yok. Tüm bunlar bir zorunluluktan ibaret olabilir fakat gelecek tümüyle farklı olabilir. Bu tür bir bilginin halen daha uzağındayız. Görevimiz önümüzde şu anda net olarak duruyor: yalancılık değil hakikat. Bir din taklidinin yapaylığı değil, bireylerin tüm ruhsal bağımsızlığını ve çeşitliliğini kısıtlamadan toplumsal yaratımın gerçekliği.
Hazırlamak istediğimiz, köşe taşlarını yerleştirmek üzere olduğumuz yeni toplum eski hiçbir yapıya geri dönmeyecektir. Bu son yüzyıllarda medeniyetin keşfettiği araçlara sahip bir kültür, yeni bir biçimde eski olacaktır.
Ancak bu yeni insanlar kendi kendine gelmez: yanlış bilimin Marksistinin bu “gelmek zorunda”yı anladığı gibi “gelmek zorunda” değildir. Gelmelidir, çünkü biz sosyalistler onun gelmesini istiyoruz ve hâlihazırda ruhlarımızda bu tür bir insan biçimlerini taşıyoruz.
Nasıl başlayacağız? Sosyalizm nasıl gelecek? Ne yapılmalı? Öncelikle mi yapılmalı? Hemen mi yapılmalı? Buna cevap vermek son görevimiz olacak.
Çev: Nesrin Aytekin

https://itaatsiz.org/?p=5528
submitted by karanotlar to u/karanotlar [link] [comments]


2020.07.07 01:19 Clogs_Windmills Tinder gibi platformlarda Türk kızlarının Türk erkeği nefreti hakkında

Küçük yaşta Türkiye'den Amerika'ya taşındım, ondan sonra Avrupa'da yaşamaya başladım. Hollanda'da eğitimime devam ettim, onların dilini öğrendim ve vatandaşlığına geçtim. İngilizcem Türkçemden iyi durumda, şimdi İtalya'da yaşıyorum ve dünyayı gezmeye devam ediyorum.

Hinge denilen (Tinder gibi bir) programda Türk bir kızla tanışıp Whatsapp'e geçtik, İtalya'da olduğum için profilim İngilizce. Biraz konuştuktan sonra beni İtalya'da ziyaret etmeye bile anında sıcak bakan bu kız, Türkçe konuştuğumu, ve dolayısıyla Türk (kökenli) olduğumu anladığı an domuz gibi davranmaya ve rahatsız olduğunu söylemeye başladı.

Eğer ona Türkçe konuştuğumu söylemeseydim, bir kaç ay içinde İtalya'da onu ağırlayıp, beraber olabilirdim, ruhu duymazdı.

Büyük bir gurbetçi nüfusuna sahip olan Hollanda'daki kızların bir kısmı da Türk erkeklerinden neredeyse bu kadar nefret ediyor. İtalyan erkeklerinin dünyada ne kadar güzel bir imajı varsa, Türk erkeklerinin de o kadar kötü bir imajı var.

Erasmus ve turistik gezilerde yabancı erkeklere hayatında son kez veriyormuş gibi kucaklarına atlayan Türk kızlarının (bu gözler ne partiler gördü) ve Türk erkeklerinin imajını bu kadar kötü bir hale getiren heriflerin Allah belasını versin. Türkiye'den uzak olduğum ve henüz Türk erkekleri hakkında iyi ya da kötü bir fikre sahip olmayan kızlarla tanışma şansına sahip olduğum için sonsuz minnettarım.
Whatsapp konuşmamız: https://imgur.com/a/KBFwvOJ
submitted by Clogs_Windmills to Turkey [link] [comments]


2020.07.01 16:15 fgmer Üroloğa gittiğimde başıma gelenler

beyler doktor sperm testi istedi sağ kolumdan kan almışlardı o yüzden çekemedim söyledim hemşireye olmuyor dedim oda vah vah falan yaptı çok gerekli bir testti dedi yardımcı olabilir misiniz falan yaptım geldi ilk önce eldivenli eliyle sıvazladı falan bakmadan böyle iyi mi falan dedi bende dedim böyle bitmez sağlam tut hızlı yap dedim tamam dedi öyle istiyosan madem yaparım falan başlsdı yapmaya eldiveni falan çıkarttı15 dk oldu bende tık zevk yok dediki böyle olmicak yoruldum artık ee dedim napıcaz o zaman yapıcak bişry yok falan dedi bende olmaz öyle dedim boşalmam lazım durdu düşündü falan sonra beni belimden tutup çekti dalgayı eline aldı ağzına götürdü başladı yalamaya beyler ama nasıll nasıll yalıyor dişini falan değdiriyo acele etme falan dedim benim dalga bir şahlandı hiç bu kadar kalkmamıştı nasıl ama görsen at siki falan dersin bu hiç bırakmadı nefes falan almıyor da amk dedim tamam bırak gıdıklandım yapma falan sonra dudağıma yapışmaya çalıştı elimle ittim napıyosunuz hanfendi dedim bi anda beyaz önlüğnü çıkardı mor bir sütyeni vardı o kadar tatlıydı ki anlatamam onuda ben elimle çıkardım başladım bunu yalamaya 2 dk geçmedi çıldırdı bu dalgamı tutarak hepsini içimde istiyorum falan dedi tam bi cümle kurucam ağzımı kapattı eliyle direk çıkardı ne var ne yok atladı üstüme git gel 15-20 dk cowgirl takıldık sonra ben bunu altıma aldım amcığı nasıl pembeymiş abartısız söylüyorum dünyada bu kadar güzel am yok neyse öpücük kondurdum 1-2 tane sonra soktum dalgayı mükemmeldi amk bir an rüyadayım gibi hissettim yavaşladım kız tekmeyi koydu hadi hadi dedi oh dedim rüyada değiliz git gel git gel devam ettim içime boşalabilirsin hap kullanırım sorun yok falan dedi ben tahlili unutuyodum attırıcaktım içine son anda çıkartabildim dalgayı hepsi kasıklarına gitti eliyle toplayıp kutunun içine koydu sağolsun temizlenip giyindik numarasını aldım kahve içelim görüşelim mutlaka diyor kısacası alırım bi geçmiş olsun
submitted by fgmer to kopyamakarna [link] [comments]


2020.06.10 20:02 DickpicO_o Kur'an'ın Birbiriyle Çelişen ve Garip Ayetleri

-Kadın-Erkek Eşitsizliği
Nisa Suresi 34:Allah’in insanlardan bir kismini digerlerine üstün kilmasina bagli olarak ve mallarindan harcama yapmalari sebebiyle erkekler kadinlarin yöneticisi ve koruyucusudurlar. Sâliha kadinlar Allah’a itaatkârdirlar. Allah’in korumasina uygun olarak, kimsenin görmedigi durumlarda da kendilerini korurlar. (Evlilik hukukuna) bas kaldirmasindan endise ettiginiz kadinlara ögüt verin, onlari yataklarda yalniz birakin ve onlari dövün. Eger size itaat ederlerse artik onlarin aleyhine baska bir yol aramayin; çünkü Allah yücedir, büyüktür.
Nisa Suresi 3. Yetimlerin hakkina riayet edemeyeceginizden korkarsaniz, begendiginiz kadinlardan ikiser, üçer, dörder nikâhlayin. Haksizlik etmekten korkarsaniz tek kadin veya mülkiyetinizde bulunan câriye ile yetinin; bu, adaletten ayrilmamaniz için en uygun olanidir.
Bakara Suresi 223. Esleriniz sizin nesil yetistiren tarlanizdir. Tarlaniza dilediginiz sekilde varin. Kendiniz için ilerisini düsünerek hazirlik yapin. Allah’in haram kildigi seylerden korunun ve O’nun huzuruna varacaginizi iyi bilin. (Ey Resulüm)! Mü’minleri müjdele!
Bakara Suresi 228. Boşanan kadınlar, kendi kendilerine üç aybaşı hali beklerler, eğer Allah'a ve ahiret gününe inanmışlarsa, rahimlerinde Allah'ın yarattığını gizlemeleri kendilerine helal değildir. Kocaları bu arada barışmak isterlerse, karılarını geri almakta daha çok hak sahibidirler. Kadınların hakları, örfe uygun bir şekilde vazifelerine denktir. Erkeklerin onlardan bir üstün derecesi vardır. Allah güçlüdür. Hakim'dir.*
Bakara Suresi 282. Ey iman edenler! Belli bir süre için birbirinize borçlandiginiz zaman bunu yazin. Aranizda bir yazici adaletle yazsin. Yazici, Allah’in kendisine ögrettigi sekilde yazmaktan kaçinmasin, (her seyi oldugu gibi dosdogru) yazsin. Üzerinde hak olan (borçlu) da yazdirsin ve Rabbi olan Allah’tan korkup sakinsin da borçtan hiçbir seyi eksik etmesin (hepsini tam yazdirsin). Eger borçlu, akli ermeyen, veya zayif bir kimse ise, ya da yazdiramiyorsa, velisi adaletle yazdirsin. (Bu isleme) sahitliklerine güvendiginiz iki erkegi; eger iki erkek olmazsa, bir erkek ve iki kadini sahit tutun. Bu, onlardan biri unutacak olursa, digerinin ona hatirlatmasi içindir.
Nisa Suresi 24. (Savaş esiri olarak) sahip olduklarınız hariç, evli kadınlar (da size) haram kılındı. (Bunlar) üzerinize Allah’ın emri olarak yazılmıştır. Bunların dışında kalanlar ise, iffetli yaşamak ve zina etmemek şartıyla mallarınızla (mehirlerini verip) istemeniz size helâl kılındı. Onlardan (nikâhlanıp) faydalanmanıza karşılık sabit bir hak olarak kendilerine mehirlerini verin. Mehir belirlendikten sonra, onunla ilgili olarak uzlaştığınız şeyler konusunda size günah yoktur. Şüphesiz ki Allah (her şeyi) hakkıyla bilendir, hüküm ve hikmet sahibidir.
-Kölelik
Nahl Suresi 75. Allah, hiçbir şeye gücü yetmeyen ve başkasının malı olan bir köle ile, kendisine verdiğimiz güzel rızıktan gizli ve açık olarak Allah yolunda harcayan kimseyi misal verir. Bunlar hiç eşit olur mu? Hamd Allah’a mahsustur, fakat onların çoğu bilmezler.
Mucadele Suresi 3.Karılarını zıhar yoluyla boşamak isteyip, sonra sözlerinden dönenlerin, ailesiyle temas etmeden bir köle azad etmeleri gerekir. Size bu hususta böylece öğüt verilmektedir. Allah, işlediklerinizden haberdardır.
Rum Suresi 28. Allah, size kendinizden şöyle bir örnek getirdi: Kölelerinizden, verdiğimiz rızıklarda sizinle eşit haklara sahip olan ve birbirinizden çekindiğiniz gibi kendilerinden çekindiğiniz ortaklarınız var mı? Düşünen bir topluluk için âyetleri böyle ayrı ayrı açıklıyoruz.
-Barış Dini(!)
Bakara Suresi 216. Savas, hosunuza gitmedigi hâlde, size farz kilindi. Olur ki, bir sey sizin için hayirli iken, siz onu hos görmezsiniz. Yine olur ki, bir sey sizin için kötü iken, siz onu seversiniz. Allah bilir, siz bilmezsiniz.
Maide 33: "Allah'a ve Resûlü'ne (mü'minlere) harp açanlarin, yeryüzünde (yol kesmek suretiyle) fesadciliga kosanlarin cezasi, ancak öldürülmeleri, ya asilmalari, yahut (sag) elleriyle (sol) ayaklarinin çaprazvari kesilmesi, yahud da (bulunduklari) yerden sürülmeleridir. Bu, onlarin dünyadaki rüsvayligidir. Ahirette ise onlara (baskaca) pek büyük bir azab da vardir..."
Enfal Suresi 65. Ey Peygamber! Müminleri cihada tesvik eyle.
Nisa Suresi 84. Allah yolunda savas! Müminleri de savasa tesvik et.
Tevbe Suresi 73.Ey peygamber! Kâfirlere ve münafiklara karsi cihad et ve onlara karsi çetin ol.
Tevbe Suresi 14.Onlarla savasin ki Allah, sizin ellerinizle onlarin cezasini versin
Muhammed Suresi 35. Sakın za’f göstermeyin. Üstün olduğunuz hâlde barışa çağırmayın. Allah sizinle beraberdir. Sizin amellerinizi asla eksiltmeyecektir.
Enfal Suresi 39. Fitne ortadan kalkıncaya ve din tamamen Allah'ın oluncaya kadar onlarla savaşın!
Bakara Suresi 193. Din yalniz Allah'ın oluncaya kadar onlarla savaşın.
Bakara Suresi 191. Onlari (size karsi savasanlari) yakaladiginiz yerde öldürün. Sizi çikardiklari yerden siz de onlari çikarin. Fitne, adam öldürmekten daha kötüdür. Mescid-i Haram'da onlar sizinle savasmadikça, siz de onlarla savasmayin. Eger onlar size karsi savas açarlarsa siz de onlari öldürün. Iste kafirlerin cezasi böyledir.
Bakara Suresi 244. Allah yolunda savasin ve bilin ki Allah, her seyi isitir ve bilir.
Saff Suresi 4. Allah, kendi yolunda kenetlenmis bir yapi gibi saf baglayarak savasanlari sever.
Enfal Suresi 57. Eğer savaşta onları yakalarsan, ibret almalari için onlar ile arkalarinda bulunan kimseleri de dagit.
Nisa Suresi 71. Ey iman edenler! Tedbirinizi alin; bölük bölük savasa çikin, yahut (gerektiginde) topyekün savasin.
Muhammed Suresi 4. Savaşta inkar edenlerle karşılaştığınızda boyunlarını vurun; sonunda onlara üstün geldiğinizde onları esir alın; savaş sona erince onları ya karşılıksız, ya da fidye ile salıverin; Allah dilemiş olsaydı, onlardan başka türlü öç alabilirdi, bunun böyle olması, kiminizi kiminizle denemek içindir. Allah, kendi yolunda öldürülenlerin işlerini boşa çıkarmaz.

Nisa Suresi 74. O halde, dünya hayatini ahiret karsiliginda satanlar, Allah yolunda savassinlar. Kim Allah yolunda savasir da öldürülür veya galip gelirse biz ona yakinda büyük bir mükafat verecegiz.
Tevbe Suresi 111. Şüphesiz allah, mü’minlerden canlarını ve mallarını, kendilerine vereceği cennet karşılığında satın almıştır. artık, onlar allah yolunda savaşırlar, öldürürler ve ölürler. allah bunu tevrat’ta, incil’de ve kur’an’da kesin olarak va’detmiştir. kimdir sözünü allah’tan daha iyi yerine getiren? o halde, yapmış olduğunuz bu alışverişten dolayı sevinin. işte asıl bu büyük başarıdır.
Nisa Suresi 89. Arzu ettiler ki kendilerinin küfre saptıkları gibi siz de sapasınız da beraber olasınız. bu sebeple, onlar allah yolunda hicret edinceye kadar içlerinden dost edinmeyin. eğer bundan yüz çevirirlerse onları yakalayın ve bulduğunuz yerde öldürün. onlardan ne bir dost edinin, ne de bir yardımcı.
-Muhammed'e Özel Ayetler
Azhab Suresi 50:Ey peygamber! Mehirlerini verdigin eslerini, Allah’in sana ganimet olarak verip de elinin sahip oldugu kadinlari, seninle birlikte hicret eden amca kizlarini, hala kizlarini, dayi kizlarini, teyze kizlarini, kendini peygambere mehirsiz olarak bagislar da peygamber de onunla evlenmek isterse böyle bir mümin kadini -ki sonuncusu diger müminlere degil, zatina mahsustur - sana helâl kildik. Müminlere esleri ve sahip olduklari kadinlari hakkinda hangi kurallari geçerli kildigimizi biliyoruz. Sana mahsus olani güçlük çekmeyesin diye mesrû kildik. Allah çok bagislayici, pek esirgeyicidir.

Azhab Suresi 37. Bir zaman, Allah’in kendisine lutufta bulundugu, senin de lutufkâr davrandigin kisiye, "Esinle evlilik bagini koru, Allah’tan kork" demistin. Bunu derken Allah’in ileride açiklayacagi bir seyi içinde sakliyordun, kendisinden çekinme hususunda Allah’in önceligi bulundugu halde sen halktan çekiniyordun. Zeyd onunla beraber olduktan sonra müminlere, evlâtliklarinin -kendileriyle beraber olup ayrildiklari- esleriyle evlenmeleri hususunda bir sikinti gelmesin diye seni o kadinla evlendirdik. Allah’in emri elbet yerine getirilecektir.

Azhab Suresi 53. Ey iman edenler! Peygamberin evine size yemek için izin verilmediği vakit asla girmeyin, fakat çağrıldığınızda -erkenden gidip yemeğe hazırlanmasını beklemeksizin- girin, yemeğinizi yiyince hemen dağılın, söze dalıp oturmayın; bu davranışınız peygamberi rahatsız ediyor, size söylemeye çekiniyor, oysa Allah hak olanı açıklamaktan çekinmez. Peygamber hanımlarından bir şey istediğinizde, onlar perde arkasında iken isteyin; bu sizin kalplerinizin de onların kalplerinin de temiz kalması için en uygunudur. Resûlullah’ı üzmeye hakkınız yoktur, kendisinden sonra ebedî olarak eşleriyle de evlenemezsiniz, sizin bunu yapmanız Allah katında büyük bir günahtır.
Azhab 51. Onlardan dilediginin beraberligini erteler, diledigini yanina alirsin. Uzaklastirdiklarindan birini tekrar istemende senin için bir sakinca yoktur. Bu hüküm onlarin mutlu olmalari, üzülmemeleri ve hepsinin senin verdigine razi olmalari için en uygun olanidir. Allah gönüllerinizdekini bilir, Allah ilim ve hilim sahibidir.
Azhab Suresi 53. Ey Peygamber’in hanımları! Siz, kadınlardan herhangi biri gibi değilsiniz. Eğer Allah’a karşı gelmekten sakınıyorsanız (erkeklerle konuşurken) sözü yumuşak bir eda ile söylemeyin ki kalbinde hastalık (kötü niyet) olan kimse ümide kapılmasın. Güzel (ve doğru) söz söyleyin.
Azhab Suresi 30. Ey Peygamber'in hanımları! Sizlerden biri açık bir hayasızlık yapacak olursa, onun azabı iki kat olur. Bu Allah'a kolaydır.
Enfal Suresi 1. Sana savaş ganimetlerini soruyorlar. De ki: Ganimetler Allah ve Peygamber'e aittir. O halde siz (gerçek) müminler iseniz Allah'tan korkun, aranızı düzeltin, Allah ve Resûlüne itaat edin.
Araf 61. Nûh şöyle cevap verdi: Ey kavmim! Bende hiçbir sapkınlık yoktur; şu var ki ben âlemlerin rabbi tarafından gönderilmiş bir elçiyim.
Azhab 56.Şüphesiz Allah ve melekleri Peygamber’e salât ediyorlar. Ey iman edenler! Siz de ona salât edin, selâm edin.
Mucadele Suresi 12. Ey iman edenler! Peygamber ile baş başa konuşacağınız zaman, baş başa konuşmanızdan önce bir sadaka verin. Bu, sizin için daha hayırlı ve daha temizdir. Şâyet (sadaka verecek bir şey) bulamazsanız, bilin ki Allah çok bağışlayandır, çok merhamet edendir.
Tevbe Suresi 103. Onların mallarından sadaka al; bununla onları (günahlardan) temizlersin, onları arıtıp yüceltirsin. Ve onlar için dua et. Çünkü senin duan onlar için sükûnettir (onları yatıştırır). Allah işitendir, bilendir.
Hac Suresi 15. Allah'ın peygamber'e dünyada ve ahirette yardım etmeyeceğini sanan kimse, yukarı bağladığı bir ipe kendini asıp, boğsun; bir düşünsün bakalım, bu hilesi kendisini öfkelendiren şeye engel olabilir mi?
Cehennem-İşkence
Araf Suresi 179. Andolsun, biz cinler ve insanlardan birçogunu cehennem için yaratmisizdir. onlarin kalpleri vardir, onlarla kavramazlar; gözleri vardir, onlarla görmezler; kulaklari vardir, onlarla isitmezler. iste onlar hayvanlar gibidir; hatta daha da sapiktirlar. iste asil gafiller onlardir.
Nur Suresi 2. Zina eden kadin ile zina eden erkegin her birine yüz sopa vurun. Allah’a ve âhiret gününe inaniyorsaniz, Allah’in dinini uygulama hususunda o ikisine karsi merhamet duygusuna kapilmayin.Müminlerden bir grup da onlara uygulanan cezaya tanik olsun.
Bakara Suresi 7. Allah onların kalplerini ve kulaklarını mühürlemiştir, gözlerinde de kalın bir perde bulunmaktadır ve onlar için büyük bir azap vardır.
Nisa 56. Süphe yok ki, âyetlerimizi inkâr edenleri gün gelecek bir atese sokacagiz; onlarin derileri pisip aci duymaz hale geldikçe, derilerini baska yenisiyle degistiririz ki aciyi duysunlar. Allah daima üstündür ve hikmet sahibidir.
Hac Suresi 19,20,21. İşte Rableri hakkında tartışmaya giren iki taraf: O'nu inkar edenlere, ateşten elbiseler kesilmiştir, başlarına da kaynar su dökülür de bununla karınlarındakiler ve deriler eritilir. Demir topuzlar da onlar içindir.
Tevbe Suresi 34. Ey iman edenler! Hahamlardan ve rahiplerden birçoğu, insanların mallarını haksız yollarla yiyorlar ve Allah’ın yolundan alıkoyuyorlar. Altın ve gümüşü biriktirip gizleyerek onları Allah yolunda harcamayanları elem dolu bir azapla müjdele.
Secde Suresi 13. Eğer dileseydik, herkese hidayetini verirdik. Fakat benim, “Andolsun, cehennemi hem cinlerden hem de insanlardan dolduracağım” sözüm gerçekleşecektir.
-Sorgulama!
Maide Suresi 101-102. "Ey iman edenler! Size açiklandigi taktirde,sizi üzecek olan seylere dair soru sormayin.Eger kur'an indirildikten bunlara dair soru sorarsaniz size açiklanir.(Halbuki)Allah onlari bagislamistir.Allah,çok bagislayandir,halimdir." "Sizden önceki bir millet o tür seyler sordu da o yüzden kafir oldu"
-Terorizm
Tevbe Suresi 5. Haram aylar çikinca bu Allah’a ortak kosanlari artik buldugunuz yerde öldürün, onlari yakalayip hapsedin ve her gözetleme yerine oturup onlari gözetleyin. Eger tövbe ederler, namazi kilip zekâti da verirlerse, kendilerini serbest birakin.
Maide Suresi 33.Allah'a ve Resûlü'ne (mü'minlere) harp açanlarin, yeryüzünde (yol kesmek suretiyle) fesadciliga kosanlarin cezasi, ancak öldürülmeleri, ya asilmalari, yahut (sag) elleriyle (sol) ayaklarinin çaprazvari kesilmesi, yahud da (bulunduklari) yerden sürülmeleridir. Bu, onlarin dünyadaki rüsvayligidir. Ahirette ise onlara (baskaca) pek büyük bir azab da vardir...
Muhammed Suresi 4. Savaşta inkar edenlerle karşılaştığınızda boyunlarını vurun; sonunda onlara üstün geldiğinizde onları esir alın; savaş sona erince onları ya karşılıksız, ya da fidye ile salıverin; Allah dilemiş olsaydı, onlardan başka türlü öç alabilirdi, bunun böyle olması, kiminizi kiminizle denemek içindir. Allah, kendi yolunda öldürülenlerin işlerini boşa çıkarmaz.

-Birbiriyle Çelişen Ayetler
Neml Suresi 1. Bunlar Kur’an’in, apaçik bir kitabin âyetleridir.
ile
Al-i İmran Suresi 7. Sana Kitap'ı indiren O'dur. Onda Kitap'ın temeli olan kesin anlamlı ayetler vardır, diğerleri de çeşitli anlamlıdırlar. Kalblerinde eğrilik olan kimseler, fitne çıkarmak, kendilerine göre yorumlamak için onların çeşitli anlamlı olanlarına uyarlar. Oysa onların yorumunu ancak Allah bilir. İlimde derinleşmiş olanlar: "Ona inandık, hepsi Rabbimiz'in katındandır" derler. Bunu ancak akıl sahipleri düşünür;
,
En'am Suresi 38. Yerde yürüyen hayvanlar ve kanatlarıyla uçan kuşlar da ancak sizin gibi birer toplulukturlar. Kitap'da Biz hiçbir şeyi eksik bırakmadık; onlar sonra Rablerine toplanacaklardır.
,
Al-i İmran Suresi 67. İbrahim, ne Yahudi idi, ne de Hıristiyan. Fakat o, hanif (Allah’ı bir tanıyan, hakka yönelen) bir müslümandı. Allah’a ortak koşanlardan da değildi.
ile

En'am Suresi 162-163. De ki: "Benim namazım, (her türlü) ibadetim, hayatım ve ölümüm, hepsi âlemlerin rabbi olan Allah içindir."O'nun ortağı yoktur. Bununla emredildim ve ben herkesten önce teslim olurum."
,
Tevbe Suresi 29. Kendilerine kitap verilenlerden Allah’a ve ahiret gününe iman etmeyen, Allah’in ve Resûlünün haram kildigini haram saymayan ve hak din Islam’i din edinmeyen kimselerle, küçülerek (boyun egerek) kendi elleriyle cizyeyi verinceye kadar savasin.
ile
Bakara Suresi 256. Dinde zorlama yoktur. Çünkü doğruluk sapıklıktan iyice ayrılmıştır. O hâlde, kim tâğûtu tanımayıp Allah’a inanırsa, kopmak bilmeyen sapasağlam bir kulpa yapışmıştır. Allah, hakkıyla işitendir, hakkıyla bilendir.
,
Zuhruf Suresi 23. İşte böyle, biz senden önce hiçbir memlekete bir uyarıcı göndermedik ki, oranın şımarık zenginleri, “Şüphe yok ki biz babalarımızı bir din üzerinde bulduk. Biz de elbette onların izlerinden gitmekteyiz” demiş olmasınlar.
,
Nisa Suresi 156,157. Bir de inkarlarindan ve Meryem’e büyük bir iftira atmalarindan ve “Biz Allah’ın peygamberi Meryemoglu Isa Mesih’i öldürdük” demelerinden dolayi kalplerini mühürledik. Oysa onu öldürmediler ve asmadilar.(''Biz Allah'ın peygamberi Meryemoğlu Isa Mesih'i öldürdük'' demişler. Anlamayan tekrar okusun)
,
Bakara Suresi 62. Şüphesiz, inananlar, Yahudi olanlar, Hıristiyanlar ve Sabiilerden Allah'a ve ahiret gününe inanıp yararlı iş yapanların ecirleri Rablerinin katındadır. Onlar için artık korku yoktur. Onlar üzülmeyeceklerdir.
ile
Al-i İmran 85. Kim İslam'dan başka bir dine yönelirse, onunki kabul edilmeyecektir. O ahirette de kaybedenlerdendir.
,
Nahl Suresi 101. Biz bir ayeti degistirip yerine baska bir ayet getirdigimiz zaman -ki Allah neyi indirecegini gayet iyi bilir- onlar Peygamber’e, “Sen ancak uyduruyorsun” derler. Hayir, onlarin çogu bilmez.
ile
Fatır Suresi 43. Yeryüzünde büyüklük taslamak ve kötü tuzak kurmak için (böyle davranıyorlardı). Oysa kötü tuzak, ancak sahibini kuşatır. Onlar ancak öncekilere uygulanan kanunu bekliyorlar. Sen Allah’ın kanununda hiçbir değişiklik bulamazsın. Sen, Allah’ın kanununda hiçbir sapma bulamaz.(Nahl 101'de ayetler değişebiliyordu Fatır 43 de kesinlikle değişmiyor)
,
Zümer Suresi 10. Şöyle de: "Ey inanan kullarım! Rabbinize karşı gelmekten sakının; bu dünyada iyilik yapanlara iyilik vardır. Allah'ın yarattığı yeryüzü geniştir. Yalnız sabredenlere, ecirleri sonsuz olarak ödenecektir."(Ey inanan kullarım?)
,
Maide 5: Bugün size iyi ve temiz nimetler helâl kilinmistir. Kendilerine kitap verilenlerin yiyecegi size helâldir; sizin yiyeceginiz de onlara helâldir. Gayri mesrû iliskide bulunmak veya gizli dost tutmak seklinde degil de mesrû bir nikâhla evlenmek sartiyla mümin kadinlardan iffetli olanlar ile sizden önce kendilerine kitap verilenlerden iffetli kadinlar -mehirlerini verdiginiz takdirde- size helâldir. Kim inanmayi reddederse ameli kesinlikle bosa gider. O, âhirette de hüsrana ugrayanlardandir.
ile
Maide 51:Ey iman edenler! Yahudileri ve hiristiyanlari veli edinmeyin. Onlar birbirlerinin velileridir. Sizden kim onlari dost edinirse süphesiz o da onlardandir. Allah zalimler toplulugunu hidayete erdirmez.
,
Nisa 11 ve 12. Allah size, çocuklarınız hakkında erkeğe, iki kadın payı kadar (vermenizi) emreder. İkiden fazla kadın iseler bıraktığının üçte ikisi onlarındır. Eğer yalnız bir kadınsa yarısı onundur. Ölenin çocuğu varsa, ana-babasından her birinin mirastan altıda bir hissesi vardır. Eğer çocuğu yok da ana-babası ona vâris olmuşlarsa anasının hakkı üçte birdir. Ölenin kardeşleri varsa anasının payı, vasiyetten ve borçtan sonra altıda birdir. Babalarınız ve oğullarınızdan hangisinin fayda bakımından size daha yakın olduğunu bilemezsiniz. Bunlar Allah tarafından konmuş paylardır; şüphesiz Allah ilim ve hikmet sahibidir.
Yapacakları vasiyetten ve borçtan sonra, eşlerinizin, çocukları yoksa, bıraktıklarının yarısı sizindir. Çocukları varsa bıraktıklarının dörtte biri sizindir. Çocuğunuz yoksa sizin de, yapacağınız vasiyetten ve borçtan sonra, bıraktığınızın dörtte biri onlarındır. Çocuğunuz varsa bıraktığınızın sekizde biri onlarındır. Eğer bir erkek veya kadının, anası, babası ve çocukları bulunmadığı halde malı mirasçılara kalırsa ve bir erkek yahut bir kız kardeşi varsa, vasiyetten ve borçtan sonra her birinin payı altıda birdir. Bundan fazla iseler üçte bire ortaktırlar. Kimse zarar görmesin; Allah’ın hükmü budur. Allah her şeyi bilendir, hilim sahibidir.
Buna göre:(2/3)+(1/6)+(1/6)+(1/8 )= 27/24 = 1,125 bulunur (1.0 olması gerekirdi)
Örnek:
Adamın 120 000 mirasi olursa:
kızına: (2/3) 80 000
anneye: (1/6) 20 000
babaya: (1/6) 20 000
karisina: (1/8) 15 000 miras birakiriz.
toplayinca: 80 000+ 20 000 + 20 000 + 15 000 = 135 000(oysa bırakılan miras 120 000 idi)
,
Muhammed Suresi 15.Takvâ sahibi / Allah’a karsi gelmekten sakinanlara vâd edilen cennetin durumu sudur: Orada bozulmayan su irmaklari, tadi degismeyen süt irmaklari, içenlere zevk veren sarap irmaklari ve süzme bal irmaklari vardir. Ayrica onlar için orada, her çesit meyveden ile Rableri tarafindan bir magfiret vardir...
,
Hakka Suresi 40. Görebildiklerinize ve göremediklerinize yemin ederim ki, o (Kur’an), hiç şüphesiz çok şerefli bir elçinin sözüdür.
,
Duhan Suresi 38. Biz gökleri, yeri ve bunlar arasında bulunanları, oyun ve eğlence olsun diye yaratmadık.
ile
En'am Suresi 32. Dünya hayatı bir oyun ve eğlenceden başka bir şey değildir. Müttaki olanlar için şüphesiz ki âhiret yurdu daha hayırlıdır. Hâlâ akıl erdiremiyor musunuz?
,
Enfal Suresi 65.ey peygamber, müminleri savaşa karşı hazırlayıp-teşvik et. eğer içinizde sabreden yirmi (kişi) bulunursa, iki yüz (kişiyi) mağlup edebilirler. ve eğer içinizden yüz (sabırlı kişi) bulunursa, kâfirlerden binini yener. çünkü onlar (gerçeği) kavramayan bir topluluktur.
ile
Enfal Suresi 66. Şimdi, allah sizden (yükünüzü) hafifletti ve sizde bir zaaf olduğunu bildi. sizden yüz sabırlı (kişi) bulunursa, (onların) iki yüzünü bozguna uğratır; eğer sizden bin (kişi) olursa, allah’ın izniyle (onların) iki binini yener. allah, sabredenlerle beraberdir.
(65.ayette 1 müslüman 10 kafire eşit 66.da 1 müslüman 2 kafire eşit oluyor.)
,
Gaşiye suresi 21. 22. 23. 24. 25. 26. ve 27. O halde (resûlüm), öğüt ver. çünkü sen ancak öğüt vericisin. onların üzerinde bir zorba değilsin. ancak yüz çevirip inkâr edene gelince, işte öylesini allah en büyük azap ile cezalandırır. şüphesiz onların dönüşü sadece bizedir. sonra onların sorguya çekilmesi de sadece bize aittir.
ile
Tevbe Suresi 73. Ey peygamber! inkârcılarla ve münafıklarla mücadele et, onlara karşı sert davran! onların varacakları yer cehennemdir. o ne kötü bir varış yeridir!
,
Nisa Suresi 78. Nerede olursanız olun ölüm sizi yakalar; sarp ve sağlam kalelerde olsanız bile! Kendilerine bir iyilik dokunsa "Bu Allah’tan" derler, başlarına bir kötülük gelince de "Bu senden" derler. "Hepsi Allah’tandır" de. Ne oldu bu adamlara ki bir türlü sözü anlayamıyorlar!
ile
Nisa Suresi 79. Sana ne iyilik gelirse Allah'tandır, sana ne kötülük dokunursa kendindendir. Seni insanlara peygamber gönderdik, şahid olarak Allah yeter.
,
Bakara Suresi 285. Peygamber ve inananlar, ona Rabb'inden indirilene inandı. Hepsi Allah'a, meleklerine, kitaplarına, peygamberlerine inandı. "Peygamberleri arasından hiçbirini ayırdetmeyiz, işittik, itaat ettik, Rabbimiz! Affını dileriz, dönüş Sanadır" dediler.
ile
Bakara Suresi 253. O peygamberlerin kimini kiminden üstün kıldık. içlerinden bir kısmıyla konuşmuş, bir kısmını da derecelerle yükseltmiştir. Meryem oğlu Îsâ’ya açık deliller verdik ve onu Rûhulkudüs’le destekledik. Allah dileseydi elçilerin ardından gelen insanlar, kendilerine bunca açık delil geldikten sonra birbirine düşüp savaşmazlardı; lâkin farklı yollara yöneldiler. Bu sebeple kimileri iman etmiş, kimileri de inkâr etmişlerdir. Allah dileseydi aralarında savaşmazlardı fakat Allah dilediğini yapar.
,
Tebbet Suresi 1. Ebu Leheb'in elleri kurusun; kurudu da!(Allah beddua ediyor?)
-Evrensellik
Fussilet Suresi 44. Sayet biz onu yabanci dilde okunan bir kitap olarak indirseydik mutlaka söyle diyeceklerdi: "Âyetlerinin açik seçik anlasilir olmasi gerekmez miydi? Bir Arap’a yabanci dilden bir kitap, öyle mi!" De ki: "O, inananlar için bir rehber ve sifadir; inanmayanlara gelince onlarin kulaklarinda bir sagirlik vardir, Kur’an onlara kapalidir. (Sanki) onlara çok uzaktan sesleniliyor.
Şura Suresi 7. Böylece biz sana Arapça bir Kur’an vahyettik ki, şehirlerin anası olan Mekke’de ve çevresinde bulunanları uyarasın. Hakkında asla şüphe olmayan toplanma günüyle onları uyarasın. Bir grup cennette, bir grup ise cehennemdedir.
Yusuf Suresi 2. Biz onu, anlayasınız diye, Arapça bir Kuran olarak indirdik.
Mucadele Suresi 12. Ey iman edenler! Peygamber ile baş başa konuşacağınız zaman, baş başa konuşmanızdan önce bir sadaka verin. Bu, sizin için daha hayırlı ve daha temizdir. Şâyet (sadaka verecek bir şey) bulamazsanız, bilin ki Allah çok bağışlayandır, çok merhamet edendir.
-Kimin konuştuğu belli olmayan ayetler
Zuhruf 11 : O, gökten bir ölçüye göre yagmur indirendir. Biz onunla ölü araziyi canlandirdik. Iste siz de, böyle diriltileceksiniz.
Zariyat 50 : O hâlde Allah’a kosun. Süphesiz ben, size O’nun katindan gönderilmis açik bir uyariciyim.
Nahl 51 : Allah, söyle dedi: “Iki ilâh edinmeyin. O, ancak tek ilâhtir. O hâlde, yalniz benden korkun.”
Hud 1-2 : Elif Lâm Râ. Bu Kur’an; âyetleri, hüküm ve hikmet sahibi (bulunan ve her seyden) hakkiyla haberdar olan Allah tarafindan muhkem (eksiksiz, saglam ve açik) kilinmis, sonra da Allah’tan baskasina kulluk etmeyesiniz diye ayri ayri açiklanmis bir kitaptir. “Süphesiz ben size O’nun tarafindan gönderilmis bir uyarici ve müjdeleyiciyim.”
En’am 114: Allah size Kitab’i açiklanmis olarak indirmisken, ondan baska hakem mi isteyecegim?Kendilerine kitap verdiklerimiz bilirler ki,o tamamiyla hak olarak, Rabbinden indirilmistir, sakin süphelenenlerden olma.
Bakara 138: Allah'in boyasini esas alin. Allah'tan daha güzel kim boya vurabilir! Biz yalniz O'na kulluk ederiz.
Tekvir 19 : Kuskusuz o Kur'an, degerli bir elçinin sözüdür.
Hakka 40 : Hiç süphesiz o (Kur´an), çok serefli bir elçinin sözüdür.
Zumer 53 : Ey kendilerinin aleyhine asiri giden kullarim! Allah’in rahmetinden ümidinizi kesmeyin. Süphesiz Allah, bütün günahlari affeder. Çünkü O, çok bagislayandir, çok merhamet edendir.”
-Erkekler için
Rahman 56, 57. O ki Cennette, kocalarindan baska herkesten gözlerini sakli tutan, kocalarindan evvel hiçbir insan ve cin ile yatmayan hanimlar vardir. Madem böyledir, ey insanlar ve cinler! Rabbinizin hangi yüce nimetini inkâr edeceksiniz?
Vakia Suresi 23. Onlar için sakli inciler gibi, iri gözlü huriler de vardir.
Nisa Suresi 3.Yetimlerin hakkina riayet edemeyeceginizden korkarsaniz, begendiginiz kadinlardan ikiser, üçer, dörder nikâhlayin. Haksizlik etmekten korkarsaniz tek kadin veya mülkiyetinizde bulunan câriye ile yetinin; bu, adaletten ayrilmamaniz için en uygun olanidir
Nebe Suresi 31,32,33,34. Şüphesiz Allah’a karşı gelmekten sakınanlara bir kurtuluş, bahçeler, üzümler, kendileriyle bir yaşta, göğüsleri çıkmış genç kızlar ve dolu dolu kadehler vardır.
-Bilimsel
Rahman Suresi 33. Ey cin ve insan toplulukları! Göklerin ve yerin çevresini aşıp geçmeye gücünüz yetiyorsa geçin! Ama Allah'ın verdiği bir güç olmaksızın geçemezsiniz ki!
Yasin Suresi 39.Ay için de sonunda kuru bir hurma dalina dönecegi konaklar tayin etmisizdir.
Tarık Suresi 5,6,7. Öyleyse insan neden yaratıldığına bir baksın.Fışkırıp çıkan bir sudan yaratıldı. Bu su, bel ile kaburga kemikleri arasindan çıkar.
Nahl Suresi 15. 16. Yeryüzünde, sarsilmayasiniz diye, sabit daglar, nehirler ve belki yolunuzu bulursunuz diye yollar ve isaretler meydana getirmistir. Onlar yildizla da yollarini bulurlar.
halbuki bugün bilindiği üzere dağların yoğunlukta olduğu bölgeler deprem riski en fazla olan bölgelerdir.
Kehf Suresi. 83,84,85,86. Sana Zulkarneyn’i sorarlar, “Onu size anlatacagim” de.
Dogrusu biz onu yeryüzüne yerlestirmis ve her seyin yolunu ona ögretmistik.
O da bir yol tuttu.
Sonunda günesin battigi yere ulasinca onu, kara balçikli bir suda batiyor gördü.
Orada bir millete rastladi. “Zulkarneyn! Onlara azap da edebilirsin, iyi muamelede de bulunabilirsin” dedik.
Şura Suresi 33. O dilese rüzgârı dindirir de gemiler denizin üzerinde hareketsiz kalıverirler. Şüphesiz bunda çok sabreden, çok şükreden herkes için ibretler vardır.(Allah motorlu geminin icat edildiğini tahmin edememiş)
Enbiya Suresi 31: okyanus dalgalari insanlari sarsmasin diye daglari yarattik.(Okyanus ile dağlar arasında bir bağlantı yok?)
Araf Suresi 107. Bunun üzerine Mûsâ, asasını yere attı. Bir de ne görsünler, apaçık bir ejderha.(En komiği bu)
-Çarpılma Ayetleri
Bakara Suresi 55. "Ya Musa! Allah'ı apaçık görmedikçe sana inanmayacağız" demiştiniz de gözleriniz göre göre sizi yıldırım çarpmıştı.
Fussilet Suresi 17. Semud milletine, doğru yolu göstermiştik, ama onlar körlüğü, doğru yolda gitmeye tercih ettiler. Kazandıklarının karşılığı olarak onları alçaltıcı azabın yıldırımı çarptı.
Zariyat Suresi 44. Onlar Rablerinin buyruğundan çıkmışlardı; bunun üzerine kendilerini gözleri göre göre yıldırım çarptı.
submitted by DickpicO_o to ssay [link] [comments]


2020.06.10 19:15 DickpicO_o Kur'an'ın Birbiriyle Çelişen ve Garip Ayetleri

-Kadın-Erkek Eşitsizliği
Nisa Suresi 34:Allah’in insanlardan bir kismini digerlerine üstün kilmasina bagli olarak ve mallarindan harcama yapmalari sebebiyle erkekler kadinlarin yöneticisi ve koruyucusudurlar. Sâliha kadinlar Allah’a itaatkârdirlar. Allah’in korumasina uygun olarak, kimsenin görmedigi durumlarda da kendilerini korurlar. (Evlilik hukukuna) bas kaldirmasindan endise ettiginiz kadinlara ögüt verin, onlari yataklarda yalniz birakin ve onlari dövün. Eger size itaat ederlerse artik onlarin aleyhine baska bir yol aramayin; çünkü Allah yücedir, büyüktür.
Nisa Suresi 3. Yetimlerin hakkina riayet edemeyeceginizden korkarsaniz, begendiginiz kadinlardan ikiser, üçer, dörder nikâhlayin. Haksizlik etmekten korkarsaniz tek kadin veya mülkiyetinizde bulunan câriye ile yetinin; bu, adaletten ayrilmamaniz için en uygun olanidir.
Bakara Suresi 223. Esleriniz sizin nesil yetistiren tarlanizdir. Tarlaniza dilediginiz sekilde varin. Kendiniz için ilerisini düsünerek hazirlik yapin. Allah’in haram kildigi seylerden korunun ve O’nun huzuruna varacaginizi iyi bilin. (Ey Resulüm)! Mü’minleri müjdele!
Bakara Suresi 228. Boşanan kadınlar, kendi kendilerine üç aybaşı hali beklerler, eğer Allah'a ve ahiret gününe inanmışlarsa, rahimlerinde Allah'ın yarattığını gizlemeleri kendilerine helal değildir. Kocaları bu arada barışmak isterlerse, karılarını geri almakta daha çok hak sahibidirler. Kadınların hakları, örfe uygun bir şekilde vazifelerine denktir. Erkeklerin onlardan bir üstün derecesi vardır. Allah güçlüdür. Hakim'dir.*
Bakara Suresi 282. Ey iman edenler! Belli bir süre için birbirinize borçlandiginiz zaman bunu yazin. Aranizda bir yazici adaletle yazsin. Yazici, Allah’in kendisine ögrettigi sekilde yazmaktan kaçinmasin, (her seyi oldugu gibi dosdogru) yazsin. Üzerinde hak olan (borçlu) da yazdirsin ve Rabbi olan Allah’tan korkup sakinsin da borçtan hiçbir seyi eksik etmesin (hepsini tam yazdirsin). Eger borçlu, akli ermeyen, veya zayif bir kimse ise, ya da yazdiramiyorsa, velisi adaletle yazdirsin. (Bu isleme) sahitliklerine güvendiginiz iki erkegi; eger iki erkek olmazsa, bir erkek ve iki kadini sahit tutun. Bu, onlardan biri unutacak olursa, digerinin ona hatirlatmasi içindir.
Nisa Suresi 24. (Savaş esiri olarak) sahip olduklarınız hariç, evli kadınlar (da size) haram kılındı. (Bunlar) üzerinize Allah’ın emri olarak yazılmıştır. Bunların dışında kalanlar ise, iffetli yaşamak ve zina etmemek şartıyla mallarınızla (mehirlerini verip) istemeniz size helâl kılındı. Onlardan (nikâhlanıp) faydalanmanıza karşılık sabit bir hak olarak kendilerine mehirlerini verin. Mehir belirlendikten sonra, onunla ilgili olarak uzlaştığınız şeyler konusunda size günah yoktur. Şüphesiz ki Allah (her şeyi) hakkıyla bilendir, hüküm ve hikmet sahibidir.
-Kölelik
Nahl Suresi 75. Allah, hiçbir şeye gücü yetmeyen ve başkasının malı olan bir köle ile, kendisine verdiğimiz güzel rızıktan gizli ve açık olarak Allah yolunda harcayan kimseyi misal verir. Bunlar hiç eşit olur mu? Hamd Allah’a mahsustur, fakat onların çoğu bilmezler.
Mucadele Suresi 3.Karılarını zıhar yoluyla boşamak isteyip, sonra sözlerinden dönenlerin, ailesiyle temas etmeden bir köle azad etmeleri gerekir. Size bu hususta böylece öğüt verilmektedir. Allah, işlediklerinizden haberdardır.
Rum Suresi 28. Allah, size kendinizden şöyle bir örnek getirdi: Kölelerinizden, verdiğimiz rızıklarda sizinle eşit haklara sahip olan ve birbirinizden çekindiğiniz gibi kendilerinden çekindiğiniz ortaklarınız var mı? Düşünen bir topluluk için âyetleri böyle ayrı ayrı açıklıyoruz.
-Barış Dini(!)
Bakara Suresi 216. Savas, hosunuza gitmedigi hâlde, size farz kilindi. Olur ki, bir sey sizin için hayirli iken, siz onu hos görmezsiniz. Yine olur ki, bir sey sizin için kötü iken, siz onu seversiniz. Allah bilir, siz bilmezsiniz.
Maide 33: "Allah'a ve Resûlü'ne (mü'minlere) harp açanlarin, yeryüzünde (yol kesmek suretiyle) fesadciliga kosanlarin cezasi, ancak öldürülmeleri, ya asilmalari, yahut (sag) elleriyle (sol) ayaklarinin çaprazvari kesilmesi, yahud da (bulunduklari) yerden sürülmeleridir. Bu, onlarin dünyadaki rüsvayligidir. Ahirette ise onlara (baskaca) pek büyük bir azab da vardir..."
Enfal Suresi 65. Ey Peygamber! Müminleri cihada tesvik eyle.
Nisa Suresi 84. Allah yolunda savas! Müminleri de savasa tesvik et.
Tevbe Suresi 73.Ey peygamber! Kâfirlere ve münafiklara karsi cihad et ve onlara karsi çetin ol.
Tevbe Suresi 14.Onlarla savasin ki Allah, sizin ellerinizle onlarin cezasini versin
Muhammed Suresi 35. Sakın za’f göstermeyin. Üstün olduğunuz hâlde barışa çağırmayın. Allah sizinle beraberdir. Sizin amellerinizi asla eksiltmeyecektir.
Enfal Suresi 39. Fitne ortadan kalkıncaya ve din tamamen Allah'ın oluncaya kadar onlarla savaşın!
Bakara Suresi 193. Din yalniz Allah'ın oluncaya kadar onlarla savaşın.
Bakara Suresi 191. Onlari (size karsi savasanlari) yakaladiginiz yerde öldürün. Sizi çikardiklari yerden siz de onlari çikarin. Fitne, adam öldürmekten daha kötüdür. Mescid-i Haram'da onlar sizinle savasmadikça, siz de onlarla savasmayin. Eger onlar size karsi savas açarlarsa siz de onlari öldürün. Iste kafirlerin cezasi böyledir.
Bakara Suresi 244. Allah yolunda savasin ve bilin ki Allah, her seyi isitir ve bilir.
Saff Suresi 4. Allah, kendi yolunda kenetlenmis bir yapi gibi saf baglayarak savasanlari sever.
Enfal Suresi 57. Eğer savaşta onları yakalarsan, ibret almalari için onlar ile arkalarinda bulunan kimseleri de dagit.
Nisa Suresi 71. Ey iman edenler! Tedbirinizi alin; bölük bölük savasa çikin, yahut (gerektiginde) topyekün savasin.
Muhammed Suresi 4. Savaşta inkar edenlerle karşılaştığınızda boyunlarını vurun; sonunda onlara üstün geldiğinizde onları esir alın; savaş sona erince onları ya karşılıksız, ya da fidye ile salıverin; Allah dilemiş olsaydı, onlardan başka türlü öç alabilirdi, bunun böyle olması, kiminizi kiminizle denemek içindir. Allah, kendi yolunda öldürülenlerin işlerini boşa çıkarmaz.

Nisa Suresi 74. O halde, dünya hayatini ahiret karsiliginda satanlar, Allah yolunda savassinlar. Kim Allah yolunda savasir da öldürülür veya galip gelirse biz ona yakinda büyük bir mükafat verecegiz.
Tevbe Suresi 111. Şüphesiz allah, mü’minlerden canlarını ve mallarını, kendilerine vereceği cennet karşılığında satın almıştır. artık, onlar allah yolunda savaşırlar, öldürürler ve ölürler. allah bunu tevrat’ta, incil’de ve kur’an’da kesin olarak va’detmiştir. kimdir sözünü allah’tan daha iyi yerine getiren? o halde, yapmış olduğunuz bu alışverişten dolayı sevinin. işte asıl bu büyük başarıdır.
Nisa Suresi 89. Arzu ettiler ki kendilerinin küfre saptıkları gibi siz de sapasınız da beraber olasınız. bu sebeple, onlar allah yolunda hicret edinceye kadar içlerinden dost edinmeyin. eğer bundan yüz çevirirlerse onları yakalayın ve bulduğunuz yerde öldürün. onlardan ne bir dost edinin, ne de bir yardımcı.
-Muhammed'e Özel Ayetler
Azhab Suresi 50:Ey peygamber! Mehirlerini verdigin eslerini, Allah’in sana ganimet olarak verip de elinin sahip oldugu kadinlari, seninle birlikte hicret eden amca kizlarini, hala kizlarini, dayi kizlarini, teyze kizlarini, kendini peygambere mehirsiz olarak bagislar da peygamber de onunla evlenmek isterse böyle bir mümin kadini -ki sonuncusu diger müminlere degil, zatina mahsustur - sana helâl kildik. Müminlere esleri ve sahip olduklari kadinlari hakkinda hangi kurallari geçerli kildigimizi biliyoruz. Sana mahsus olani güçlük çekmeyesin diye mesrû kildik. Allah çok bagislayici, pek esirgeyicidir.

Azhab Suresi 37. Bir zaman, Allah’in kendisine lutufta bulundugu, senin de lutufkâr davrandigin kisiye, "Esinle evlilik bagini koru, Allah’tan kork" demistin. Bunu derken Allah’in ileride açiklayacagi bir seyi içinde sakliyordun, kendisinden çekinme hususunda Allah’in önceligi bulundugu halde sen halktan çekiniyordun. Zeyd onunla beraber olduktan sonra müminlere, evlâtliklarinin -kendileriyle beraber olup ayrildiklari- esleriyle evlenmeleri hususunda bir sikinti gelmesin diye seni o kadinla evlendirdik. Allah’in emri elbet yerine getirilecektir.

Azhab Suresi 53. Ey iman edenler! Peygamberin evine size yemek için izin verilmediği vakit asla girmeyin, fakat çağrıldığınızda -erkenden gidip yemeğe hazırlanmasını beklemeksizin- girin, yemeğinizi yiyince hemen dağılın, söze dalıp oturmayın; bu davranışınız peygamberi rahatsız ediyor, size söylemeye çekiniyor, oysa Allah hak olanı açıklamaktan çekinmez. Peygamber hanımlarından bir şey istediğinizde, onlar perde arkasında iken isteyin; bu sizin kalplerinizin de onların kalplerinin de temiz kalması için en uygunudur. Resûlullah’ı üzmeye hakkınız yoktur, kendisinden sonra ebedî olarak eşleriyle de evlenemezsiniz, sizin bunu yapmanız Allah katında büyük bir günahtır.
Azhab 51. Onlardan dilediginin beraberligini erteler, diledigini yanina alirsin. Uzaklastirdiklarindan birini tekrar istemende senin için bir sakinca yoktur. Bu hüküm onlarin mutlu olmalari, üzülmemeleri ve hepsinin senin verdigine razi olmalari için en uygun olanidir. Allah gönüllerinizdekini bilir, Allah ilim ve hilim sahibidir.
Azhab Suresi 53. Ey Peygamber’in hanımları! Siz, kadınlardan herhangi biri gibi değilsiniz. Eğer Allah’a karşı gelmekten sakınıyorsanız (erkeklerle konuşurken) sözü yumuşak bir eda ile söylemeyin ki kalbinde hastalık (kötü niyet) olan kimse ümide kapılmasın. Güzel (ve doğru) söz söyleyin.
Azhab Suresi 30. Ey Peygamber'in hanımları! Sizlerden biri açık bir hayasızlık yapacak olursa, onun azabı iki kat olur. Bu Allah'a kolaydır.
Enfal Suresi 1. Sana savaş ganimetlerini soruyorlar. De ki: Ganimetler Allah ve Peygamber'e aittir. O halde siz (gerçek) müminler iseniz Allah'tan korkun, aranızı düzeltin, Allah ve Resûlüne itaat edin.
Araf 61. Nûh şöyle cevap verdi: Ey kavmim! Bende hiçbir sapkınlık yoktur; şu var ki ben âlemlerin rabbi tarafından gönderilmiş bir elçiyim.
Azhab 56.Şüphesiz Allah ve melekleri Peygamber’e salât ediyorlar. Ey iman edenler! Siz de ona salât edin, selâm edin.
Mucadele Suresi 12. Ey iman edenler! Peygamber ile baş başa konuşacağınız zaman, baş başa konuşmanızdan önce bir sadaka verin. Bu, sizin için daha hayırlı ve daha temizdir. Şâyet (sadaka verecek bir şey) bulamazsanız, bilin ki Allah çok bağışlayandır, çok merhamet edendir.
Tevbe Suresi 103. Onların mallarından sadaka al; bununla onları (günahlardan) temizlersin, onları arıtıp yüceltirsin. Ve onlar için dua et. Çünkü senin duan onlar için sükûnettir (onları yatıştırır). Allah işitendir, bilendir.
Hac Suresi 15. Allah'ın peygamber'e dünyada ve ahirette yardım etmeyeceğini sanan kimse, yukarı bağladığı bir ipe kendini asıp, boğsun; bir düşünsün bakalım, bu hilesi kendisini öfkelendiren şeye engel olabilir mi?
Cehennem-İşkence
Araf Suresi 179. Andolsun, biz cinler ve insanlardan birçogunu cehennem için yaratmisizdir. onlarin kalpleri vardir, onlarla kavramazlar; gözleri vardir, onlarla görmezler; kulaklari vardir, onlarla isitmezler. iste onlar hayvanlar gibidir; hatta daha da sapiktirlar. iste asil gafiller onlardir.
Nur Suresi 2. Zina eden kadin ile zina eden erkegin her birine yüz sopa vurun. Allah’a ve âhiret gününe inaniyorsaniz, Allah’in dinini uygulama hususunda o ikisine karsi merhamet duygusuna kapilmayin.Müminlerden bir grup da onlara uygulanan cezaya tanik olsun.
Bakara Suresi 7. Allah onların kalplerini ve kulaklarını mühürlemiştir, gözlerinde de kalın bir perde bulunmaktadır ve onlar için büyük bir azap vardır.
Nisa 56. Süphe yok ki, âyetlerimizi inkâr edenleri gün gelecek bir atese sokacagiz; onlarin derileri pisip aci duymaz hale geldikçe, derilerini baska yenisiyle degistiririz ki aciyi duysunlar. Allah daima üstündür ve hikmet sahibidir.
Hac Suresi 19,20,21. İşte Rableri hakkında tartışmaya giren iki taraf: O'nu inkar edenlere, ateşten elbiseler kesilmiştir, başlarına da kaynar su dökülür de bununla karınlarındakiler ve deriler eritilir. Demir topuzlar da onlar içindir.
Tevbe Suresi 34. Ey iman edenler! Hahamlardan ve rahiplerden birçoğu, insanların mallarını haksız yollarla yiyorlar ve Allah’ın yolundan alıkoyuyorlar. Altın ve gümüşü biriktirip gizleyerek onları Allah yolunda harcamayanları elem dolu bir azapla müjdele.
Secde Suresi 13. Eğer dileseydik, herkese hidayetini verirdik. Fakat benim, “Andolsun, cehennemi hem cinlerden hem de insanlardan dolduracağım” sözüm gerçekleşecektir.
-Sorgulama!
Maide Suresi 101-102. "Ey iman edenler! Size açiklandigi taktirde,sizi üzecek olan seylere dair soru sormayin.Eger kur'an indirildikten bunlara dair soru sorarsaniz size açiklanir.(Halbuki)Allah onlari bagislamistir.Allah,çok bagislayandir,halimdir." "Sizden önceki bir millet o tür seyler sordu da o yüzden kafir oldu"
-Terorizm
Tevbe Suresi 5. Haram aylar çikinca bu Allah’a ortak kosanlari artik buldugunuz yerde öldürün, onlari yakalayip hapsedin ve her gözetleme yerine oturup onlari gözetleyin. Eger tövbe ederler, namazi kilip zekâti da verirlerse, kendilerini serbest birakin.
Maide Suresi 33.Allah'a ve Resûlü'ne (mü'minlere) harp açanlarin, yeryüzünde (yol kesmek suretiyle) fesadciliga kosanlarin cezasi, ancak öldürülmeleri, ya asilmalari, yahut (sag) elleriyle (sol) ayaklarinin çaprazvari kesilmesi, yahud da (bulunduklari) yerden sürülmeleridir. Bu, onlarin dünyadaki rüsvayligidir. Ahirette ise onlara (baskaca) pek büyük bir azab da vardir...
Muhammed Suresi 4. Savaşta inkar edenlerle karşılaştığınızda boyunlarını vurun; sonunda onlara üstün geldiğinizde onları esir alın; savaş sona erince onları ya karşılıksız, ya da fidye ile salıverin; Allah dilemiş olsaydı, onlardan başka türlü öç alabilirdi, bunun böyle olması, kiminizi kiminizle denemek içindir. Allah, kendi yolunda öldürülenlerin işlerini boşa çıkarmaz.

-Birbiriyle Çelişen Ayetler
Neml Suresi 1. Bunlar Kur’an’in, apaçik bir kitabin âyetleridir.
ile
Al-i İmran Suresi 7. Sana Kitap'ı indiren O'dur. Onda Kitap'ın temeli olan kesin anlamlı ayetler vardır, diğerleri de çeşitli anlamlıdırlar. Kalblerinde eğrilik olan kimseler, fitne çıkarmak, kendilerine göre yorumlamak için onların çeşitli anlamlı olanlarına uyarlar. Oysa onların yorumunu ancak Allah bilir. İlimde derinleşmiş olanlar: "Ona inandık, hepsi Rabbimiz'in katındandır" derler. Bunu ancak akıl sahipleri düşünür;
,
En'am Suresi 38. Yerde yürüyen hayvanlar ve kanatlarıyla uçan kuşlar da ancak sizin gibi birer toplulukturlar. Kitap'da Biz hiçbir şeyi eksik bırakmadık; onlar sonra Rablerine toplanacaklardır.
,
Al-i İmran Suresi 67. İbrahim, ne Yahudi idi, ne de Hıristiyan. Fakat o, hanif (Allah’ı bir tanıyan, hakka yönelen) bir müslümandı. Allah’a ortak koşanlardan da değildi.
ile

En'am Suresi 162-163. De ki: "Benim namazım, (her türlü) ibadetim, hayatım ve ölümüm, hepsi âlemlerin rabbi olan Allah içindir."O'nun ortağı yoktur. Bununla emredildim ve ben herkesten önce teslim olurum."
,
Tevbe Suresi 29. Kendilerine kitap verilenlerden Allah’a ve ahiret gününe iman etmeyen, Allah’in ve Resûlünün haram kildigini haram saymayan ve hak din Islam’i din edinmeyen kimselerle, küçülerek (boyun egerek) kendi elleriyle cizyeyi verinceye kadar savasin.
ile
Bakara Suresi 256. Dinde zorlama yoktur. Çünkü doğruluk sapıklıktan iyice ayrılmıştır. O hâlde, kim tâğûtu tanımayıp Allah’a inanırsa, kopmak bilmeyen sapasağlam bir kulpa yapışmıştır. Allah, hakkıyla işitendir, hakkıyla bilendir.
,
Zuhruf Suresi 23. İşte böyle, biz senden önce hiçbir memlekete bir uyarıcı göndermedik ki, oranın şımarık zenginleri, “Şüphe yok ki biz babalarımızı bir din üzerinde bulduk. Biz de elbette onların izlerinden gitmekteyiz” demiş olmasınlar.
,
Nisa Suresi 156,157. Bir de inkarlarindan ve Meryem’e büyük bir iftira atmalarindan ve “Biz Allah’ın peygamberi Meryemoglu Isa Mesih’i öldürdük” demelerinden dolayi kalplerini mühürledik. Oysa onu öldürmediler ve asmadilar.(''Biz Allah'ın peygamberi Meryemoğlu Isa Mesih'i öldürdük'' demişler. Anlamayan tekrar okusun)
,
Bakara Suresi 62. Şüphesiz, inananlar, Yahudi olanlar, Hıristiyanlar ve Sabiilerden Allah'a ve ahiret gününe inanıp yararlı iş yapanların ecirleri Rablerinin katındadır. Onlar için artık korku yoktur. Onlar üzülmeyeceklerdir.
ile
Al-i İmran 85. Kim İslam'dan başka bir dine yönelirse, onunki kabul edilmeyecektir. O ahirette de kaybedenlerdendir.
,
Nahl Suresi 101. Biz bir ayeti degistirip yerine baska bir ayet getirdigimiz zaman -ki Allah neyi indirecegini gayet iyi bilir- onlar Peygamber’e, “Sen ancak uyduruyorsun” derler. Hayir, onlarin çogu bilmez.
ile
Fatır Suresi 43. Yeryüzünde büyüklük taslamak ve kötü tuzak kurmak için (böyle davranıyorlardı). Oysa kötü tuzak, ancak sahibini kuşatır. Onlar ancak öncekilere uygulanan kanunu bekliyorlar. Sen Allah’ın kanununda hiçbir değişiklik bulamazsın. Sen, Allah’ın kanununda hiçbir sapma bulamaz.(Nahl 101'de ayetler değişebiliyordu Fatır 43 de kesinlikle değişmiyor)
,
Zümer Suresi 10. Şöyle de: "Ey inanan kullarım! Rabbinize karşı gelmekten sakının; bu dünyada iyilik yapanlara iyilik vardır. Allah'ın yarattığı yeryüzü geniştir. Yalnız sabredenlere, ecirleri sonsuz olarak ödenecektir."(Ey inanan kullarım?)
,
Maide 5: Bugün size iyi ve temiz nimetler helâl kilinmistir. Kendilerine kitap verilenlerin yiyecegi size helâldir; sizin yiyeceginiz de onlara helâldir. Gayri mesrû iliskide bulunmak veya gizli dost tutmak seklinde degil de mesrû bir nikâhla evlenmek sartiyla mümin kadinlardan iffetli olanlar ile sizden önce kendilerine kitap verilenlerden iffetli kadinlar -mehirlerini verdiginiz takdirde- size helâldir. Kim inanmayi reddederse ameli kesinlikle bosa gider. O, âhirette de hüsrana ugrayanlardandir.
ile
Maide 51:Ey iman edenler! Yahudileri ve hiristiyanlari veli edinmeyin. Onlar birbirlerinin velileridir. Sizden kim onlari dost edinirse süphesiz o da onlardandir. Allah zalimler toplulugunu hidayete erdirmez.
,
Nisa 11 ve 12. Allah size, çocuklarınız hakkında erkeğe, iki kadın payı kadar (vermenizi) emreder. İkiden fazla kadın iseler bıraktığının üçte ikisi onlarındır. Eğer yalnız bir kadınsa yarısı onundur. Ölenin çocuğu varsa, ana-babasından her birinin mirastan altıda bir hissesi vardır. Eğer çocuğu yok da ana-babası ona vâris olmuşlarsa anasının hakkı üçte birdir. Ölenin kardeşleri varsa anasının payı, vasiyetten ve borçtan sonra altıda birdir. Babalarınız ve oğullarınızdan hangisinin fayda bakımından size daha yakın olduğunu bilemezsiniz. Bunlar Allah tarafından konmuş paylardır; şüphesiz Allah ilim ve hikmet sahibidir.
Yapacakları vasiyetten ve borçtan sonra, eşlerinizin, çocukları yoksa, bıraktıklarının yarısı sizindir. Çocukları varsa bıraktıklarının dörtte biri sizindir. Çocuğunuz yoksa sizin de, yapacağınız vasiyetten ve borçtan sonra, bıraktığınızın dörtte biri onlarındır. Çocuğunuz varsa bıraktığınızın sekizde biri onlarındır. Eğer bir erkek veya kadının, anası, babası ve çocukları bulunmadığı halde malı mirasçılara kalırsa ve bir erkek yahut bir kız kardeşi varsa, vasiyetten ve borçtan sonra her birinin payı altıda birdir. Bundan fazla iseler üçte bire ortaktırlar. Kimse zarar görmesin; Allah’ın hükmü budur. Allah her şeyi bilendir, hilim sahibidir.
Buna göre:(2/3)+(1/6)+(1/6)+(1/8 )= 27/24 = 1,125 bulunur (1.0 olması gerekirdi)
Örnek:
Adamın 120 000 mirasi olursa:
kızına: (2/3) 80 000
anneye: (1/6) 20 000
babaya: (1/6) 20 000
karisina: (1/8) 15 000 miras birakiriz.
toplayinca: 80 000+ 20 000 + 20 000 + 15 000 = 135 000(oysa bırakılan miras 120 000 idi)
,
Muhammed Suresi 15.Takvâ sahibi / Allah’a karsi gelmekten sakinanlara vâd edilen cennetin durumu sudur: Orada bozulmayan su irmaklari, tadi degismeyen süt irmaklari, içenlere zevk veren sarap irmaklari ve süzme bal irmaklari vardir. Ayrica onlar için orada, her çesit meyveden ile Rableri tarafindan bir magfiret vardir...
,
Hakka Suresi 40. Görebildiklerinize ve göremediklerinize yemin ederim ki, o (Kur’an), hiç şüphesiz çok şerefli bir elçinin sözüdür.
,
Duhan Suresi 38. Biz gökleri, yeri ve bunlar arasında bulunanları, oyun ve eğlence olsun diye yaratmadık.
ile
En'am Suresi 32. Dünya hayatı bir oyun ve eğlenceden başka bir şey değildir. Müttaki olanlar için şüphesiz ki âhiret yurdu daha hayırlıdır. Hâlâ akıl erdiremiyor musunuz?
,
Enfal Suresi 65.ey peygamber, müminleri savaşa karşı hazırlayıp-teşvik et. eğer içinizde sabreden yirmi (kişi) bulunursa, iki yüz (kişiyi) mağlup edebilirler. ve eğer içinizden yüz (sabırlı kişi) bulunursa, kâfirlerden binini yener. çünkü onlar (gerçeği) kavramayan bir topluluktur.
ile
Enfal Suresi 66. Şimdi, allah sizden (yükünüzü) hafifletti ve sizde bir zaaf olduğunu bildi. sizden yüz sabırlı (kişi) bulunursa, (onların) iki yüzünü bozguna uğratır; eğer sizden bin (kişi) olursa, allah’ın izniyle (onların) iki binini yener. allah, sabredenlerle beraberdir.
(65.ayette 1 müslüman 10 kafire eşit 66.da 1 müslüman 2 kafire eşit oluyor.)
,
Gaşiye suresi 21. 22. 23. 24. 25. 26. ve 27. O halde (resûlüm), öğüt ver. çünkü sen ancak öğüt vericisin. onların üzerinde bir zorba değilsin. ancak yüz çevirip inkâr edene gelince, işte öylesini allah en büyük azap ile cezalandırır. şüphesiz onların dönüşü sadece bizedir. sonra onların sorguya çekilmesi de sadece bize aittir.
ile
Tevbe Suresi 73. Ey peygamber! inkârcılarla ve münafıklarla mücadele et, onlara karşı sert davran! onların varacakları yer cehennemdir. o ne kötü bir varış yeridir!
,
Nisa Suresi 78. Nerede olursanız olun ölüm sizi yakalar; sarp ve sağlam kalelerde olsanız bile! Kendilerine bir iyilik dokunsa "Bu Allah’tan" derler, başlarına bir kötülük gelince de "Bu senden" derler. "Hepsi Allah’tandır" de. Ne oldu bu adamlara ki bir türlü sözü anlayamıyorlar!
ile
Nisa Suresi 79. Sana ne iyilik gelirse Allah'tandır, sana ne kötülük dokunursa kendindendir. Seni insanlara peygamber gönderdik, şahid olarak Allah yeter.
,
Bakara Suresi 285. Peygamber ve inananlar, ona Rabb'inden indirilene inandı. Hepsi Allah'a, meleklerine, kitaplarına, peygamberlerine inandı. "Peygamberleri arasından hiçbirini ayırdetmeyiz, işittik, itaat ettik, Rabbimiz! Affını dileriz, dönüş Sanadır" dediler.
ile
Bakara Suresi 253. O peygamberlerin kimini kiminden üstün kıldık. içlerinden bir kısmıyla konuşmuş, bir kısmını da derecelerle yükseltmiştir. Meryem oğlu Îsâ’ya açık deliller verdik ve onu Rûhulkudüs’le destekledik. Allah dileseydi elçilerin ardından gelen insanlar, kendilerine bunca açık delil geldikten sonra birbirine düşüp savaşmazlardı; lâkin farklı yollara yöneldiler. Bu sebeple kimileri iman etmiş, kimileri de inkâr etmişlerdir. Allah dileseydi aralarında savaşmazlardı fakat Allah dilediğini yapar.
,
Tebbet Suresi 1. Ebu Leheb'in elleri kurusun; kurudu da!(Allah beddua ediyor?)
-Evrensellik
Fussilet Suresi 44. Sayet biz onu yabanci dilde okunan bir kitap olarak indirseydik mutlaka söyle diyeceklerdi: "Âyetlerinin açik seçik anlasilir olmasi gerekmez miydi? Bir Arap’a yabanci dilden bir kitap, öyle mi!" De ki: "O, inananlar için bir rehber ve sifadir; inanmayanlara gelince onlarin kulaklarinda bir sagirlik vardir, Kur’an onlara kapalidir. (Sanki) onlara çok uzaktan sesleniliyor.
Şura Suresi 7. Böylece biz sana Arapça bir Kur’an vahyettik ki, şehirlerin anası olan Mekke’de ve çevresinde bulunanları uyarasın. Hakkında asla şüphe olmayan toplanma günüyle onları uyarasın. Bir grup cennette, bir grup ise cehennemdedir.
Yusuf Suresi 2. Biz onu, anlayasınız diye, Arapça bir Kuran olarak indirdik.
Mucadele Suresi 12. Ey iman edenler! Peygamber ile baş başa konuşacağınız zaman, baş başa konuşmanızdan önce bir sadaka verin. Bu, sizin için daha hayırlı ve daha temizdir. Şâyet (sadaka verecek bir şey) bulamazsanız, bilin ki Allah çok bağışlayandır, çok merhamet edendir.
-Kimin konuştuğu belli olmayan ayetler
Zuhruf 11 : O, gökten bir ölçüye göre yagmur indirendir. Biz onunla ölü araziyi canlandirdik. Iste siz de, böyle diriltileceksiniz.
Zariyat 50 : O hâlde Allah’a kosun. Süphesiz ben, size O’nun katindan gönderilmis açik bir uyariciyim.
Nahl 51 : Allah, söyle dedi: “Iki ilâh edinmeyin. O, ancak tek ilâhtir. O hâlde, yalniz benden korkun.”
Hud 1-2 : Elif Lâm Râ. Bu Kur’an; âyetleri, hüküm ve hikmet sahibi (bulunan ve her seyden) hakkiyla haberdar olan Allah tarafindan muhkem (eksiksiz, saglam ve açik) kilinmis, sonra da Allah’tan baskasina kulluk etmeyesiniz diye ayri ayri açiklanmis bir kitaptir. “Süphesiz ben size O’nun tarafindan gönderilmis bir uyarici ve müjdeleyiciyim.”
En’am 114: Allah size Kitab’i açiklanmis olarak indirmisken, ondan baska hakem mi isteyecegim?Kendilerine kitap verdiklerimiz bilirler ki,o tamamiyla hak olarak, Rabbinden indirilmistir, sakin süphelenenlerden olma.
Bakara 138: Allah'in boyasini esas alin. Allah'tan daha güzel kim boya vurabilir! Biz yalniz O'na kulluk ederiz.
Tekvir 19 : Kuskusuz o Kur'an, degerli bir elçinin sözüdür.
Hakka 40 : Hiç süphesiz o (Kur´an), çok serefli bir elçinin sözüdür.
Zumer 53 : Ey kendilerinin aleyhine asiri giden kullarim! Allah’in rahmetinden ümidinizi kesmeyin. Süphesiz Allah, bütün günahlari affeder. Çünkü O, çok bagislayandir, çok merhamet edendir.”
-Erkekler için
Rahman 56, 57. O ki Cennette, kocalarindan baska herkesten gözlerini sakli tutan, kocalarindan evvel hiçbir insan ve cin ile yatmayan hanimlar vardir. Madem böyledir, ey insanlar ve cinler! Rabbinizin hangi yüce nimetini inkâr edeceksiniz?
Vakia Suresi 23. Onlar için sakli inciler gibi, iri gözlü huriler de vardir.
Nisa Suresi 3.Yetimlerin hakkina riayet edemeyeceginizden korkarsaniz, begendiginiz kadinlardan ikiser, üçer, dörder nikâhlayin. Haksizlik etmekten korkarsaniz tek kadin veya mülkiyetinizde bulunan câriye ile yetinin; bu, adaletten ayrilmamaniz için en uygun olanidir
Nebe Suresi 31,32,33,34. Şüphesiz Allah’a karşı gelmekten sakınanlara bir kurtuluş, bahçeler, üzümler, kendileriyle bir yaşta, göğüsleri çıkmış genç kızlar ve dolu dolu kadehler vardır.
-Bilimsel
Rahman Suresi 33. Ey cin ve insan toplulukları! Göklerin ve yerin çevresini aşıp geçmeye gücünüz yetiyorsa geçin! Ama Allah'ın verdiği bir güç olmaksızın geçemezsiniz ki!
Yasin Suresi 39.Ay için de sonunda kuru bir hurma dalina dönecegi konaklar tayin etmisizdir.
Tarık Suresi 5,6,7. Öyleyse insan neden yaratıldığına bir baksın.Fışkırıp çıkan bir sudan yaratıldı. Bu su, bel ile kaburga kemikleri arasindan çıkar.
Nahl Suresi 15. 16. Yeryüzünde, sarsilmayasiniz diye, sabit daglar, nehirler ve belki yolunuzu bulursunuz diye yollar ve isaretler meydana getirmistir. Onlar yildizla da yollarini bulurlar.
halbuki bugün bilindiği üzere dağların yoğunlukta olduğu bölgeler deprem riski en fazla olan bölgelerdir.
Kehf Suresi. 83,84,85,86. Sana Zulkarneyn’i sorarlar, “Onu size anlatacagim” de.
Dogrusu biz onu yeryüzüne yerlestirmis ve her seyin yolunu ona ögretmistik.
O da bir yol tuttu.
Sonunda günesin battigi yere ulasinca onu, kara balçikli bir suda batiyor gördü.
Orada bir millete rastladi. “Zulkarneyn! Onlara azap da edebilirsin, iyi muamelede de bulunabilirsin” dedik.
Şura Suresi 33. O dilese rüzgârı dindirir de gemiler denizin üzerinde hareketsiz kalıverirler. Şüphesiz bunda çok sabreden, çok şükreden herkes için ibretler vardır.(Allah motorlu geminin icat edildiğini tahmin edememiş)
Enbiya Suresi 31: okyanus dalgalari insanlari sarsmasin diye daglari yarattik.(Okyanus ile dağlar arasında bir bağlantı yok?)
Araf Suresi 107. Bunun üzerine Mûsâ, asasını yere attı. Bir de ne görsünler, apaçık bir ejderha.(En komiği bu)
-Çarpılma Ayetleri
Bakara Suresi 55. "Ya Musa! Allah'ı apaçık görmedikçe sana inanmayacağız" demiştiniz de gözleriniz göre göre sizi yıldırım çarpmıştı.
Fussilet Suresi 17. Semud milletine, doğru yolu göstermiştik, ama onlar körlüğü, doğru yolda gitmeye tercih ettiler. Kazandıklarının karşılığı olarak onları alçaltıcı azabın yıldırımı çarptı.
Zariyat Suresi 44. Onlar Rablerinin buyruğundan çıkmışlardı; bunun üzerine kendilerini gözleri göre göre yıldırım çarptı.
submitted by DickpicO_o to svihs [link] [comments]


2020.06.03 22:11 itinbiri Güzellik Uykusu - Bölüm 4

"Bana farklı gözle bakmayın insanlar, ben yanlış biri değilim ki. Beni yanlış yollara sapıtan şeytanı yenmeyi beceremedim. Ben ne haldeyim lan, bir baksana suratıma. Yılların yorgunluğu çöktü şimdi sırtıma. Ben kimseye örnek olmadım ki. Gelme kardeşim dedim, buralar kirli. Biz kenar mahallesinde büyüdük. Bir misket için gözyaşı döktük. Tamam kavga ederdim ama okuluma giderdim. Yarını öldürüp giden bir katil oldu dünüm. Bu yüzden her gece odama kapandım. Duygularımı duygusuzca aldım. Çoğu kez kendimi kurtarayım dedim, olmadı. Napayım ki günahlarımla ölüp... "
Ellerimi sıkıp, kızgın bir bakış attı bana. Zaten ne zaman ölüm lafını duysa benden, huzuru kaçar üzülür ve sinirlenirdi. Elleri sıcacıktı. Öyle bir bakıyordu ki gözlerime, kalbimde papatyalar filizleniyordu. Herzaman soğuk olan ellerimi avuçlarının arasına almış, ısıtmaya çalışıyordu. Aniden sarıldı bana. Huyudur zaten, hiç beklenmedik bir anda sarılmak. Bunu sadece ya çok utandığında ya da yanımda olduğunu göstermek için yapar. Genelde sözlerle değil gözlerle anlaşırız biz. Çünkü sözlerden çok gözlerdedir aşk.
"Ölüm falan yok, ben hep senin yanındayım. Asla bırakmam seni. Hem sen kötü biri değilsin ki. İçinde iyi bir çocuk var. Sen sadece bugüne kadar şartlar ne gerektiriyorsa onu yaptın. Öyle olman gerekiyordu, öyle oldun. Ayrıca ben seni çok seviyorum. Kimsenin fikri bizi ilgilendirmez."
Aslında haklıydı. Ben güzel bir hayat istedim. Hayat istediği şekle soktu beni. Mangırı yüklü bir cüzdanım olmadı. Bir gece duman, bir gece Kuran...
Elaya çalan kahve gözlerinin içi parlıyordu. (dünyada gördüğüm en güzel gözler ona ait) Ay parçası yüzünde biraz utanmış birazda mutlu bir gülüş vardı. O farkında olmasada, gülüşüne hayrandım. Rüzgardan dalgalanan saçlarında kayboluyordum çoğu zaman. Gören herkesi kendine hayran bırakan bir güzelliğe sahipti. (o bunun farkında değil) Ve böyle kusursuz biri beni bulmuştu. Bir yerden alan Allah, bir yerden veriyor diye düşündüm çoğu zaman.
Beni çok sevdiğini hissedebiliyordum. Gözlerine baktım. Yine utanıp kaçırdı gözlerini. Ama içten içe teşekkür ettiğimi hissediyordu. İçimde bulunan tüm samimiyetimle ona sarıldım. Şairler hep abartır sanıyordum ama gerçekten bir kızın kokusunda buldum huzuru.
Saat geç oluyordu. Sevdiğim kızı evine bıraktım. Sonra mahalleme doğru yola çıktım. Yolda hep onu düşündüm. Ben ne yaparsam yapayım bırakmamıştı beni ve hala yanımda oluyordu. Her derdimi dinler ve yanımda olduğunu söylerdi. Ben onu hak edecek ne yaptım?
Akşam ezanı okunyordu. Bizimkilerle toplandık. Cebimde son 5 liram var. Okey oynar, çay içer ve fazlasıyla gülerdik hep. Ailemden daha çok görüyordum onları. Kardeşimin neyi sevdiğini bilmezdim ama dostlarımın neyi sevdiğini adım gibi bilirdim. Onlarda ben gibiydi aslında. Saatlerce dışarda it gibi gezmeyi biz istememiştik. Evden kaçıyorduk evet ama, kimse de sormadı ki "Neden?" Evde huzurumuz yoktu çünkü. Ailelerimiz sevgi göstermekten mahrum kalmıştı sanki. Hergünümüz bağırış çağırışla geçerken neden evde durmak ister bir insan. Biz birbirimizin ailesi olmuştuk. Sevgimizi hissettirir hiç kırmazdık birbirimizi. Düşünsene, annemle en son bayramda sarıldım. O da formaliteden.
Saat yine gece yarısını geçti. Otel gibi kullandığım evime, yine uyumak için döndüm. Bizimkiler uyumuştu. Benim içimde hala bir sıkkınlık vardı. Balkona geçtim. Önümdeki yolda akan bir trafik vardı. Arabaları izlerken geçmişi düşünmeye başladım. Ben geçmişimde takılı kalan bir insanım. Doğru bir şey değil ama, kapanmayan yaralarım varken önüme de bakamıyordum. Çocukluğumdan kalan bir sürü iz, kollarımın üstünden geçen tramvaylar, geçtiğini düşündüğüm ama içten içe beni bitiren olaylar...
Tekrar yatağıma döndüm. Yeni haplar almıştım ama kullanmak istemedim. Uyku düzenimi bozuyor bu haplar. Ayrıca sevgilimin sözlerinden sonra cesarletlenmiştim. Gerçeklerle yüzleşmem gerekiyordu. O adamı tekrar görürdüm belki. Bana yardımcı olur. Boş duvarlara bakıp güzel hayaller kurarak uykuya dalmıştım yine.
Gözlerimi açtığımda, ilkokuldaki sınıfımdaydım. Öğretmen masasında aynı adam oturuyordu. Masanın üstünde 2 tane kahve bardağı vardı. Yine "beni bekliyordu" anlaşılan. Yanına geçtim bende.
"Çay olsa daha iyi olurdu." dedim.
"Kahven hep içtiğin gibi. Sütsüz ve şekersiz. Seversin diye düşündüm."
Beni şaşırtmayı başarmıştı. Ama sadece rüyaydı sonuçta. Yoksa nerden bilsin.
"Evet, günlük nasihatimi almaya geldim."
"Şuanlık nasihate ihtiyacın yok. Doğru yoldasın zaten. Çevrendeki insanların seni sevmediğini düşünüyordun. Farkettin ki aslında sana değer veren çok iyi dostların ve bir kız arkadaşın var. Onları anlatırken yüzünde salak bir gülümseme bile vardı. Hatta gözlerin parlıyordu. "
Küllüğündeki sigaradan bir fırt daha aldı. (yine L&M içiyordu)
"Ben korkulacak biri değilim. İnsanların sana baktığı gibi, sende bana bakma. Ayrıca çok soru sorma. Ben ne zaman bana ihtiyacın olduğunu biliyorum ve yardımcı oluyorum. Sadece şu manzaraya bak ve kahveni iç."
İçimden, "Peygamber misin lan sen? Nerden biliyorsun ihtiyacım olup olmadığını!" demek geldi. Fakat ilk defa ukalalık yapmak istemedim. Kahve fincanını tutup dışarıya bakmaya başladım.
İki çocuk birbiryle kavga ediyordu. Baya koyu bir kavgaydı. Sanırsın kanlı bıçaklı düşman. Sonra bir köpek çıkıp geldi. Çocukları kovalamaya başladı. İki çocuğu köşeye sıkıştırdı. Sonra çocuklar kaçamayacaklarını anladılar ve ikisi birden köpeğin üstüne yürümeye başladılar. Adama bakmadan,
"Eceli gelen it, cami duvarına işermiş."
Yüzümü pis bir gülümseme kapladı sebepsizce. Sonra adam bardağını sertçe masaya vurup bana döndü.
"Aile de böyledir çocuk. Kendi arasında ne kadar kötü olursa olsun, zor zamanda hep beraber olurlar. Ne kadar kavga edersen et, onları yüzüstü bırakamazsın. Onlar senin ailen."
Aile edebiyatı yapılmasından zerre hoşlanmam. Bir kulağımdan giren diğer kulağımdan çıkıyordu. Ayrıca adamın bu konuşması gittikçe canımı sıkmaya başladı.
" Sana ne lan! Anam mısın, babam mısın? Ayrıca merak etme, ben aileme çok güzel bakarım. Onlarla vakit geçirmemem, onları sevmediğim anlamına gelmez."
Neden bu adama cevap verme gereği duymuştum ki. Sonuçta o da diğer insanlar gibi değersizdi. Cevap vermeye bile değmezdi.
Bu konuşmam onu kırmış gibi duruyordu. İnsanları üzmekten asla pişmanlık duymadım. (ki zaten o bir hayal ürünüydü) Acı çekmesinden zevk almıştım galiba. Bu da benim kusurum. İnsanların acı çekmesinden hoşlanıyorum. Benim içim yanarken, onların gülmesi bana batıyor. Psikolojik bozukluk mu denir, yoksa başka bir şey mi bilmiyorum. Tek bildiğim şey, içimdeki şeytanın günahlarıyla boğuşuyorum.
submitted by itinbiri to u/itinbiri [link] [comments]


2019.11.19 22:48 fragmanlife Ramo Dizisi Oyunculari Karakterleri ve Kadrosu

Ramo Dizisi Oyuncuları Karakterleri ve Kadrosu İlk bölümün yeniden çekileceği açıklanan Ramo dizisinin 3 Aralık 2019 Salı günü yayında olması planlanıyor.
Başrollerini Murat Yıldırım, Esra Bilgiç, Görkem Sevindik ve Cemre BAYSEL’in üstleneceği BKM Film’in Ramo dizisi ekim ayında Show Tv ekranlarında izleyicisi karşısına çıkacak. Ramo dizisi bir mafya dizisi olarak ekranlarda yer alacak.
Ünlü yönetmen Mustafa Şevki Doğan’ın yönetmen koltuğunda oturacağı Ramo dizisinin senaristliğini son olarak Muhteşem Yüzyıl serisinde senarist olarak yer alan Yılmaz Şahin üstlenirken dizinin müziklerini Aytekin Ataş hazırlayacak. Aytekin Ataş son olarak Bir Zamanlar Çukurova dizisinin müziklerini hazırlamıştı. Ramo dizisi yapımcısı BKM Film 23 Eylül pazartesi günü Ramo dizisinin çekimlerine İstanbul’da başlayacak. Bir kaç bölüm İstanbul’da yapılacak çekimlerinden ardından Ramo dizisi seti kalıcı olarak Adana’ya kurulacak.
Ramo Dizisi Konusu Ramo dizisinde iki aile arasında sürüp gelen büyük bir mücadele ve ve bu mücadelenin ortasında yeşerecek büyük bir aş anlatılacak. Ramo dizisi İnternette yayınlanan “Sıfır Bir” dizisi benzeri bir Adana dizisi olacak. Ramo dizisinde Adanalı deli dolu ama haysiyetli bir genç olan Ramazan ile Sibel’in imkansız aşkı farklı bir dil ile anlatılacak.
Ramo Oyuncuları Murat Yıldırım (Ramazan) Ramo Murat Yıldırım 13 Nisan 1979 Konya doğumlu olan Murat Yıldırım 20 yıldır dizi ve sinema sektöründe sunucu ve oyuncu olarak yer almaktadır. Burçin Terzioğlu ile 2008-2014 yılları arasında 6 yıl evli kalan Murat Yıldırım 2016 yılında Faslı güzel İmane Elbani ile evlidir. Aslen Mardinli olan Murat Yıldırım Yıldız Teknik Üniversitesi Makine Mühendisliği bölümü mezunudur. Murat Yıldırım amatör tiyatrocu olarak başladığı oyunculuk kariyerine 2003 yapımı Ölümsüz Aşk dizisi ile ilk profesyonel oyunculuk deneyimini yaşamıştır.2006 yılında yer aldığı Fırtına dizi ile ünlenen Murat Yıldırım Tuba Büyüküstün ile Asi dizisinde baş rolü paylaştı ve büyük bir üne kavuştu. 2016 da Gecenin Kraliçesi dizisinde yer alan Murat Yıldırım 2017 den beri Kim Milyoner Olmak İster de sunucu olarak yer almaktadır. Son dönemde ise sinema filmlerinde yer almaktadır Kocan Kadar Konuş Sonsuz Aşk Can Ayla ve İlk Öpücük filmleri yer aldığı sinema projeleridir.
Ramazan ve Sibel’in aileleri yıllar önce yaşanan bir kavga sonrası bir birlerine küsmüşler ve aralarında büyük bir çekişme başlamıştır. Ramazan ilerleyen yaşına rağmen evlenmemiş çünkü kendilerine düşman olan ailenin kızı Sibel’e yani imkansıza tutulmuştur. Ramazan tam anlamıyla bir Çukurovalı’dır. Kro giyinir kro yürür ama kalbi çiçek gibidir.
Esra Bilgiç (Ramo Dizisi Sibel) Esra Bilgiç 1992’de Ankara’da dünyaya gelmiştir. 27 yaşında olan deneyimli oyuncu Hacettepe Üniversiteside Arkeoloji eğitimi almıştır; ancak arkeolog değil oyuncu olmak isteyince özel oyunculuk dersleri almıştır. İlk olarak Diriliş Ertuğrul dizisi deneme çekimlerinde katılan Esra Bilgiç duru güzelliği ile dizi de kadın başrol olan Halime hatun karakterini kapmış ve tek dizi ile dünya starı olmayı başaran nadir oyunculardan oluştur. 1.77 cm boyunda ve 50 kg olan Esra Bilgiç 50 2016 da futbolcu Gökhan Töre ile evlenmiş ve Diriliş Erutuğrul dizisinde ayrılmıştır. Son olarak Bir Umut Yeter dizisi kadrosunda kadın başrol olarak yer alan Esra Bilgiç dizinin erken final yapması ile hayal kırıklığı yaşamıştır.
Ramo dizisinde Ramo’nun sevdiği kadındır Sibel. Güzelliğinin yanı sıra Sibel bir adalet kadınıdır ve başarılı bir avukattır. Ramo’ya da deliler gibi aşıktır.
Sacide Taşener (Sabahat) 1960 Isparta doğumlu olan Sacide Taşaner şuanda 59 yaşındadır. Antalya Büyük Şehir Belediyesi Tiyatro oyuncusu olan Sacide Taşener Diriliş Ertuğrul dizisinde Gündoğdu Bey karakteri ile yer alan Kaan Taşener’in annesidir. Sacide Taşaner bir çok tiyatro oyununda sinema filminde yer alsa da asıl tanınması Kırgın Çiçekler dizisinde hayat verdiği Neriman karakteri ile olmuştur. Aslında dikkatli izleyiciler Sacide Taşaner’i Fatma Gül’ün Suçu ne dizisinde hayat verdiği Halide karakteri ile de tanırlar. Sacide Taşener son olarak Koca Koca Yalanlar dizisinde Hatice ve Zengin ve Yoksul dizisinde Nefise karakterlerine hayat vermiştir.
Ramo dizisinde Sabahat karakteri Ramazan’ın annesidir. Gözü pek korkusuz ve çocukları için vefakar bir annedir.
Görkem Sevindik (Boz) Görkem Sevindik 1986 Adana doğumludur ve 33 yaşındadır. Müjdat Gezen Sanat Merkezinde oyunculuk dersleri alan Görkem Sevindik Kurtlar Vadisi Pusu dizisi ile ünlenmiştir. Son olarak ise Söz dizisinde Mücahit karakteri ile milyonların sevgilisi olmayı başarmıştır. Görkem Sevindik aslen Adana’lı olduğu için bir Adana dizisinde oynamayı çok istemektedir. Kurtlar Vadisi serisinin yapımcısı Pana Filmin keşfettiği ve eğitim verdiği isimlerdendir.
Boz Ramo yani Ramazan’ın can dostu ve yakın arkadaşıdır.
Cemre BAYSEL (Fatoş) Cemre BAYSEL 1999 İzmir doğumludur ve şuanda 20 yaşıın içinde oldukça genç ve ünlü bir yetenektir. Ege Üniversitesi Resim Öğretmenliği Bölümü öğrencisidir. Cemre BAYSEL’i Trt 1 ekranlarında yayınlanan Elimi Bırakma dizisinde hayat verdiği Melis karakteri ile tanıdık ve sevdik. İlk olarak Trt 1’in Yeşil Deniz dizisi kadrosunda yer alan ve oyunculuğu ile yapımcıların dikkatini çeken Cemre Baysel daha sonra İsimsizler ve Payitaht Abdulhamid dizileri kadrosunda da yer almayı başarmıştır. Geleceğin önemli kadın başrol oyuncuları arasında gösterilmektedir.
Fatoş Ramo’nun güzeller güzeli kız kardeşidir.
Burcu Cavrar (Cavidan) Burcu Cavrar Haliç Üniversitesi Tiyatro bölümü mezunudur. So dönemde Aşkın Bedeli, Gönül İşleri, Poyraz Karayel ve Siyah Beyaz Aşk gibi dizilerde yer alma başarısı gösteren 30 yaşında ki güzel oyuncu bir türlü parlamayı başaramamıştır. 1.72 cm bpyunda ve 52 kg olan Burcu Cavrar 1989 doğumludur. Siyah Beyaz Aşk dizisinde hayat verdiği Hülya karakteri ile sevilmiş ve tanınmıştır.
Ramazan’a aşık güzel bir kızdır Cavidan ama hiç bir zaman hayallerine kavuşamayacaktır.
İlker Aksum 1971 de Isparta’da doğan İlker Aksum 2019 yılı itibari ile 48 yaşının içindedir. Başarılı oyuncu İlker Aksum ilk olarak Yabancı Damat dizisi ile sevilmiş ve kendini ispat etmiştir. Sonrasında çok aranan bir oyuncu olacan İlker Aksım Canım Ailem Muhteşem Yüzyıl, Yeşil Deniz, Hayatımın Aşkı ve Poyraz Karayel gibi dizilerde çok önemli rollerde yer almıştır. İlker AKSUM son olarak Mehmetçik Kutul Aare dizisinde Cox karakteri ile yer almıştır.
Yiğit ÖZŞENER Yiğit ÖZŞENER 6 Nisan 1972 İzmir doğumludur ve 47 yaşındadır. Yıldız Teknik Üniversitesi Elektronik Haberleşme bölümü mezunu olan Yiğit Özşener son olarak Cesur ve Güzel dizisi kadrosunda yer almış ve hayat verdiği Rıza karakteri ile dikkat çekmiştir. 2018 de ise Bozkır isimli internet dizisinde Seyfi Tahiroğlu olarak yer almıştır. 2001 yılından beri tiyatro ile ilgilenmektedir. Özellikle Ezel dizisinde ki Cengiz karkateri ile dikkat çekmiştir.
İlhan Şen (Neco) İlhan Şen Şahin Tepesi dizisi ile ünlü olmuştur. Şahin Tepesi dizisinde hayat verdiği Mete karakteri ile dikkat çeken İlhan Şen daha sonra Eşkıya Dünyaya Hükümdar Olmaz dizisinde Façalı’nın Oğlu Erman olarak yer almış ve çok beğenilmiştir.
1987 Bulgaristan doğumlu olan İlhan Şen 2008 Best Model finalistlerinden biridir. İlhan Şen Perspective isimli kısa filmde yer alarak yapımcılara kendini tanıtmıştır. Daha önce modellik yapan İlhan Şen uzun boyu, fit vücudu ve asık suratıyla ile tam bir kabadayı veya sokak serserisi tipindeydi. Yıldız Teknik Üniversitesi, İnşaat mühendisliği mezunudur. 1,89 cm boyunda olan İlhan Şen 32 yaşındadır.
Yıldırım Gücük Yıldırım Gücük 1973 Mersin doğumlu 46 yaşında olan deneyimli tiyatro ve dizi oyuncusudur. Selçuk Üniversitesi Konservatuvar mezunudur. Bir çok tiyatro oyununda yer aldıktan sonra Trt 1 ekranlarında yayınlanan Mehmetçik Kutlu Zafer dizisi ile ismini duyurmuştur. 2017 de ise Savaşçı dizisi kadrosunda bir kaç bölüm yer almıştır.
İdil Fırat İdil Fırat 1972 doğumlu ve 47 yaşında olan güzeller güzeli sinema ve dizi oyuncusudur. İzmir Dokuz Eylül Üniversitesi Güzel Sanatlar Fakültesi tiyatro bölümünden mezun olmuşur ve İzmir ile Ankara Devlet tiyatrolarında oyunlarda yer almıştır. Son olarak 2015 de Poyraz Karayel diziside Despina karakterine hayat vermiştir. Son dönemler ismi soy ismi ile aynı olan Mert Fırat ile aşk dedikodularına karışmıştır.
Rüzgar Aksoy 1981 İstanbul doğumlu olan Rüzgar Aksoy 28 yaşındadır. Adanalı dizisi ile tanınan Rüzgar Aksoy en büyük çıkışını Kara Sevda dizisinde hayat verdiği Tarık Soydere karakteri ile yakalamıştır. 2017 de Yunus Emre Aşkın Yolculuğu dizisinde yer alan ve 2018 de Yüz Yüze isimli internet dizisinde yer alan Rüzgar Aksoy son olarak Koca Koca Yalanlar dizisinde Osman karakterine hayat vermiş ve büyük beğeni toplamıştır.
Nilüfer Açıkalın Nilüfer Açıkalın 1967 İstanbul doğumludur ve hem oyuncu hem de yazardır. Mimar Sinan Üniversitesi konservatuvar mezunu olan Nilüfer Açıkalın Devlet Tiyatrosu sanatçısıdır. Son olarak 2014 yapımı Paşa Gönlüm dizisinde Nermin karakterine hayat vermiştir.
Nebil Sayın 1971 İstanbul doğumlu olan Nebil Sayın 48 yaşındadır. Ankara Üniversitesi Devlet Konservatuvarı tiyatro mezunu olan Nebil Sayın uzun yıllar tiyatroda yer almış ve televizyon işlerinden uzak durmuştur; ancak kendisine Muhteşem Yüzyıl gibi bir diziden teklif gelince dayanamamış ve ilk kez bir dizi de yer almıştır. Daha sonra Suskunlar ve İntikam gibi dizilerde yer alan Nebil Sayın’ın en çok tanındığı proje ise İçerde dizisinde hayat verdiği Coşkun karakteri olmuştur. Daha sonra Ay yapım ile yoluna devam eden Nebil Sayın 2018 de Çukur dizisinde Berber Muhittin karakter ile milyonları ekrana kilitlemeyi başarmıştır. 2019 da ise Payitaht Abdülhamid dizisi kadrosunda yer almıştır.
İlkay Kayku İlkay Kayku Atalay Beni Affet dizisi ile tanınan bir oyuncudur ve 1972 Kastamonu doğumludur ve 163 cm boyundadır ve 54 kg ağırlığındadır. Ankara Üniversitesi oyunculuk bölümü mezunudur. İlk olarak Deniz Yıldızı dizisinde oyunculuğa başlamıştır. Behzat Ç. ve Beni Affet dizilerinde de yer almıştır.
Efsane Odağ Efsane Odağ 1986 İzmir doğumludur ve 33 yaşındadır. Ankara Üniversitesi Tiyatro bölümü mezunu olan güzel oyuncu oyunculuk ile birlikte Yoga eğitmeni olarak da görev yapmaktadır. Son olarak Avlu dizisinde yer alsa da Acı Aşk ve Meryem gibi dizilerde de yer almıştır.
Rüzgar Aksoy 1981 İstanbul doğumlu olan Rüzgar Aksoy Adanalı dizisi ile tanınmıştır. Kara Sevda dizisinde hayat verdiği Tarık Soydere karakteri ile ünlenen Rüzgar Aksoy son dönemde Yunus Emre Aşkın Yolculuğu ve Yüz Yüze dizilerinde de yer almıştır. Rüzgar Aksoy son olarak Koca Koca Yalanlar dizisinde Osman karakteri ile de yer almıştır.
Hakan Salınmış Hakan Salınmış Ferhunde Hanımlar dizisi ile tanınmıştır. 1964 Ankara doğumlu olan Hakan Salınmış 55 yaşındadır. Ankara Sanat Tiyatrosunda uzun yıllar görev yapan Hakan Salınmış emekli bir devlet sanatçısıdır. Hakan Salınmış son olarak Vatanım Sensin dizisinde Eşref karakterine hayat vermiş ve ustalığı ile gençlere ders vermiştir. Yeni nesi ile Hakan Salınmış’ Muhteşem Yüzyıl Kösem’de hayat verdiği Lala Mehmet Paşa karakteri ile tanır. Hakan Salınmış son olarak Tek Yürek dizisinde Belediye Başkanı olarak yer almıştır.
Leyla Kader İlhan Leyla Kader İlhan 23 Temmuz 1970 Samsun doğumludur ve 49 yaşının içindedir. Ankara Üniversitesi Tiyatro bölümü mezunudur. Leyla Kader İlhan Ramo dizisinden önce 2017 de Seven Ne Yapmaz dizisinde Aliye ve Kra Sevda dizisinde Esma karakterine hayat vermiştir.
Burak Tamdoğan 1971 Ankara doğumlu olan Burak Tamdoğan ODTÜ’de Psikoloji eğitimi alırken psikolog değil oyuncu olmaya karar vermiş ve Ankara Üniversitesinde Tiyatro Bölümünü geçerek başarı ile mezun olmuştur. Burak Tamdoğan son olarak Kara Para Aşk dizisinde gösterdiği başarı ile beğeni toplamıştır. Burak Tamdoğan devam eden Elimi Bırakma dizisinde Azmi Yeleknci olarak yer almış ancak senaryoda ki yeri bitince diziden ayrılmıştır.
Deniz Gürzümar Deniz Gürzümar hem oyuncu hemde şarkıcıdır. 12 Mayıs 1990 Ankara doğumlu olan Deniz Gürzümar 29 yaşındadır ve Haliç Üniversitesi Konservatuvar Bölümü mezunudur. Rap şarkıları söyleyen Deniz Gürzumar son olarak İçerde dizisinde yer almış hatta şarkı yapmıştır dizi için.
Hakan Cömert Ramo Dizisinden Teklif Gelen Oyuncular İsmail Ege Şaşmaz 1993 Manisa doğumlu olan İsmail Ege Şaşmaz 26 yaşındadır. 76 kg olan yakışıklı oyuncu İsmail Ege Şaşmaz 183 cm boyundadır. Manisa Belediyesi Konservatuvarında oyunculuk eğitimi alan İsmail Ege Şaşmaz Dila Danışman ile sevgilidir. İlk olarak Güneşi Beklerken dizisinde yer alan ve oyunculuk becerilerini geliştiren İsmail Ege Şaşmaz Aşk Laftan Anlamaz, Aşk Yalanı Sever, Serçe Sarayı ve Günebakan dizilerinde yer almıştır. 2017 de Lise Devriyesi dizisinde yer alsa da dizisi sevilmemiş erken final yapmıştır. İsmail Ege Şaşmaz son olarak Mehmetcik Kut-ul Amare dizisinde Mehmet karakteri ile baş rolde yer aldı.
Ekin Koç 21 Haziran 2992 Antalya doğumlu olan yakışıklı yetenek Ekin Koç 27 yaşındadır. Bilgi Üniversitesinde İşletme eğitimi alan Ekin Koç İstanbulda bulunan Akademi 35 Buçuk’ta oyunculuk dersleri almıştır. Üniversite döneminde Sana Bir Sır Vereceğim dizisi deneme çekimlerine katılan ve büyük bir beğeni toplayan Ekin Koç daha sonra Benim Adım Gültepe dizisinde hayat verdiği Seyfi karakteri ile ünlü olmayı başarmıştır. Son olarak ise Ali ve Nino ve Şampiyon filmlerinde yer almıştır. Ekin Koç’un dünyada tanınmasını sağlayan dizi ise Muhteşem Yüzyıl Kösem dizisi olmuş dizi de 1. Ahmet’e hayat vermiştir.
Sinem Kobal (Pelin) Sinem Kobal 14 Ağustos 1987 de İstanbul’da doğmuştur. Önce ismi çokça Arda Turan ile anılan ve uzun süre ünlü oyuncu ile aşk yaşayan Sinem Kobal 2016 yılından beri ünlü oyuncu Kenan İmirzalıoğlu ile birliltedir ve mutlu bir evlilikleri vardır.
2001 yılında çocuk oyuncu olarak başladığı sanat hayatında son yılları oldukça kötü geçmiştir. Rize, Hemşinli bir ailenin kızı olan Sinem Kobal Selena dizisi ile ünlenmiştir. Dormen Tiyatrosunda oyunculuk eğitimi alan ve üniversite dönemine kadar Lise Defteri, Hürrem Sultan ve Dadı gibi dizilerde yer almış daha sonra da Beykent Üniversitesinde Sahne ve Gösteri Sanatları eğitimi almış ve üniversite mezunu olmuştur. Son olarak 2017 de Yüz Yüze isimli ineternet dizisinde yer almış ve bir nebze başarı duygusunu tatmıştır; daha önce yer aldığı Analar ve Anneler dizisi tutmamıştır. Gönül İşleri dizisinde ki Sevda karakteri yine başarıyı yakaladığı başrolde olarak yer aldığı başka projedir.
Ayça Ayşin Turan 1992 de İstanbul da hayata gözlerini açan Ayça Ayşin Turan şuanda 28 yaşındadır ve kariyerinin adeta zirvesindedir. İstanbul Üniversitesinde radyo ve sinema eğitimi alan güzel oyuncu 2013 yapımı Șefkat Tepe dizi ile oyunculuğa başlamıştır. . Ayça Ayşin Turan asıl yükselişi ise Karagül dizisinde hayat verdiği Ada karakteri ile olmuştur. Güzelliğini ve yeteneğini ispat eden Ayça Ayşin Turan ilk başrol deneyimini ise 2018 yapımı Meryem dizisi ile yaşamıştır. 2019 da bir Netflix’in dizisi olan Hakan Muhafız’da yer alan yetenekli oyuncu dizi de hayat verdiği Leyla karakteri ile dünyaya ismini duyurmuştur.
Fatoş Ramazan’ın aşık olduğu güze ve harbi kızdır.
Ramo dizisi ile ilgili detaylar belli oldukça ve dizinin oyuncu kadrosuna yeni isimler dahil oldukça sayfamıza eklenecektir.
Ramo Dizisi İle İlgili Eski Bilgiler
Ramo dizisinde bir çok erkek başrol oyuncusu olacağı bu oyunculardan birinin de son olarak Muhteşem Yüzyıl Kösem dizisinde yer alan Ekin Koç olacağı da gelen bilgiler arasında;
Hakan Muhafız dizisinde yer alan Ayça Ayşin Turan Ramo dizisi içinde BKM Film ile görüşüyor. Kulağımıza gelen bilgilere göre Ramo dizisinde Ramazan karakterinin aşık olacağı Sibel karakteri için ise genç oyuncu Cemre BAYSEL ile görüşmeler sürüyormuş.
Bkm Film Show Tv ekranlarında izleyicisi karşısına çıkaracağı Ramo dizisi ile ilgili detaylar belli olmaya devam ediyor. Adana’da çekilecek ve bir mafya dizisi olacak Ramo dizisi için son olarak Söz dizisinde Mücahit Serdengeçti karakteri ile büyük bir çıkış yakalayan Görkem Sevindik ile anlaşma yapıldı.
Çekimlerine 23 eylül de başlanacak Ramo dizisinin ekim ayı sonunda yayın hayatına başlayacak. Ramo dizisinin erkek başrol oyuncusu son olarak Kim Milyoner Olmak İster’i sunan Murat Yıldırım olurken dizinin kadın başrol oyuncusu ise Esra Bilgiç oldu. Ramo dizisinin çekimlerinin Adana’da gerçekleşecek olması oyuncular için oldukça dez avantaj oluşturuyor.
Yasak Elma Fragman Kadın Fragman Bir Zamanlar Çukurova Fragman Elimi Bırakma Fragman Kuruluş Osman Fragman Hercai Fragman Mucize Doktor Fragman Çukur Fragman Kuzey Yıldızı Fragman Dizi Fragmanlar Yeni Fragmanlar Sesli Chat Zalim İstanbul Fragman Benim Adım Melek Fragman Arka Sokaklar Fragman Çocuk Fragman Güvercin Fragman Ferhat İle Şirin Fragman Sevgili Geçmiş Fragman Aşk Ağlatır Fragman
submitted by fragmanlife to u/fragmanlife [link] [comments]


2019.11.19 12:49 fragmanlife Bicak Sirti Dizisi Oyunculari Karakterleri Kadrosu Kanal 7 Swaragini

Bicak Sirti Dizisi Oyunculari Karakterleri Kadrosu Kanal 7 Swaragini Kanal 7 sonunda 2019 2020 yeni sezonunda yayınlayacağı yeni Hint dizisinin detaylarını paylaştı. Sev Yeter dizisinden sonra eski dizilerin tekrarı ile devam eden Kanal 7 yeni dizisi Bıçak Sırtı ile ekim ayında izleyicisi karşısına çıkacak. Hindistan’da Swaragini ismi ile Hindistan’da 2 Mart 2015 – 14 Aralık 2016 tarihleri arasında 30 dakikadan 469 bölüm yayınlanan Swaragini dizisi Türkiye’de 90 dakikadan toplamda 156 bölüm yayında olacak.
Bıçak Sırtı Dizisi Konusu
Bıçak Sırtı dizisinde Swara ve Ragini isimli iki kızın hikayesi anlatılacak. Swara ve Ragini bir birlerinden çok farklı iki kızdır. Swara modern ve hayat dolu bir kızdır şarkı söylemeyi çok sever; Ragini ise Swara’nın tam tersi oldukça içine kapanık ve geleneklerine aşırı bağlı bir kızdır. Swara ve Ragini çok iyi anlaşan iki iyi arkadaş olsalar da aileleri bir birlerini hiç sevmezler ve her fırsatta kavga ederler. İlerleyen bölümlerde bu kavganın nedeni de anlaşılır Swara’nın annesi ile Ragini’nin babası gençliklerinde bir birlerine deliler gibi aşıklarmış ama kavuşamamışlar. Diğer taraftan iki kız olur da bir erkek olmaz mı? Lakşiya bu iki kızın sevdiği yakışıklı adam. Lakşiya Swara ve Ragini arasında kalacak ve seçim yapmakta zorlanacak. İşte bu üçlü arasında ki aşk Bıçak Sırtı dizisinin konusu oluşturacak. Hint dizisi olur da aşk, ihtiras entrika olmaz mı? Hepsi fazla fazla var.
Bıçak Sırtı Oyuncuları Helly Shah (Swara Sanskaar Maheshwari) Helly Shah 7 ocak 1996 Hindistan doğumludur. 14 yaşında ekranlara çıkmaya başlayan Helly Shah Alaxmi ve Gulaal gibi Hint dizilerinde çocuk oyuncu olarak yer alsa da asıl tanındığı dizi ilk defa baş rolü paylaştığı Swaragini dizisi oldu. Üç yıldır Devanshi isimli Hint dizisinde kadın başrol oyuncusu olarak yer almaya devam etmektedir.
Kuruluş Osman Nerede Çekiliyor? Dizi Seti Nerede? İşte Detaylar Kuruluş Osman Nerede Çekiliyor? Dizi Seti Nerede? İşte Detaylar
Swara Lakşiya’ya aşık hayat dolu cıvıl cıvıl bir kızdır. Rahat bir ailede yetişen Swara geleneklerini çok takmaz. O daha çok şarkı söylemeyi eğlenmeyi ve aşık olmayı sever. Açık fikirli bir kız olan Swara aynı zamanda çok da duygusaldır.
Tejaswi Prakash Wayangankar (Ragini Lakshya Maheshwari) Tejaswi Prakash Wayangankar 10 haziran 1992 Arabistan doğumludur. Eğitimini müzik üzerine almasına rağmen güzelliği ile dizi yapımcılarının dikkatini çekince dizi oyuncusu olmaya karar verdi. 163 cm boyu olan güzel oyuncu 55 kg’dır. En çok tanındığı dizi ise ilk kez başrol olarak yer aldığı Swaragini dizisi olmuştur.
Ragini geleneklerine çok bağlı içine çık kapanık bir kızdır. İçine kapanık olduğu için aklında çok fazla aşk yoktur ama mahallede Lakşiya isimli genci görmesi ile onunda kalbine aşk ateşi düşer. Marwar’lı bir kız olan Ragini maruz kaldığı entrikalara rağmen iyi niyetini korumayı başaracak kadar da saftır.
Ragini zengin bir velet olan Lakşiya’ya aşkını itiraf eder ama Lakşiya onu rezil eder. Lakşiya da Ragini’nin kız kardeşim dediği Swara’ya aşıktır.
Namish Taneja (Lakshya Durga Prasad Maheshwari) Namish Taneja 11 Eylül 1994 Hindistan doğumludur ve 25 yaşındadır. Şans eseri Delihi’den Mumbai’ye geldiğinde bir film seti ile karşılaşan Namish Taneja seçmelere katılınca ünlü olmayı başarmıştır. Ekk Nayi Pehchaan isimli ünlü Hint dizisi ile oyunculuğa başlayan Namish Taneja Swaragini dizisi ile hem Hindistan’da hemde Dünyada tanınan bir yetenek haline gelmiştir. 175 cm ve 70 Kg’dır.
Laksiya yakışıklı ve hayat dolu bir gençtir. Zengin bir şımarık çocuğudur ama ailesinde her şeyin bir kuralı vardır. İki farklı yüzü vardır biri ailesinin yanında biri de dışarıda. Aslında ne evini ne de dikdatör babasını seviyor. Sonunda babasına karşı gelir. Swara’yı seviyor ama Lakşiya’yı da Ragini seviyor.
Varun Kapoor (Sanskaar Ram Prasad Maheshwari) Varun Kapoor 1987 28 Ağustos doğumludur. 32 yaşında olan yakışıklı oyuncu Hindistan’ın Türkiye’de en çok tanınan başrol oyuncularından biridir. Türkiye’de en çok İki Yabancı isimli dizii ile tanınmıştır. Aslında mühendis kafasına sahip olmasına rağmen oyunculuk yetenekleri ile de çok dikkat çekmiş ve oyuncu olmaya karar vermiştir. Evli olan Varun Kapoor 2018 de Savitri Devi College and Hospital dizisinde de başrol oynamış ve dizisi Hindistan da çok izlenen bir doktor dizisi olmuştur.
Sanskar yakışıklı bir adamdır. Diziye sonradan dahil olacak ama entrikaların merkezinde yer alacaktır. Aslında çok kötü bir geçmişi var. Dini başka bir kız sevdi ailesi ya biz ya o kız dedi. Sasnkar kız arkadaşını seçti ve ailesinden atıldı. Sonra da eşi yani sevdiği kız kollarında öldü.
Nagesh Salwan (Durgaprasad Maheshwari) Lakşiya’nın babası marwari topluluğu başkanı. Kuralları olan sıkı bir adam. Gerçekleri öğrendiğinde evi terk edecek ama geri de dönecek.
Akanksha Chamola (Parineeta Maheshwari) Adarsh’nın karısı
Alka Kaushal (Parvati Gadodia) Alla Kaushal 2 Eylül 1969 Hindistan doğumludur. 50 yaşındaki tecrübeli oyuncu çok sayıda dizi ve filmde rol almıştır. Biz onu Kanal 7 de yayınlanan Zor Sevda dizisinden tanıyoruz. Oyunculuğun yanı sıra yapımcı olarak da görev almıştır. Alka Kaushal tv yapımcısı ve yönetmeni Ravi Kaushal ile evlidir.
Şhekar’ın annesi. Dini duyguları güçlü bir kadın. Shekhar ve Sharmishta’nın düğüne karşı çıktı ve onu durdurmak için her şeyi yaptı ama başarısız oldu. Her dizide bir fitne olur ya! İşte fitnenin başı bu kadın. Ragini ondan çok korkmaktadır. Dadima olarak da atlandırılmaktadır.
Sachin Tyagi (Shekhar Gadodia) Oyuncu ve aynı zamanda şarkıcıdır. Orta sınıf bir ailenin çocuğu olarak Hindistan’ın Merut kentinde dünyaya gelmiştir. Onu ünlü yapan dizi 2015 yılında yayınlanan Swaragini dizisi olmuştur. Sachin burada Şekar rolünü oynamıştır. Sachin evlidir.
Swara ve Ragini’nin babası. sakin bir adam. gençken Sharmishta’yı sevdi, ancak farklı dinlerde olduğu için Sharmishta ailesi tarafından kabul edilmedi. Cesaret edemedi ve sevgisinden vazgeçerek Ragini’nin gençken öldüğü annesinin annesi ile evlendi. Swara’nın gerçek kızı olduğundan habersiz. Ancak Sumi gerçeği söylediğinde Swara babasının Şekar olduğunu öğrenecek. Swara Şekar ile Sumi’yi bir araya getirmek isteyecek ancak Dadima buna engel olacak. Söylediği yalanlara Ragini inanacak.
Tanima Sen (Shobha Bose) Sharmishtha’nın annesi. Shekhar-Sharmishta’nın evliliğini tam bir yürekle kabul etti ve Swini gibi Ragini’yi seviyor. Parvati’yi genelde o kontrol eder. Gerçekçi bir insan, Swara’nın büyükannesi.
Parineeta Borthakur (Sharmishtha Gadodia) Swara’nın annesi ve Ragini’nin üvey annesi. Annesi ve kızının etrafında hayatı geçen bir kadın. Gençken Shekhar i aşıktı ve onunla yattı ve Swara’ya hamile kaldı.Shekhar’ın ailesi karşı çıkınca ilişkileri yarım kaldı Hala Shekhar’a karşı hisleri var. Dizide Sumi olarak biliniyor.
Shalini Kapoor Sagar (Annapurna Maheshwari) Durgaprasad ve Lakshya’nın annesi. Çok tatlı bir kadın. Kocasına karşı gelemediği için çok acı çekmeye mahkum bir anne. Oğulları ve kocası arasında kalır.
Abhijit Lahiri(Deendayal Gadodia) Şekar’ın babası
Amar Sharma (Ram Prasad Maheshwari) Amar Sharma 1980 doğumludur ve 39 yaşındadır. İkimizin Yerine dizisinde de oynamıştır.
Durgaprasad’ın küçük kardeşi.
Tarun Singh (Adarsh Durga Prasad Maheshwari) Durga Prasad’ın büyük oğlu
Soni Singh (Urvashi Maasi) 1984 Mumbai doğumludur 35 yaşının içindedir. Ünlü bir Hint televizyon oyuncusudur.
Swara’dan ve annesi Sharmishta’dan nefret eder Ragini’nin annesinin hayatını mahvettiğini düşünüyor. Her fırsatta Swara’ya karşı planlar ve planlar yapar.
Roop Durgapal(Kavya Malhotra) Roop Durgapal İkimizin Yerine dizisinde de oyuncu olarak yer almıştır. Hindistan Mumbai doğumludur. 15 Ekim 1988 de doğmuştur ve 31 yaşındadır 160 cm boyundadır.
Lakshya’nın eski sevgilisidir. Kavya ile Ragini’den intikam almak için evlendi.
Nikita Sharma (Kavita) Kavita, Sanskaar’ın uzun süredir komada olan eski sevgilisidir. İyileştiğinde Sanskaar’ın Swara’yı sevmeye başladığını gördüğünde geri çekilir.
Bıçak Sırtı Tanıtım Fragmanı Yasak Elma Fragman Kadın Fragman Bir Zamanlar Çukurova Fragman Elimi Bırakma Fragman Kuruluş Osman Fragman Hercai Fragman Mucize Doktor Fragman Çukur Fragman Kuzey Yıldızı Fragman Dizi Fragmanlar Yeni Fragmanlar Sesli Chat Zalim İstanbul Fragman Benim Adım Melek Fragman Arka Sokaklar Fragman
submitted by fragmanlife to u/fragmanlife [link] [comments]


2019.11.19 12:45 fragmanlife Mesti Ask Filmi Oyunculari ve Vizyon Tarihi

Mesti Ask Filmi Oyunculari ve Vizyon Tarihi Yönetmenliğini Hasan Fethi’nin üstleneceği Mevlana’nın hayat hikayesinin anlatılacağı Mesti Aşk filmi için hazırlıklar sürüyor. Başrollerini İbrahim Çelikkol, Hande Erçel ve Bensu Soral’ın paylaştığı Mesti Aşk filmi 2020’nin şimdiden en çok merak edilen vizyon projelerinden biri oldu. Daha önce bir çok dizi de başrol oynayan ve şimdilerde Azize dizisi ile ekranlara gelmeye hazırlanan Hande Erçel’in ilk film projesi olacak.
Mesti Aşk Filmi Konusu Mesti Aşk filminde Mevlana’nın hikayesi çok farklı bir bakış açısı ise İranlı bir yönetmen tarafından anlatılacak. Mesti Aşk filminde bilinenden çok farklı bir Mevlana profili olacağı konuşuluyor.
Mesti Aşk Filmi Vizyon Tarihi Mesti Aşk Filmi 2020 de vizyonda olacak. Okuma provaları başlayan filmin çekimlerine ise kısa zaman içinde başlanacak ve 2019 kasım ayında tahmini olarak çekimler tamamlanmış olacak ve montaj çalışmalarına başlanacak.
Mesti Aşk Oyuncuları Bensu Soral Son olarak Organize İşler 2: Sazan Sarmalı filminde Yılmaz Erdoğan ile birlikte rol alan ve özellikle İçerde dizisinde hayat verdiği Melek karakterinden sonra büyük çıkış yakalayan Bensu Soral şimdide Mesti Aşk filminde baş rolde yer alacak. İlk olarak 2015 yılında yer aldığı Tatlı Küçük Yalancılar dizisi ile tanınan ve dizi de hayat verdiği Aslı karakteri ile çok sevilen Bensu Soral oyunculuğa ise 2012 de Yol Ayrımı dizisi ile başlamıştı. 2 Şubat 1991 de Yeşil Bursa’da doğan Bensu Soral 2019 yılı itibari ile 28 yaşının içindedir. r. Marmara Üniversitesi Grafik Bölümü mezunu olan Bensu Soral oyuncu Hande Soral’ın da kardeşidir. 1.63 boyu ve 55 kilo olan Bensu Soral güzelliği ile bir çok izleyiciyi kendine hayran bırakmaktadır.
Kuruluş Osman Nerede Çekiliyor? Dizi Seti Nerede? İşte Detaylar Kuruluş Osman Nerede Çekiliyor? Dizi Seti Nerede? İşte Detaylar
Hande Erçel 24 Kasım 1993 doğumlu olan güzel oyuncu Hande Erçel 26 yaşındadır ve aslen Balıkesirlidir. 2019 da kasım ayında yayınlanacak Azize dizisinde Azize karakterine hayat vermek için hazırlanan Hande Erçel daha son dönemlerin en ünlü kadın başrol oyuncularından biri olmuştur. 2018 de Halka dizisi ile büyük çıkış yakalayan Erçel her ne kadar ününe ün katsa da yer aldığı projelerin hiç biri sezonu tamamlayamamıştır.
Mimar Sinan Üniversitesinde Güzel Sanatlar eğitimi alan Hande Erçel bir çok eleştirmen tarafından oyunculuğunun eleştirilmesi sonrası yurt dışında oyunculuk dersleri bile almıştır. Güzelliği ile lise döneminden itibaren dikkat çeken Hande Erçel Çılgın Dershane Üniversitede filmi ile kendini göstermiş ve yapımcıların radarına girmiştir. Hande Erçel’in en büyük çıkışı ise Güneşin Kızları dizisinde hayat verdiği Selin karakteri olmuştur. 2017 de Aşk Laftan Anlamaz isimli dizi de Burak Deniz ile partner olan Hande Erçel daha sonra Siyah İnci dizisinde Talgahan Sayışman ile yer almıştır. Murat Dalkılıç ile ilişkisi olduğu bilenen güzel oyucu Azize ve Mesti Aşk dizisi çekimlerini aynı zamanda gerçekleştirecektir.
İbrahim Çelikkol (İskender) 2019 da Evim dizisi ile izleyicisi karşısına çıkmaya hazırlanan İbrahim Çelikkol Mesti Aşk dizisinden gelen teklifi de reddetmedi ve iki projenin çekimlerini de aynı anda yürütmeye karar verdi. 1982 de Kocaeli doğan 37 yaşında ki İbrahim Çelikkol zamanın hızlı basketbolcularındandır. Basketbolda milli seviyeye ulaştıktan sonra mankenlik teklifi alan İbrahim Çelikkol bir dönem modellik yapmış ve bu dönemde yapımcıların dikkatinden kaçmamıştır. Uzun boyu ve kaslı fiziği ile aksiyon filmlerinin aranan ismi olan İbrahim Çelikkol Osman Sınav’ın kendisini keşfetmesi ile ünlü olmuştur. İlk olarak Pars Narkoterör isimli polisiye filmde yer alan ve çok beğenilen oyuncu daha sonra Merhamet dizisinde erkek başrol de yer alarak artık herkes tarafından tanınan bir oyuncu olmuştur. 2017 de Seddülbahir 32 Saat’te ve 2018 de Siyah Beyaz Aşk dizisinde yer alan İbrahim ÇELİKKOL son olarak Muhteşem İkili dizisinde yer almış ama dizisi tutmamıştır. Mihre Mutlu ile evlidir.
İskender devletine milletine ve geleneklerine bağlı bir komutandır. Hz. Mevlana ile tanıştıktan sonra İrfani aşk yolunda büyük çelişkiler yaşayan İskender, aslında en büyük savaşı kendi ile vermektedir.
Boran Kuzum (Alaeddin) 1 Ekim 1992 de Ankara doğumlu olan Boran Kuzum 27 yaşındadır. Vatanım Sensin’in dizisinin yıldızı Leon karakteri ile büyük çıkış yakalayan Boran Kuzum 0İstanbul Üniversitesi Devlet Konservatuvarı tiyatro bölümü mezunudur. ilk olarak 2015 de Analar ve Anneler dizisi ile ekranlara çıkan Boran Kuzum 2016’da ise Muhteşem Yüzyıl: Kösem dizisinde yer almıştır. 2017 de ise Cingöz Recai filminde yer almıştır. Boran Kuzum son olarak Şahin Tepesi dizisinde Efe karakteri ile yer almıştır.
Alaeddin Mevlana ve Şems’in kaderini belirleyen genç bir adamdır.
Burak Tozkoparan
1992’de İstanbul doğumlu olan yakışıklı oyuncu Burak Tozkoparan şuanda 27 yaşının içindedir. Vodafone Liseler Arası Müzik Yarışması ile dikkatleri üzerine çeken Burak Tozkoparan anınmıştır. Okan Üniversitesinde Sinema ve Televizyon eğitimi almıştır. Oyunculuğa başlamadan önce baterist olarak sanat icra etmiştir; ilk ekran deneyimini ise Paramparça dizi olmuş dizinin deneme çekimlerinde dizinin yönetmen ve yapımcısını kendisine hayran bırakmıştır. 2016 da Hesapta Aşk filmi ile ekranlara çıkan Burak Tozkoparan 2017 de Kırgın Çiçekler dizisinde hayat verdiği Ali karakteri ile tanındı. Son olarak Sesinde Aşk Var dizisinde Rüzgar karakteri ile yer almıştır.
Selma Ergeç
1 Kasım 1978 Almanya doğumlu olan Selma Ergeç 41 yaşının içindedir. Çok zeki bir kız olan Selma Ergeç Tıp okurken model olmak için eğitime ara vermiş ve manken ve dizi oyuncusu olmaya karar vermiştir. Asi dizisinde Defne karakterine hayat vermiştir. Son olarak Muhteşem Yüzyıl dizisinde Hatice Sultan’a ve Gönül İşleri Saadet karakterine hayat vermiştir. Selma Ergeç son olarak Yaşamayanlar isimli internet dizisinde Karmen karakteri ile yer almıştır.
Parsa Pirouzfar
Parsa Pirouzfar 13 Eylül 1972 İran Tahran doğumludur. 47 yaşında olan Parsa Pirouzfar Türk İran yapımı Aşk Sarhoşu filminde yer almıştır. Parsa Pirouzfar Aşk sarhoşu filminde Hande Erçel ile başrolde yer almıştır. Oyunculuk dersler vermekte ve tiyatro ile ilgilenmektedir. Aynı zamanda da ressamdır.
Shahab Hosseini
Shahab Hosseini İranlı bir aktördür. 1974 doğumludur ve 45 yaşındadır. İlk olarak radyolarda Dj olarak çalışan Shahab Hosseini psikoloji, eğitimini bırakmakmış ve oyunculuğa baş koymuştur.
Benzer Konular Trt 1 Kore Dizisi Hapishanedeki Çiçek Oyuncu Kadrosu ve Karakterleri Trt 1 Kore Dizisi Hapishanedeki Çiçek Oyuncu Kadrosu ve Karakterleri 18 Kasım 2019 Azize Asya Kimdir? Duygu Sarışın Kimdir? Kaç Yaşında? Azize Asya Kimdir? Duygu Sarışın Kimdir? Kaç Yaşında? 17 Kasım 2019 Kurşun Kerim Paşa Kimdir? (Ünal Silver) Kurşun Kerim Paşa Kimdir? (Ünal Silver) 15 Kasım 2019 İkimizin Yerine Yeni Ganga (Aasiya Kazi) Kimdir? Aasiya Kazi Nereli Kaç Yaşında İkimizin Yerine Yeni Ganga (Aasiya Kazi) Kimdir? Aasiya Kazi Nereli Kaç Yaşında 13 Kasım 2019 Can Borcum Dizisi Oyuncuları Kadrosu ve Karakterleri Can Borcum Dizisi Oyuncuları Kadrosu ve Karakterleri 9 Kasım 2019 Azadlık Saka Oyuncuları Kadrosu Azadlık Saka Oyuncuları Kadrosu 9 Kasım 2019 Yorum yaz Adınız Yorumunuzu buraya yazabilirsiniz. Bıçak Sırtı Dizisi Oyuncuları Karakterleri Kadrosu (Kanal 7 Swaragini)
Kanal 7 sonunda 2019 2020 yeni sezonunda yayınlayacağı yeni Hint dizisinin detaylarını paylaştı. Sev Yeter dizisinden sonra eski dizilerin tekrarı ile devam eden Kanal 7 yeni dizisi Bıçak Sırtı ile ekim ayında izleyicisi karşısına çıkacak. Hindistan’da Swaragini ismi ile Hindistan’da 2 Mart 2015 – 14 Aralık 2016 tarihleri arasında 30 dakikadan 469 bölüm yayınlanan Swaragini dizisi Türkiye’de 90 dakikadan toplamda 156 bölüm yayında olacak.
Bıçak Sırtı Dizisi Konusu
Bıçak Sırtı dizisinde Swara ve Ragini isimli iki kızın hikayesi anlatılacak. Swara ve Ragini bir birlerinden çok farklı iki kızdır. Swara modern ve hayat dolu bir kızdır şarkı söylemeyi çok sever; Ragini ise Swara’nın tam tersi oldukça içine kapanık ve geleneklerine aşırı bağlı bir kızdır. Swara ve Ragini çok iyi anlaşan iki iyi arkadaş olsalar da aileleri bir birlerini hiç sevmezler ve her fırsatta kavga ederler. İlerleyen bölümlerde bu kavganın nedeni de anlaşılır Swara’nın annesi ile Ragini’nin babası gençliklerinde bir birlerine deliler gibi aşıklarmış ama kavuşamamışlar. Diğer taraftan iki kız olur da bir erkek olmaz mı? Lakşiya bu iki kızın sevdiği yakışıklı adam. Lakşiya Swara ve Ragini arasında kalacak ve seçim yapmakta zorlanacak. İşte bu üçlü arasında ki aşk Bıçak Sırtı dizisinin konusu oluşturacak. Hint dizisi olur da aşk, ihtiras entrika olmaz mı? Hepsi fazla fazla var.
Bıçak Sırtı Oyuncuları Helly Shah (Swara Sanskaar Maheshwari) Helly Shah 7 ocak 1996 Hindistan doğumludur. 14 yaşında ekranlara çıkmaya başlayan Helly Shah Alaxmi ve Gulaal gibi Hint dizilerinde çocuk oyuncu olarak yer alsa da asıl tanındığı dizi ilk defa baş rolü paylaştığı Swaragini dizisi oldu. Üç yıldır Devanshi isimli Hint dizisinde kadın başrol oyuncusu olarak yer almaya devam etmektedir.
Kuruluş Osman Nerede Çekiliyor? Dizi Seti Nerede? İşte Detaylar Kuruluş Osman Nerede Çekiliyor? Dizi Seti Nerede? İşte Detaylar
Swara Lakşiya’ya aşık hayat dolu cıvıl cıvıl bir kızdır. Rahat bir ailede yetişen Swara geleneklerini çok takmaz. O daha çok şarkı söylemeyi eğlenmeyi ve aşık olmayı sever. Açık fikirli bir kız olan Swara aynı zamanda çok da duygusaldır.
Tejaswi Prakash Wayangankar (Ragini Lakshya Maheshwari) Tejaswi Prakash Wayangankar 10 haziran 1992 Arabistan doğumludur. Eğitimini müzik üzerine almasına rağmen güzelliği ile dizi yapımcılarının dikkatini çekince dizi oyuncusu olmaya karar verdi. 163 cm boyu olan güzel oyuncu 55 kg’dır. En çok tanındığı dizi ise ilk kez başrol olarak yer aldığı Swaragini dizisi olmuştur.
Ragini geleneklerine çok bağlı içine çık kapanık bir kızdır. İçine kapanık olduğu için aklında çok fazla aşk yoktur ama mahallede Lakşiya isimli genci görmesi ile onunda kalbine aşk ateşi düşer. Marwar’lı bir kız olan Ragini maruz kaldığı entrikalara rağmen iyi niyetini korumayı başaracak kadar da saftır.
Ragini zengin bir velet olan Lakşiya’ya aşkını itiraf eder ama Lakşiya onu rezil eder. Lakşiya da Ragini’nin kız kardeşim dediği Swara’ya aşıktır.
Namish Taneja (Lakshya Durga Prasad Maheshwari) Namish Taneja 11 Eylül 1994 Hindistan doğumludur ve 25 yaşındadır. Şans eseri Delihi’den Mumbai’ye geldiğinde bir film seti ile karşılaşan Namish Taneja seçmelere katılınca ünlü olmayı başarmıştır. Ekk Nayi Pehchaan isimli ünlü Hint dizisi ile oyunculuğa başlayan Namish Taneja Swaragini dizisi ile hem Hindistan’da hemde Dünyada tanınan bir yetenek haline gelmiştir. 175 cm ve 70 Kg’dır.
Laksiya yakışıklı ve hayat dolu bir gençtir. Zengin bir şımarık çocuğudur ama ailesinde her şeyin bir kuralı vardır. İki farklı yüzü vardır biri ailesinin yanında biri de dışarıda. Aslında ne evini ne de dikdatör babasını seviyor. Sonunda babasına karşı gelir. Swara’yı seviyor ama Lakşiya’yı da Ragini seviyor.
Varun Kapoor (Sanskaar Ram Prasad Maheshwari) Varun Kapoor 1987 28 Ağustos doğumludur. 32 yaşında olan yakışıklı oyuncu Hindistan’ın Türkiye’de en çok tanınan başrol oyuncularından biridir. Türkiye’de en çok İki Yabancı isimli dizii ile tanınmıştır. Aslında mühendis kafasına sahip olmasına rağmen oyunculuk yetenekleri ile de çok dikkat çekmiş ve oyuncu olmaya karar vermiştir. Evli olan Varun Kapoor 2018 de Savitri Devi College and Hospital dizisinde de başrol oynamış ve dizisi Hindistan da çok izlenen bir doktor dizisi olmuştur.
Sanskar yakışıklı bir adamdır. Diziye sonradan dahil olacak ama entrikaların merkezinde yer alacaktır. Aslında çok kötü bir geçmişi var. Dini başka bir kız sevdi ailesi ya biz ya o kız dedi. Sasnkar kız arkadaşını seçti ve ailesinden atıldı. Sonra da eşi yani sevdiği kız kollarında öldü.
Nagesh Salwan (Durgaprasad Maheshwari) Lakşiya’nın babası marwari topluluğu başkanı. Kuralları olan sıkı bir adam. Gerçekleri öğrendiğinde evi terk edecek ama geri de dönecek.
Akanksha Chamola (Parineeta Maheshwari) Adarsh’nın karısı
Alka Kaushal (Parvati Gadodia) Alla Kaushal 2 Eylül 1969 Hindistan doğumludur. 50 yaşındaki tecrübeli oyuncu çok sayıda dizi ve filmde rol almıştır. Biz onu Kanal 7 de yayınlanan Zor Sevda dizisinden tanıyoruz. Oyunculuğun yanı sıra yapımcı olarak da görev almıştır. Alka Kaushal tv yapımcısı ve yönetmeni Ravi Kaushal ile evlidir.
Şhekar’ın annesi. Dini duyguları güçlü bir kadın. Shekhar ve Sharmishta’nın düğüne karşı çıktı ve onu durdurmak için her şeyi yaptı ama başarısız oldu. Her dizide bir fitne olur ya! İşte fitnenin başı bu kadın. Ragini ondan çok korkmaktadır. Dadima olarak da atlandırılmaktadır.
Sachin Tyagi (Shekhar Gadodia) Oyuncu ve aynı zamanda şarkıcıdır. Orta sınıf bir ailenin çocuğu olarak Hindistan’ın Merut kentinde dünyaya gelmiştir. Onu ünlü yapan dizi 2015 yılında yayınlanan Swaragini dizisi olmuştur. Sachin burada Şekar rolünü oynamıştır. Sachin evlidir.
Swara ve Ragini’nin babası. sakin bir adam. gençken Sharmishta’yı sevdi, ancak farklı dinlerde olduğu için Sharmishta ailesi tarafından kabul edilmedi. Cesaret edemedi ve sevgisinden vazgeçerek Ragini’nin gençken öldüğü annesinin annesi ile evlendi. Swara’nın gerçek kızı olduğundan habersiz. Ancak Sumi gerçeği söylediğinde Swara babasının Şekar olduğunu öğrenecek. Swara Şekar ile Sumi’yi bir araya getirmek isteyecek ancak Dadima buna engel olacak. Söylediği yalanlara Ragini inanacak.
Tanima Sen (Shobha Bose) Sharmishtha’nın annesi. Shekhar-Sharmishta’nın evliliğini tam bir yürekle kabul etti ve Swini gibi Ragini’yi seviyor. Parvati’yi genelde o kontrol eder. Gerçekçi bir insan, Swara’nın büyükannesi.
Parineeta Borthakur (Sharmishtha Gadodia) Swara’nın annesi ve Ragini’nin üvey annesi. Annesi ve kızının etrafında hayatı geçen bir kadın. Gençken Shekhar i aşıktı ve onunla yattı ve Swara’ya hamile kaldı.Shekhar’ın ailesi karşı çıkınca ilişkileri yarım kaldı Hala Shekhar’a karşı hisleri var. Dizide Sumi olarak biliniyor.
Shalini Kapoor Sagar (Annapurna Maheshwari) Durgaprasad ve Lakshya’nın annesi. Çok tatlı bir kadın. Kocasına karşı gelemediği için çok acı çekmeye mahkum bir anne. Oğulları ve kocası arasında kalır.
Abhijit Lahiri(Deendayal Gadodia) Şekar’ın babası
Amar Sharma (Ram Prasad Maheshwari) Amar Sharma 1980 doğumludur ve 39 yaşındadır. İkimizin Yerine dizisinde de oynamıştır.
Durgaprasad’ın küçük kardeşi.
Tarun Singh (Adarsh Durga Prasad Maheshwari) Durga Prasad’ın büyük oğlu
Soni Singh (Urvashi Maasi) 1984 Mumbai doğumludur 35 yaşının içindedir. Ünlü bir Hint televizyon oyuncusudur.
Swara’dan ve annesi Sharmishta’dan nefret eder Ragini’nin annesinin hayatını mahvettiğini düşünüyor. Her fırsatta Swara’ya karşı planlar ve planlar yapar.
Roop Durgapal(Kavya Malhotra) Roop Durgapal İkimizin Yerine dizisinde de oyuncu olarak yer almıştır. Hindistan Mumbai doğumludur. 15 Ekim 1988 de doğmuştur ve 31 yaşındadır 160 cm boyundadır.
Lakshya’nın eski sevgilisidir. Kavya ile Ragini’den intikam almak için evlendi.
Nikita Sharma (Kavita) Kavita, Sanskaar’ın uzun süredir komada olan eski sevgilisidir. İyileştiğinde Sanskaar’ın Swara’yı sevmeye başladığını gördüğünde geri çekilir.
Bıçak Sırtı Tanıtım Fragmanı Yasak Elma Fragman Kadın Fragman Bir Zamanlar Çukurova Fragman Elimi Bırakma Fragman Kuruluş Osman Fragman Hercai Fragman Mucize Doktor Fragman Çukur Fragman Kuzey Yıldızı Fragman Dizi Fragmanlar Yeni Fragmanlar Sesli Chat Zalim İstanbul Fragman Benim Adım Melek Fragman Arka Sokaklar Fragman
submitted by fragmanlife to u/fragmanlife [link] [comments]


2019.09.06 08:32 Ferhatkale Nihal Atsız foid şiiri

Ey saçları “alagarson” kesik hanım kız! Gülme öyle bana bakıp sen arsız arsız! Bacağımla alay etme pek topla diye. Bir sorsana o topallık nerden hediye? Sen Şişli’de dans ederken her gece, gündüz Biz ötede ne ovalar, çaylar, ne dümdüz Yaylaları geçtik, karlı dağları aştık; Siz salonda dans ederken bizler savaştık. Ey dudağı kanım gibi kıpkırmızı kız, Gülme öyle bana bakıp sen arsız arsız! Olan işler dimağını azıcık yorsun! Biliyorum elbisemle eğleniyorsun; Biliyorum baldırını o kadar nazla Örten bir tek ipek çorap kıymetçe fazla Benim bütün elbisemden… Hatta kendimden… Biliyorum: Çünkü bugün şu dünyada ben Neyim? Bir hiç… işe güce yaramaz, topal… Sen sağlamsın senin hakkın dünyadan zevk al: Çünkü orda düşmanlarla boğuşurken biz Siz muhteşem salonlarda şarap içtiniz! Ey gözünün rengi bana yabancı güzel, Her yolcunun uğradığı ey hancı güzel! Sen yabancı kucaklarda yaşarken her gün Yapıyorduk bizde kanla, barutla düğün. Sen o sıcak odalarda cilveli, mahmur Dolaşırken… Biz de tipi, fırtına, yağmur, Kar altında kanlar döktük, canlar yıprattık; Aç yaşadık, susuz kaldık, taşlarda yattık Sen açılmış bir bahardın, biz kara kıştık; Bizden üstün ordularla böyle çarpıştık… Gülme bana bakıp pek arsız arsız Sen ey dışı güzel, fakat içi çamur kız! Sana karşı haykıranı mecbursun dinle; Bugün hesap göreceğiz artık seninle: Ben cephede geberirken, geride vatan Aşkı ile bin belalı işe can atan Anam, babam, karım, kızım eziliyorken Dağlar kadar yük altında… Gel, cevap ver, sen Bana anlat, anlat bana, siz ne yaptınız? Köpek gibi oynaştınız, fuhşa taptınız! Anavatan boğulurken kıpkızıl kanda Yalnız gönül verdiniz siz zevke, cazbanda… Ey nankör kız, ey fahişe unutma şunu: Sizin için harp ederken yedim kurşunu. Onun için topal kaldı böyle bacağım, Onun için tütmez oldu artık ocağım. Nazlı nazlı yatıyorken sen yataklarda Sallanarak ölü kaldık biz bataklarda. Kalbur oldu süngülerle çelik bağrımız, Bu amansız boğuşmada öldü yarımız, Ya siz nasıl yaşadınız? Bizim kanımız Size şarap oldu sanki… Şehit canımız Güya sizin mezenizdi! Yiyip içtiniz; Zıpladınız, kudurdunuz arsız, edepsiz! … Gerçi salonlarda “yıldız” dı senin adın, Hakikatte fahişesin ey alçak kadın! Ey allıklı ve düzgünlü yosma bil şunu: Bütün millet öğrenmiştir senin fuhşunu. Omuzunda neden seni fuzuli çeksin? Kinimizin şiddetiyle gebereceksin! ..
submitted by Ferhatkale to turkincel [link] [comments]


2019.01.15 18:27 fragmanlife Kara Para Ask dizisi konusu ve oyunculari

Kara Para Ask dizisi konusu ve oyunculari Kara Para Aşk
Para ve hırs yüzünden hızla kirlenen dünyada, suçlularla giriştiği amansız mücadelelerde büyük başarılar kazanan Ömer Komiser, kız arkadaşı Sibel'le nişanlanmak için İstanbul'a gelir. Başrollerini Engin Akyürek ve Tuba Büyüküstün'ün paylaştığı dizinin güçlü oyuncu kadrosunda Erkan Can da yer alıyor. Senaryosunu Sema Ergenekon ve Eylem Canpolat kaleme alıyor. Ay yapımın imzasıyla ekranlara gelen dizinin yönetmenliğini, Ahmet Katıksız yapıyor…
Genel Hikaye Para ve hırs yüzünden hızla kirlenen dünyada, suçlularla giriştiği amansız mücadelelerde büyük başarılar kazanan Ömer Komiser, kız arkadaşı Sibel'le nişanlanmak için İstanbul'a gelir. Roma'da yaşayan Elif ise doğum gününde ailesiyle birlikte olmak için İstanbul'a gelir. Ömer ile Elif aynı gece ölüm acısı yaşarlar. Ömer'in kız arkadaşı ve Elif'in babası cinayete kurban giderler. İkisi de cevaplayamadıkları sorularla baş başa kalırlar. Gergin ve önyargılı bir tanışmanın ardından peşlerine düştükleri her ipucu yollarını kesiştirir. Ömer, Sibel'in katilini bulmaya, ona atılan iftiraları temizlemeye kararlıdır. Elif ise ömrünün en zor anlarını yaşarken, babasının göründüğünün aksine karanlık bir hayatı olduğu gerçeğiyle yüzleşir. Bu Elif'in yüzünde patlayan ne ilk ne de son tokat olacaktır. Elif, ailesi için tehlikelerle dolu, karanlık yolda kaybolmak üzeredir. Başrollerini Engin Akyürek ve Tuba Büyüküstün'ün paylaştığı dizinin güçlü oyuncu kadrosunda Erkan Can da yer alıyor.
Senaryosunu Sema Ergenekon ve Eylem Canpolat kaleme alıyor. Ay yapımın imzasıyla ekranlara gelen dizinin yönetmenliğini, Ahmet Katıksız yapıyor…
Kara Para Aşk
Tuba Büyüküstün Elif Roma'da yaşamakta olan Elif başarılı bir mücevherat tasarımcısıdır. Varlıklı bir aileye sahip olmanın avantajlarını kullanmak yerine kendi çabalarıyla Elif Gams adında bir marka oluşturmayı başarmıştır. İşini çok seven, ailesine bağlı olan Elif, hayatında gerçek aşkla hiç tanışmamıştır. Bunun özlemini çekmektedir.
Engin Akyürek Ömer Ömer, kuyum işçisi olan babası öldürüldüğünde dokuz yaşındadır. Babasının katili bulunamaz ve faili meçhul sayılır. Para uğruna babasını kaybeden Ömer, bu elim olaydan sonra polis olmaya ve hiçbir cinayetin faili meçhul kalmamasını sağlamaya karar verir. Çevresi tarafından sevilen, dürüst, çok başarılı bir komiserdir.
Erkan Can Tayyar Denizerlerin aile dostu, başarılı bir işadamıdır.. Hastaneden, otele kadar bir sürü iş kolunda faaliyet göstermektedir.. Küçükken hep doktor olmayı hayal ettiği için şirketleri arasında en çok hastanede vakit geçirir.. Kurduğu vakıfla ihtiyacı olan çocukların eğitimini karşılaşmaktadır.
Burak Tamdoğan Hüseyin "İstanbul Emniyeti Cinayet Şubede komiser olan Hüseyin evli ve iki çocuk babasıdır.. Onun da meslek seçiminde babasının öldürülmesi etken olmuştur. Ailesine bağlı geçim derdinde olan bir adamdır...
Saygın Soysal Metin Babasız büyümüş, hayatı sokakta öğrenmiş olan Metin kafasına koyduğu her şeyi yapacak kadar azimli ve hırslıdır. Onu sonuca taşıyan sürecin, başkalarının hayatına gasp etmesini göz ardı edecek kadar da yüreği katıdır...
Emre Kızılırmak Levent Levent, analiz yeteneği kuvvetli, hırslı bir yöneticiyken dik başlı ve inatçı kişiliğinin kurbanı olur ve işsiz kalır. Hayattaki en büyük desteği sevgilisi Bahar'dır. Onunla güzel bir hayat kurabilmek için her şeyi göze alabilecek yapıdadır
Hazal Türesan Aslı Aslı, Elif'in ablasıdır. Küçüklükten beri Elif'i kıskanan, psikolojik sorunları olan biraz dengesiz annesinden nefret eden biri.
Kara Para Aşk 54. Bölüm özeti Yaşadıkları onca kötü olay karşısında birbirlerinde saf aşkı bulan ve güçlü bağlarla birbirlerine bağlandıklarına inanan Elif ve Ömer, Elif’in ani gidişiyle ayrılmıştır.
Yaşadıkları onca kötü olay karşısında birbirlerinde saf aşkı bulan ve güçlü bağlarla birbirlerine bağlandıklarına inanan Elif ve Ömer, Elif'in ani gidişiyle ayrılmıştır. Polis olduğu sürece karşılarına başka Tayyarların çıkacağını, Ömer'in defalarca ölümle burun buruna geleceğini düşünen Elif, onu değiştiremeyeceğini anlamış ve gitmiştir. Ömer ise Elif'in hiç bir açıklama yapmadan gitmesine içerlemiş, mesleğini bırakmasını istemesini de bencilce bulmuştur. Onca badire atlatan Elif ve Ömer bu sorunun üstesinden gelememiştir. Büyük aşkın bu şekilde sonlanmasını istemeyen Arda ve Pelin, Ömer'i ortadan kaybolan Elif'i bulması ve peşinden gitmesi için zorlar. Elif'in onsuz bir hayat kurmak istediğini düşünen Ömer yıkılmış ve öfkelenmiştir, Elif'i bulmak yerine kararına saygı duymayı seçer. Madem Elif Ömer'siz bir hayat düşlemektedir, Ömer de buna engel olmayacaktır. Kendini en iyi yaptığı işe mesleğine adayacaktır. Elif ise sıfırdan bir hayat kurmak için daha önce hiç gitmediği bir sahil kasabasına yerleşmiştir. Acıları ve yaralarıyla sığındığı bu küçük kasaba onu sarıp sarmalayacak ve Elif'e iyi gelecektir. İçten içe Ömer'in gelip kendisini bulmasını beklemiştir ama aylar geçmiş ve Ömer gelmemiştir. Elif'in eksik de olsa yeni bir hayatı vardır. Sade yaşamı içinde kendince mutlu olmaya çalışmaktadır. Mesafeler, yanlış anlaşılmalar ve zaman bu büyük aşkın yok olup gitmesine sebep olmak üzeredir. Elif ve Ömer'in masalının sonunda kazanan koşulsuz sevgi mi yoksa sonsuz ayrılık mı olacaktır?
fragmantv seslisohbet fragmanlar seslichat
submitted by fragmanlife to u/fragmanlife [link] [comments]


2019.01.03 16:10 fragmanlife Eskiya Dunyaya Hukumdar Olmaz Dizi Konusu ve Oyunculari

Her salı atv ekranlarında seyirciyle buluşan dizi büyük bir ilgi gördüğü için iki sezondur devam ediyor. Eşkıya dünyaya hükümdar olmaz konusu Hızır Çakırbeyli’nin başından geçenlerden oluşuyor. Hızır Çakırbeyli genç yaştan itibaren karanlık işlerle uğraşmakta ve yer altı dünyasının ünlü bir mafya babası olmak için çabalamaktadır. Yaşadığı karanlık dünya Hızır’ın uzak olduğu bir hayat değildir. Karanlık dünya ile içli dışlı olan Çakırbeyli bulunduğu konumdan yaşadığı hayattan oldukça memnundur. Bulunduğu karanlık dünyada “reis” olarak tanınan, adlandırılan Hızır Çakırbeyli, ağabeyi öldükten sonra onun yerine bu mafya masasına oturmuştur. Her şey Hızır Çakırbeyli!nin istediği şekilde ilerlerken Çakırbeyli ağabeyinin katilini bulma girişimine başlar ancak bilmediği bir şey var ki o da mafya masa lideri Ünal Kaplan’ın ağabeyini öldürmüş olmasıdır.
Bir arada toplanıp kaçak silah üreten mafya ekibi dışarıya silah satmaktadır. Devlet kaçak silah satın almak için masa lideri Ünal Kaplan ile anlaşma sağlamaya çalışır ancak Ünal Kaplan buna pek yanaşmaz. Devlet Hızır Çakırbeyli ile işbirliği yapmaya karar verir. Çakırbeyli devlet ile işbirliği yapmaya sıcak bakmaktadır ve isteklerini kabul eder. Ancak devletin başka bir isteği daha vardır o da Ünal Kaplan’ın liderliğini sonlandırıp Hızır Çakırbeyli’yi masa lideri yapmaktır. Artık Ünal Çakırbeyli’nin rakibi iyi tanıdığı, oldukça güçlü bir masa üyesidir.
Dizinin konusu her sezon değişmektedir. Dizi iki sezon oynamaktadır. Birinci sezonda yukarıdaki konular işlenmiştir (birinci sezon 1-40 bölümden meydana gelmiştir). İkinci sezonda ise masa lideri olarak Hızır Çakırbeyli karşımıza çıkıyor. Hızır Çakırbeyli masa lideri olduktan sonra derin devlet işleri ile uğraşmak durumunda kalıyor. İkinci sezon 41, bölümde başlamaktadır. Hala devam eden dizi oldukça büyük reyting almaktadır. Eşkıya dünyaya hükümdar olmaz konusu bu şekilde oluşmaktadır.
Eşkıya Dünyaya Hükümdar Olmaz Oyuncuları / Karakterleri:
Hızır Çakırbeyli (Hızır, Reis, Hızır reis) – (Oktay Kaynarca’nın canlandırdığı karakterdir)
Dizinin baş rol oyuncusudur. 45 yaşlarında, mutlu bir evlilik sürdüren üç çocuk babasıdır. Arkadaşları reis, çakır diye hitap etmektedir. Annesi Hızır diye çağırmaktadır. Hızır Çakırbeyli’nin hayatını değiştiren en büyük olay ise abisi Ömer’in düşmanları tarafından öldürülmesi ve Çakırbeyli’nin abisi yerine mafya üyeliği yapmasıdır. Abisi ölmeden önce kardeşinden intikamını almasını istemiş ve mühendisliği bir süreliğine rafa kaldırmaktır. Abisinin isteğini yerine getirmek için her şeyi göze alan Çakırbeyli ilk olarak ceza evine girer daha sonra mafya üyesi olur. Her şeyden haberdar olan Hızır Çakırbeyli oy birliği ile masa lideri Ünal’ı şutlayıp onun yerine lider olur. Birinci sezonda vurulan Çakırbeyli ikinci sezonun başlangıcında yine eskisi gibi sapasağlamdır. Yarası iyileşmiş ve artık eskisinden daha güçlüdür. İşlerine kaldığı yerden devam eder.
Meryem Çakırbeyli – (Deniz Çakır, karakteri canlandıran ünlü isim)
Hızır Çakırbeyli’nin karısıdır. Oldukça net bir insandır. Onurlu gururlu bir insan olmasına rağmen kocası Hızır’ın Nazlı adındaki bayan ile ilişkisini öğrendikten sonra da ses çıkarmaz, İnsanlığından taviz vermez. Bazı olaylardan dolayı hapse girmiş ve kısa zaman zarfında çıkmıştır. Hızır ile Nazlı’nın ilişkisini öğrendiği zaman boşanmak istemiş ancak bir türlü boşanma imkanı bulamamıştır. Hayriye ananın oyunu ile eve geri dönmek zorunda kalmıştır. Sezon finalde Nurten’in adamları tarafından vurulmuştur.
Ceylan Özsoy – (Sanem Çelik’in canlandırdığı karakter)
Eniştesi (Yusuf Çakırbeyli) öldükten sonra ablası Handan ile sürgün hayatı yaşamak zorunda kalan Ceylan yüreğinde Hızır Çakırbeyli’ne duyduğu nefret ve aşkla hesap gününü beklemektedir. Bütün bu olaylar olurken Hızır, Meryem ile evlenmiş güzel bir hayatın adımını atmıştır. Nefreti iyice büyüyen Ceylan yirmi senedir Çakır ile yüzleşmeyi beklemiştir. Hesap günü gelip çatsa da Ceylan gerçekten kaçmıştır çünkü yeğeni Alparslan’ın zarar görmesinden korkmuştur. Uzun bir zaman sonra kaybedecek hiç bir şeyi kalmayan Ceylan bütün nefretiyle Hızır’ın karşısına mafya olarak çıkar. Ceylan’ın varlığından tedirgin olanlar Ceylan’dan kurtulmanın yollarını aramaktadır. Ceylan diğer mafya kadınlardan çok farklıdır. Oldukça enerjik, hayatı seven, eğlenceli biridir. Ancak yapmak istediğini eninde sonunda yapar, tutkulu bir mafya kadınıdır. İşte herkesi tedirgin eden de Ceylan’ın bu tutkulu tavrıdır.
Ünal Kaplan – (Tarık Ünlüoğlu’nun canlandırdığı karakter)
55 yaşındadır ve yer altı dünyasının büyük patronu, masa lideridir. Herkes onun emrine amadedir. Merhametsiz bir insan olan Ünal Kaplan kendisine karşı koyan, kafa tutan hiç kimseyi yaşatmamakta, yoluna taş koyanın yoluna taş olmaktadır. Hızır Çakırbeyli oldukça zeki ve gözü kara bir insandır. Lider olan Ünal Kaplan’ın rakibi olma yolunda ilerleyen Çakır Ünal Kaplan’ın düşmanlığını kazanmıştır. Dünyada en çok değer verdiği biricik kızı hayata veda ettikten sonra daha kötü ve acımasız olan Ünal Kaplan Çakır’dan nefret etmektedir.
Alparslan Çakırbeyli – (Yunus Emre Yıldırımer’in canlandırdığı karakter)
26 yaşında oldukça genç bir mafya üyesidir. Çakırbeyli ailesinden çok uzakta yurt dışında yetişmiş orada bir süre kalmıştır. Sevgilisi Özlem’in ölümünden sonra acımasızlaşan Alparslan, hocası Nevzat’tan dersler almaktadır. Hızır Çakırbeyli abisini emaneti olan Alparslan’ın bu tür kötü işlere girişmesinden pek hoşnut olmaz. Olabildiğince uzak durması gerektiğini anlatsa da Alparslan amcasının sözünü dinlememekte yer altı dünyasına girmek için tüm gücüyle çabalamaktadır. 42. bölümde Hızır’a ihanet eden Alparslan amcası Çakır tarafından vurulacak iken başka biri ( Tamer ) tarafından uzun namlulu silah ile vurulur. İşin en kötü tarafı ise Alparslan’ın Hızır Çakırbeyli tarafından vurulduğunun düşünülmesidir. Amcasından nefret etmeye başlayan Alparslan’ı yeni hayatlar beklemektedir.
İlyas Çakırbeyli – (Ozan Akbaba’nın canlandırdığı karakter)
Hızır Çakırbeyli’nin kardeşi olan İlyas 30 yaşında oldukça toy bir delikanlıdır. Sinirlendiği zaman kimseyi gözü görmeyen İlyas fevri hareketleriyle Abisinin ikazlarına maruz kalmaktadır.
Suzan – (Meryem Üzerli’nin canlandırdığı karakter)
25 yaşlarında oldukça genç ve güzel biridir. Yer altı dünyasının lideri olan Ünal Kaplan’ın kızı Özlem’in en yakın arkadaşlarından biridir. Yurt dışında eğitim almış oldukça zeki biridir. Üst düzey ajan eğitimi almıştır. Ünal Kaplan’ın ajanı görevindedir. ileri ki bölümlerde Hızır Çakırbeyli’nin yeğeni Alparslan ile aşk yaşayacaktır ( yaşadıkları aşk Özlem’e ihanet sayılmaktadır ).
Hızır Ali Çakırbeyli – (Yalçın Hafızoğlu’nun canlandırdığı karakter)
Hızır Çakırbeyli ve Ceylan’ın herkesten sakladıkları oğullarıdır. Hiç kimse Hızır Ali Çakırbeyli’nin Hızır Çakırbeyli’nin oğlu olduğunu bilmemektir.
Hayriye Çakırbeyli – (Sabina Toziya’nın canlandırdığı karakter)
Hızır Çakırbeyli’nin annesidir ve 72 yaşındadır. Oldukça güçlü ve otoriter bir kadındır. Karadeniz şivesi ile konuşmaktadır. Hayattaki tek gayesi çocukları ve torunlarını bir arada tutabilmek bir arada hep birlikte mutlu mesut yaşamaktır. Bu gayesini gerçekleştirmek için çok çaba harcamıştır.Oğlu Çakır’a Hızır diye hitap etmektedir. Ve Çakır oğlunu çok fazla sevmektedir.
Handan Çakırbeyli – (Arzu Gamze Kılınç’ın canlandırdığı bir karakter)
Alparslan’ın annesi, Hızır Çakırbeyli’nin yengesi, Ceylan’ın ablasıdır. İstihbaratçı Davut’un kız kardeşidir.
Fahri – (Kenan Çoban’ın canlandırdığı karakter)
Hızır Çakırbeyli ile sürekli yolları ceza evinde kesişen, sinirlendiğinde psikopat olan bir karakterdir. Hızır Çakırbeyli’nin güvendiği adamlardan biridir. Hızır Çakırbeyli’nin güvenini boşa çıkarmayan sevilen eğlenceli bir kişiliktir.
Eşkıya dünyaya hükümdar olmaz oyuncuları bu kadarla sınırlı değildir. Yukarıdaki oyuncular dışında: Civciv Yunus (Kazım Sinan Demirer), Ayşen-Civciv Yunus’un karısı (İnci Nur Daşdemir), Mübeccel (Benian Dönmez), Enişte Temel Kalkan Demir (Hakan Karsak), Hatice (Sevinç Gürşen) ve daha bir çok oyuncu bulunmaktadır. Eşkıya dünyaya hükümdar olmaz oyuncularından en çok sevilen ve beğenilen oyuncular şüphesiz ki Hızır Çakırbeyli rolü ile Oktay Kaynarca ve Meryem Çakırbeyli rolü ile Deniz Çakır’dır.
Eşsiz bir film projesinde sevgilisiyle yer alan Oktay Kaynarca bu güzel dizinin devam edeceğini ve çabuk final olmayacağını söyledi. İlk olarak Kurtlar Vadisi adlı dizide adını duyuran Oktay Kaynarca dizide “Çakır” karakterini canlandırıyordu. İzleyicilerin kalbine dokunmayı başaran Oktay Kaynarca daha sonra Adanalı dizisi ile sevenlerini yine ekran başına çekmeyi başardı. Adanalı dizisinde Yavuz Komiser rolünde idi. Eğlenceli bir o kadar da zeki ve güçlü rolleri canlandıran Oktay Kaynarca yansıtmaya çalıştığı karakterlerden bir parça almış gibi .Normal hayatta da eğlenceli olan Oktay Kaynarca’nın büyük bir seven kitlesi olduğunu söylemeden geçemeyeceğiz. Oynadığı dizi ve filmlerde reyting toplamayı başaran Oktay Kaynarca son olarak Eşkıya Dünyaya hükümdar olmaz’da rol alıyor. Baş rol oyuncusu olan Oktay Kaynarca bu dizinin de reyting almasından oldukça memnun. Peki bu mükemmel dizinin yapımcı, senarist ve çalışanları kimler? İşte merak edilen soruların cevabı…
Dizinin türü; Aksiyondur. Aksiyonun yanı sıra politika, mafya, devlet alt başlıkları da bulunmaktadır. Eşkıya Dünyaya Hükümdar olmaz dizisinin senaristi; Raci Şaşmaz, Bahadır Özener. Yönetmen koltuğunda ise Onur Tan bulunmaktadır. Dizinin çekildiği ülke Türkiye ve dili Türkçe. Mekan olarak İstanbul’da bazı mekan ve yerler tercih edilmiştir. Dizinin yapımcısı ise Raci Şaşmaz. Görüntü yönetmeni Veysel Kılınç, gösterim süresi ise 120 ile 130 dakika arasında değişmektedir.8 Eylül 2015 tarihinde atv ekranlarında seyirci ile buluşan dizi hala devam etmekte ve büyük bir seyirci kitlesine ulaşmaktadır.
Televizyon ekranlarında mafya konusunu işleyip en fazla reytingi alan Kurtlar Vadisi dizisinden sonra en büyük mafya oyunlarını anlatıp reyting alan karanlık dünyaları gün ışığına çıkarıp reytinge koşan ikinci dizi ise eşkıya dünyaya hükümdar olmaz dizisidir. Yayımlandığı günden itibaren seyircinin gönlüne dokunana dizi hala devam etmektedir. Eşsiz oyuncu kadrosu, mükemmel kurgusu ve konusu ile seyircinin heyecanını diri tutan dizi bazı kez eleştiri almış bazı kez ise övgü almıştır. Yine de sonlanmayan hala devam eden dizi atv ekranlarının en sevilen dizileri arasında bulunuyor.
Dizinin çekilmesi ile ekranlara yansıyan Hızır Çakırbeyli, Meryem Çakırbeyli aşkı gerçek hayata yansıması Oktay Kaynarca, Deniz Çakır aşkına dönüşmüştür. Büyük tepki karşısında maruz kalan aşk bütün hızıyla devam etmektedir. Dizi evliliği gerçek olma yolunda hızlı adımlarla ilerlerken dizi reytingi daha fazla artıyor. Bir çok dizi, film ve yarışma programında yer alan Oktay Kaynarca farklı dallarda ödüller alarak oyunculuğunu taçlandırmayı başarmıştır. Yine aynı şekilde dizide göstermiş olduğu performans karşısında ödüle layık görülen Deniz Çakır bu diziden hakkına düşeni alıyor. Şöhretine şöhret katan Oktay Kaynarca yeni projelere açık olduğunu gelen, gelecek olan tekliflere açık olduğunu açıklamıştı. Bundan da anlıyoruz ki Eşkıya dünyaya hükümdar olmaz dizisi Oktay Kaynarca’ya uğurlu geldi. Her salı Atv ekranlarında seyircisi ile buluşmaya devam eden diziyi izlemek isteyenler salı akşamı saat 20:00’da ekran başında olabilir. Diziye bol reytingler diliyoruz…
Oktay Kaynarca, Deniz Çakır, Meryem Üzerli gibi bir çok ünlü ve bizler için değerli olan oyuncuların bir arada bulunup aynı dizi için çabalaması bizleri mutlu etmiyor değil.
Eşkiya Dünyaya Hükümdar Olmaz Detay: Kanal: Atv Yönetmen: Onur Tan Senarist: Raci Şaşmaz ve Bahadır Özdener Oyuncular: Oktay Kaynarca, Deniz Çakır, Sanem Çelik, Tarık Ünlüoğlu, Yunus Emre Yıldırımer, Ozan Akbaba, Meryem Uzerli, Yalçın Hafızoğlu, Sabina Toziya, Arzu Gamze Kılınç, Sevcan Yaşar, Kenan Çoban, Kazım Sinan Demirer ve Kemal Başar Tür: Aksiyon, Devlet, Mafya, Politik Süre: 120 – 130 dakika
fragmantv seslisohbet fragmanlar seslichat
submitted by fragmanlife to u/fragmanlife [link] [comments]


dünyada en güzel kuran okuyan cocuk DÜNYANIN EN GÜZEL 10 ÇOCUĞU - 2019 - YouTube Dünyanın En güzel kızı böylesi görülmedi - YouTube DÜNYADA EN ÇOK KULLANILAN KÜRTÇE İSİMLER VE ANLAMLARI EN GÜZEL 10 KIZ İSMİ DÜNYANIN EN GÜZEL KIZI damat Dünyanın En Güzel Kadınları Hangi Ülkede Yaşıyor ... Dünyanın en güzel sesi! Bu kız ağlamaya başladı - YouTube

  1. dünyada en güzel kuran okuyan cocuk
  2. DÜNYANIN EN GÜZEL 10 ÇOCUĞU - 2019 - YouTube
  3. Dünyanın En güzel kızı böylesi görülmedi - YouTube
  4. DÜNYADA EN ÇOK KULLANILAN KÜRTÇE İSİMLER VE ANLAMLARI
  5. EN GÜZEL 10 KIZ İSMİ
  6. DÜNYANIN EN GÜZEL KIZI
  7. damat
  8. Dünyanın En Güzel Kadınları Hangi Ülkede Yaşıyor ...
  9. Dünyanın en güzel sesi! Bu kız ağlamaya başladı - YouTube

2020 En Güzel 100 Kız Bebek isimleri 2020 - Duration: 2:29. NeviPlay 19,399 views. 2:29. Language: English Location: United States Restricted Mode: Off History Help Dünyanın en güzel 7 kız çocuğu - Duration: 0:26. Elisa Kara 18,207 views. 0:26. 102 y/o Dancer Sees Herself on Film for the First Time - Duration: 7:30. Tenfresh Recommended for you. DÜNYADA EN ÇOK KULLANILAN KÜRTÇE İSİMLER VE ANLAMLARI. ... Kuran’da Geçen En Güzel Kız Bebek İsimleri ve Anlamları - İsim Koymadan Önce bu videoyu İzleyin. Enjoy the videos and music you love, upload original content, and share it all with friends, family, and the world on YouTube. Dünyanın en güzel sesi! Bu kız ağlamaya başladı Dünyanın En Güzel Kadınları Hangi Ülkede Yaşıyor ? ( Türkiye Kaçıncı Sırada ) Herşey Dahil olarak size YouTube'da en bilgilendirici büyüleyici ve çekici vi... DÜNYANIN EN GÜZEL 10 ÇOCUĞU - 2018 İzlediğiniz için teşekkürler , abone olmayı unutmayınız... Herşey Dahil olarak size YouTube'da en bilgilendirici büyül... Dünyanın Ve Türkiyenin En Güzel Kuran Okuyan Hafızları Türk Ve Dünya Hafızlarından En Efsane Makta - Duration: 13:51. Kur'an Tilavetleri 78,558 views 13:51 bizim halayın sesi tüm dünyada duyuldu, gel bana güzel kız kalbimi çalan hırsız haydi halaya eller havaya. Category Music; Show more Show less.